
Önceden zahmetsizce yürüdüğünüz mesafeleri şimdi dinlenerek tamamlamak, yürürken öne doğru eğilme ihtiyacı hissetmek ve oturduğunuzda rahat hissetmek, bel daralması sorunu ile karşılaşabileceğinizi gösteriyor. Omurilik kanalının ve sinirlerin geçtiği boşlukların daralması sonucunda ortaya çıkan bu rahatsızlık, ağrı, uyuşma, karıncalanma ve zamanla kas gücü kaybına yol açabiliyor.
BEL DARALMASI HAKKINDA UZMANLARDAN UYARI
Hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak için erken teşhis ve ameliyatsız tedavi yöntemleri oldukça önemli. Prof. Dr. Necdet Sağlam, bel daralmasının yaşlılıkla ilgili bir durum olarak göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtiyor. Belirtiler başladığında, kişinin yürüme kapasitesi ve günlük yaşam kalitesi bozulmaya başlar. Özellikle şiddetli ağrı ve ilerleyici kas gücü kaybının göz önünde bulundurulması gerektiğini vurgulayan Sağlam, erken müdahalenin hastalara zaman kazandırabileceğini ve yaşam kalitesini artırabileceğini ifade ediyor.
YÜRÜDÜKÇE ARTIYOR, DİNLENİNCE AZALIYOR
Bel daralması, bel bölgesindeki omurilik kanalının ve sinirlerin geçtiği alanların daralması ile kendini gösteriyor. Sinirler ve besleyici damarlar üzerindeki baskı, kalçalarda ve bacaklarda kramp benzeri ağrı, yanma, uyuşma ve karıncalanma gibi belirtilere yol açabiliyor. Bu şikayetlerin en belirgin özelliği, yürümekle artması ve dinlenmek ya da öne eğilmekle azalmasıdır. Ayrıca gece saatlerinde uyuşma belirtileri daha belirgin hale gelebiliyor.
Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Necdet Sağlam, hastaların genellikle dik durmakta zorlandıklarını belirtiyor. “Hastalar, daha önce rahatça yürüdükleri mesafeleri şimdi ağrı nedeniyle dinlenerek tamamlamak zorunda kaldıklarını fark ediyorlar. Yürüyüş sırasında öne doğru eğilme, yokuş çıkmada zorluk ve baldırlarında kramp ile yanma hissi yaşanabiliyor. Oturduğunda veya öne doğru eğildiğinde ise belirgin bir rahatlama hissediyorlar” diyor.

60 YAŞ ÜZERİNDE HER 3 KİŞİDEN BİRİNDE GÖRÜLÜYOR
Yaşlanma ile omurgadaki disklerin ve eklemlerin yapısında meydana gelen değişiklikler bel daralmasına neden olabiliyor. Altmış yaş üzerindeki her üç kişiden birinde anatomik olarak bel daralması gözlemlense de, bu kişilerin yalnızca küçük bir kısmı klinik belirtiler yaşıyor. Görüntüleme sonuçlarında daralma tespit edilmesi, her zaman tedavi gerektirdiği anlamına gelmiyor; hastanın şikayetleri ve muayene bulguları da dikkate alınıyor.
Bel daralması genellikle yavaş ilerliyor. Disklerde başlayan bozulmanın zamanla eklemlerdeki değişiklikler, kemik çıkıntıları ve bağlardaki kalınlaşma ile birleşmesi sonucu, omurilik kanalı daralıyor ve sinirler üzerinde baskı oluşuyor. Doğuştan bel daralması nadir görülse de, bel fıtığı, bel kayması, tümörler ve omurga kırıkları gibi durumlar sonradan bel daralmasına yol açabiliyor. Genetik yatkınlık, mekanik ve çevresel faktörler, aşırı kilo gibi unsurlar da süreci hızlandırabiliyor.
AĞRIDAN KAÇARKEN HAREKETSİZ KALMAYIN!
Uzun süre ayakta durmak ve yürümek ağrıyı artırdığı için hastalar zamanla hareket etmekten kaçınabiliyor. Ancak ağrıyı önlemek için tamamen hareketsiz kalmak, kasları ve eklemleri daha da zayıflatıp durumu kötüleştirebilir. Prof. Dr. Necdet Sağlam, bu durumun bir kısır döngü oluşturduğuna dikkat çekiyor. “Ağrıdan kaçınmak için hareketsiz bir yaşam tarzı benimsemek doğru değildir. Hareketsizlik, kemik, kas ve eklemlerdeki yaşlanmayı ve bozulmayı artırabilir. Bunun yerine, ağrıyı artıracak zorlayıcı hareketlerden kaçınılmalı ve kişinin hareket kapasitesini korumaya yönelik tedavilere odaklanılmalıdır” diyor.

BU BELİRTİLERDE ZAMAN KAYBETMEYİN!
Bel daralması her zaman ciddi bir duruma yol açmasa da, daralmanın şiddetine bağlı olarak belirtiler ağırlaşabiliyor. Tedavinin gecikmesi, ağrıların artmasına, uyuşma ve kas güçsüzlüğünün daha da belirgin hale gelmesine neden olabiliyor. İlerlemiş hastalıklarda idrar ve büyük abdest kontrolünde bozulma, hatta kısmi felç görülebiliyor.
Bel kanalının aniden ve tamamen daralması ise şiddetli ağrı ve felç ile sonuçlanabilen, acil ameliyat gerektiren bir durum oluşturabilir. Kontrol edilemeyen şiddetli ağrı, ilerleyici kas gücü kaybı veya idrar/büyük abdest kontrolünde bozulma yaşandığında, vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması önemlidir.
TANIDA HASTANIN ŞİKAYETLERİ YOL GÖSTERİYOR
Bel daralması tanısında, öncelikle hastanın duruşu, şikayetlerin ne zaman ortaya çıktığı ve nörolojik muayene bulguları değerlendirilir. Kesin tanı için MR incelemesi yapılmaktadır. Hastanın durumuna göre dinamik görüntüleme yöntemleri ve elektromiyografik incelemeler de uygulanabilir.
İleri yaşlarda görüntülemede bel daralmasına sık rastlansa da, tedavi kararı yalnızca MR sonuçlarına dayanarak verilmez. Anatomik daralmanın hastanın yürüme kapasitesini ne ölçüde etkilediği, ağrının şiddeti, kas gücü kaybı ve günlük yaşam bağımsızlığındaki azalma, tedavi planlamasında kritik öneme sahiptir.
ÖNCELİK AMELİYATSIZ TEDAVİLERDE
Tedavi sürecinde, ağrının ve sinir kaynaklı şikayetlerin azaltılması, hastanın yürüme kapasitesi ile günlük yaşam bağımsızlığının korunması ve yaşam kalitesinin artırılması hedeflenmektedir. İlk aşamada ilaç tedavisi, fizik tedavi ve kişiye özel egzersizlerden yararlanılmaktadır. Uygun hastalarda sinir kökü blokajları ile de ağrı kontrol altına alınabilir.
Her bel daralması tanısı alan hastanın ameliyat olması gerekmediğini belirten Prof. Dr. Necdet Sağlam, “Hastanın şikayetleri kontrol altına alınabiliyor ve ilerleyici bir nörolojik kayıp yoksa, öncelikle ameliyatsız yöntemlerle takip ediyoruz. Ancak stabil
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!
Yeni Bir Yorum Bırakın
İlginizi Çekebilecek Diğer Bloglar
Gündem HaberleriGaziantep Forum III, Dünyanın Farklı Ülkelerinden Akademisyenleri Buluşturdu
Gündem HaberleriSakarya Tığcılar’da Kentsel Dönüşüm Hız Kazandı: 45 Yapı Yıkıldı
Gündem HaberleriBursa Yıldırım’da Kentsel Dönüşüm İçin İlk Adım Atıldı
Gündem Haberleri