
iahaber Ekonomi
Mahfi Eğilmez
Big Mac Endeksi, Temmuz 2026 itibarıyla Türk Lirası’nın dolar karşısındaki satın alma gücüne dayalı kurunu yaklaşık 65 TL olarak göstermektedir. Piyasa kuru ile bu hesap arasındaki 17,50 TL’lik fark ne anlama geliyor?
BU HABERİ, iahaber ABONELERİNİN DE
SAĞLADIĞI KATKIYLA OKUYORSUNUZ.
iahaber’E ABONE OL,
BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞİ DESTEKLE!
ABONE OL
Zaten abone misiniz?
Üye girişi yapın
Bir ülkenin para biriminin uluslararası değeri, yabancı paralar karşısındaki performansıyla, yani döviz kuruyla belirlenir. Bu bağlamda ABD doları genellikle referans olarak alınır. Temmuz 2026 itibarıyla 1 doların değeri 47,50 TL olarak belirlenmiş durumda. Ancak bu kur, Türk Lirası’nın satın alma gücünü gerçek anlamda yansıtıyor mu?
Döviz kuru, yalnızca arz ve talep faktörleriyle şekillenmez. Faiz farkları, risk primleri, sermaye hareketleri, merkez bankası müdahaleleri ve piyasa beklentileri gibi birçok değişken de kuru etkileyebilir. Bu nedenle piyasa kuru, paranın satın alma gücüne dayalı değerinden farklılık gösterebilir.
Satın alma gücü paritesinin (SAGP) temel mantığı, farklı ülkelerdeki benzer ürünlerin fiyatlarını karşılaştırmaktır. The Economist’in uzun yıllardır yayımladığı Big Mac Endeksi de bu yöntemi kullanarak ülkeler arasındaki fiyat ve satın alma gücü farklarını gözler önüne seriyor. Big Mac, birçok ülkede standart bir ürün olduğundan, bu karşılaştırmalar oldukça anlamlı hale geliyor.
30 Temmuz 2026 tarihli verilere göre, dünya genelinde Big Mac’in ortalama fiyatı yaklaşık 5 dolar, Türkiye’deki fiyatı ise 325 TL olarak kaydedilmiştir.
Piyasa kuru üzerinden Türkiye’deki Big Mac’in dolar cinsinden değeri ise şöyle hesaplanıyor:
325 TL / 47,50 TL = 6,84 dolar
Bu durumda, Türkiye’deki bir Big Mac piyasa kuruyla 6,84 dolara eşdeğerken, dünya ortalaması 5 dolar. Bu, Türkiye’deki Big Mac’in dolar bazında yaklaşık %37 daha pahalı olduğu anlamına geliyor.
Bu hesaplamalardan yola çıkarak Big Mac fiyatlarını eşitleyen SAGP kuru ise:
325 TL / 5 dolar = 65 TL/dolar
Buna göre Big Mac Endeksi, Türk Lirası’nın satın alma gücüne dayanan dolar kurunun Temmuz 2026 sonu itibarıyla yaklaşık 65 TL olduğunu göstermektedir.
Ancak 65 TL, Türk Lirası’nın “kesin ve mutlak değeri” olarak değerlendirilmemelidir. Bu sadece Big Mac fiyatlarına dayanan bir SAGP tahminidir. Gerçek döviz kurunu belirleyen pek çok faktör mevcut; faiz oranları, enflasyon beklentileri, dış ticaret dengesi, sermaye hareketleri, ülke riskleri ve para politikası gibi unsurlar, bu durumu etkileyen başlıca etkenlerdir.
Ancak aradaki fark oldukça dikkat çekicidir: Piyasa kuru 47,50 TL iken, Big Mac Endeksi’nin önerdiği SAGP kuru yaklaşık 65 TL’dir. Bu durumda 17,50 TL’lik bir fark söz konusudur.
Bu durum, döviz kurunun yalnızca nominal değerine bakarak Türkiye’nin uluslararası satın alma gücünü değerlendiremeyeceğimizi açıkça ortaya koyuyor.
Ayrıca, eğer kur 47,50 TL yerine 65 TL olsaydı, bu durum yalnızca dolar cinsinden milli gelir rakamlarını değiştirmekle kalmazdı. Türkiye’nin yüksek ithalat bağımlılığı nedeniyle enerji, ara malları ve diğer ithal ürünlerin maliyetleri de artar, bu da enflasyon üzerinde ek baskı oluşturabilirdi.
Gerçekten de 47,50 TL’lik kur üzerinden Türkiye’nin GSYH’si yaklaşık 1.658 milyar dolar, kişi başına geliri ise 18.621 dolar olarak hesaplanmaktadır. Ancak bu TL değerlerinin 65 TL’lik kur üzerinden dolara çevrilmesi durumunda, bu rakamlar sırasıyla yaklaşık 1.189 milyar dolar ve 13.745 dolar olacaktır.
Asıl merak edilen, bir ülkenin parasını güçlü göstermek gerçekten o ülkeyi zenginleştirir mi, yoksa yalnızca dolar cinsinden görünen rakamları mı değiştirmiş olur?
Türkiye’nin son dönemlerdeki kur politikaları ve bunun milli gelir, kişi başına gelir ve faiz maliyetleri üzerindeki etkilerinin tartışılması gereken temel nokta da budur.
Zira bir döviz kurunun ekonomik gerçeklikten uzun süre uzak tutulmasının maliyeti, zamanla farklı şekillerde kendini gösterebilmektedir.
Bu yazı Mahfi Eğilmez’in kişisel blogundan alınmıştır.
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



