
iahaber Haber Merkezi
Demokratik Bölgeler Partisi (DEM) Erzurum Milletvekili Meral Danış Beştaş, Silivri Cezaevi’nde bulunan sinemacı ve belgeselci Çiğdem Mater, insan hakları savunucusu Mine Özerden, Emekçi Hareket Partisi (ESP) Eş Genel Başkanı Murat Çepni, iş insanı Osman Kavala, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay Milletvekili Can Atalay, eski Van Büyükşehir Belediye Başkanı Bekir Kaya ve Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Onursal Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı’yı ziyaret etti. Beştaş, “Cezaevi duvarları hukuksuzluğu görünmez kılamaz, dayanışmayı da susturamaz” şeklinde açıklamada bulundu.
Ziyaretine dair sosyal medya hesabından bilgi veren Beştaş, şu ifadeleri kullandı: “Bugün Silivri Cezaevinde; Çiğdem Mater, Mine Özerden, Murat Çepni, Osman Kavala, Can Atalay, Bekir Kaya ve Selçuk Kozağaçlı’yı ziyaret ettim.”
Beştaş, bu isimlerin farklı nedenlerle özgürlüklerinden mahrum kaldığını belirterek, “Yaşadıkları süreçlerin ortak bir yanı var: Hukukun evrensel ilkelerinin ve temel hakların siyasi saiklerle aşındırılması” dedi.
Osman Kavala’nın, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından serbest bırakılması yönündeki kararlarına rağmen yıllardır cezaevinde tutulduğunu dile getiren Beştaş, “Can Atalay, milletvekili seçilmesine ve Anayasa Mahkemesi’nin hak ihlali kararlarına rağmen Meclis’teki görevini yapamıyor” ifadesini kullandı.
Bekir Kaya’nın, belediye başkanlığı ve siyasi faaliyetleri nedeniyle uzun zamandır özgürlüğüne sahip olamadığını vurgulayan Beştaş, Selçuk Kozağaçlı’nın avukatlık ve hak savunuculuğu faaliyetleri sebebiyle cezaevinde tutulduğunu kaydetti.
Çiğdem Mater ve Mine Özerden’in Gezi davası kapsamında haksız yere 18’er yıllık cezalar aldıklarını ifade eden Beştaş, “Aynı şekilde, önceki dönem milletvekillerimizden ve halen ESP Eş Genel Başkanı olan Murat Çepni de siyasi faaliyetleri nedeniyle özgürlüğünden mahrum bırakılmış durumda” dedi.
“Bu dosyaların her biri ağır örnekler”
Beştaş, bu davaların Türkiye’de hukukun siyasallaştırılmasının ve yargının siyasi iradenin etkisinden ne kadar uzaklaşabildiğinin ağır örnekleri olduğunu belirtti. “Bir ülkede düşünmek, konuşmak, savunmak, siyaset yapmak, gazetecilik ve sanat üretmek suç haline getiriliyorsa, orada yalnızca insanların özgürlüğü değil, hukuk devletinin kendisi de ağır bir saldırı altındadır” dedi.
Hukukun iktidarın tercihleriyle şekillenen bir araç olmaması gerektiğini vurgulayan Beştaş, “Hukuk, herkesi, özellikle de iktidar karşısında olanları koruması gereken bir güvencedir” şeklinde konuştu.
Bu nedenle özgürlük, adalet ve hukuk devleti mücadelesine devam edeceklerini belirten Beştaş, “Cezaevi duvarları hukuksuzluğu görünmez kılamaz; dayanışmayı da susturamaz” ifadelerini kullandı.
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



