Bilirkişi Raporları Deprem Davalarını Zorlaştırıyor

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Bilirkişi Raporları Deprem Davalarını Zorlaştırıyor

Prof. Dr. Ali Koçak, 6 Şubat depremiyle ilgili davalarda delil toplama süreçlerinden bilirkişi raporlarının hazırlanmasına kadar pek çok aşamada eksiklikler bulunduğunu belirtti. Bu eksikliklerin yargı süreçlerini zorlaştırdığını ifade etti.

Koçak, bilirkişi raporlarında binaların yıkım şekillerinin çoğu zaman yeterince net tanımlanmadığını vurguladı.

“YIKIMIN GEREKÇELERİ VE SEBEPLERİNİN ORTAYA KONMASI GEREKİYOR”

Ali Koçak, konuyla ilgili açıklamalarında şu ifadelere yer verdi:

“Başlangıçta bazı hatalar mevcut. Örneğin, delil toplama ve bu delillerin belirlenmesi sırasında bilirkişilere daha detaylı bilgiler ulaştırılması gerekiyor. Ayrıca bilirkişi raporlarıyla ilgili de önemli sorunlar yaşanıyor. Binaların düzgün bir şekilde tanımlanması, yıkım şeklinin net bir şekilde ortaya konması ve depremin etkilerinin yeterince açıklanması gibi hususlar pek çok bilirkişi raporunda eksik kalıyor. Bunun yanı sıra sonradan alınan mütalaalar da sorun yaratmakta. Örneğin, yıkılmış bir bina için ‘performans analizi kurtarıyor’ denmesi, durumun gerçekliğini yansıtmıyor; çünkü zaten bina yıkılmış durumda. Bu tür bir performans analizi, yıkılmış bir binanın kurtarılmasını mümkün kılmaz.

Bir dosya hazırlandığında öncelikle yıkım şekline odaklanıyoruz. Yıkımın nedenlerini belirliyoruz. Sorumluların kimler olduğunu ortaya koymak için proje hataları, zemin etütleri, depremin yönü veya binanın tasarım hataları gibi unsurlar inceleniyor. Yıkılan bir binayı tanımlamak, neden yıkıldığını belirlemek esas. Bilirkişi raporlarında bu noktaya öncelik verilmesi gerekir. Ardından yıkımın gerekçeleri ve sebepleri net bir şekilde ortaya konulmalıdır.

Bu süreçte delillerin sağlam olması şart. Şu anda bina enkazları kaldırıldığından, deliller de kaybolmuş durumda. Başlangıçta ‘karotlar düzgün alındı mı?’ gibi sorular soruyoruz. Bu, işin belki yüzde 10 veya 20’sini kapsar. Betondaki değerlendirmelerin yanı sıra donatı, taşıyıcı elemanların boyutları ve zemin durumu gibi unsurlar da dikkate alınarak raporlar hazırlanmalıdır.

“AFETE SEBEP OLAN İNSANLARDIR, DOĞA DEĞİL”

Koçak, depremlerin “afet” olarak tanımlanmasına da değinerek, “İlk açıklandığında deprem ‘yüzyılın afeti’ olarak nitelendirildi. Ancak afet, sonradan oluşan bir durumdur. Önce bir deprem meydana gelir; afete neden olanlar ise insandır, doğa değil. Bizim yaptığımız binaların yıkılması sonucu afetler ortaya çıkmaktadır.” şeklinde konuştu.

“DEPREMZEDELERİN AMACI: GELECEK CAN KAYIPLARINI ÖNLEMEK”

Prof. Dr. Koçak, depremzede ailelerin kurduğu “Adalet Peşinde Aileleri Platformu”nun amacının gelecekteki depremlerde can kaybını önlemek olduğunu belirterek, şu ifadeleri kullandı:

“Elbette ki önceki depremlerle ilgili yargılanmalar gereklidir; bu, diğer insanlara bir ders niteliği taşır. Sorumlu olan müteahhitler, mühendisler ve kamu kurumlarında çalışanlar bu konuda hesap vermelidir. Çünkü herkesin bir ders alma ihtiyacı var. Depremde hasar gören topluluk dışında da bu dersler alınmalıdır.

Her deprem zamanı hatırlandığında ‘çök-kapan-tutun’ gibi uygulamalar yapılıyor. Ancak esas olan, binaların durumu. İstanbul’da beklenen bir deprem durumu var. Marmara, Ege, Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgelerinde sürekli depremler oluşuyor. Bu bölgelerde meydana gelen depremlerde hasar gören binalar mevcut.

Bu yargılamaların ve adalet arayışlarının temel nedeni, olası bir depremde insanların can kaybı yaşamamasıdır. Bu, gerçekten onurlu bir davranıştır. Türkiye’de yaşayan insanların genel ruh halini yansıtan bir durumdur; bir insanın çocuğu hayatını kaybettiğinde, diğerleri de başlarına aynı şeyin gelmemesi için uyarılarda bulunur.

Depremzede aileler de aynı amacı gütmektedir; başkalarının başına benzer bir olay gelmemesi için mücadele ediyorlar. Deprem raporlarının ve bilirkişi raporlarının doğru şekilde hazırlanmasını istemelerinin nedeni de budur. Gerçek sorumluların ortaya çıkması, yargılanması ve binaların neden yıkıldığının, hangi gerekçelerle yıkıldığının belirlenmesi gerekmektedir. Kontrol mekanizmalarındaki ve yasa taslaklarındaki eksikliklerin ortaya konulması, gelecekteki depremlerde benzer sorunların yaşanmaması için elzemdir.

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın