Bir Bebekten Katil Yaratan Karanlık Nedir?

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Bir Bebekten Katil Yaratan Karanlık Nedir?

“Bir bebekten katil yaratan karanlığı sorgulamadan hiçbir şey yapılamaz kardeşlerim…”

Rakel Dink

15 Nisan 2026 tarihinde Kahramanmaraş’taki Ayser Çalık Ortaokulu’nda meydana gelen silahlı saldırıda, 8 öğrenci ve 1 öğretmen hayatını kaybetti. Toplum olarak bu olayın şokunu hala yaşıyoruz. Kahraman öğretmenimiz ve masum öğrencilerimizin yasını tutarken, saldırıyı gerçekleştiren ve henüz bir çocuk olan failin motivasyonlarını anlamaya çalışıyoruz.

“Neden?” sorusuna yanıt ararken, genellikle hızlı ve önyargılı yanıtlarla karşılaşıyoruz. Aileyi suçlamak, bilgisayar oyunlarını ve mafya dizilerini hedef almak ya da Incel (İstemsiz Bekarlar) kültürünü işaret etmek gibi bakış açıları, sorunun karmaşıklığını göz ardı ediyor. Bu yazıda da görüleceği üzere, hiçbir kişi ya da durum tek başına suçlu değildir.

Bir çocuğun şiddete yönelmesine neden olan unsurlar, aile, okul, sosyal çevre, dijital dünya, toplumsal iklim ve yasaların etkileşim içinde olduğu bir sistemdir. Davranışlar, tek bir nedenden değil, çok boyutlu bir yapının sonucunda ortaya çıkar.

Bu nedenle, son bir haftadır gündemde olan 13 mit ve gerçeği ödüllü grup terapisti ve St. John’s University Psikoloji Bölümü öğretim üyesi Dr. Özge Kantaş’a sordum. Bu mit ve gerçekler, sadece yaşanan trajediyi anlamak adına değil; aynı zamanda benzer acıların yaşanmaması için de önemli bir kaynak teşkil ediyor. Çünkü mesele yalnızca “Neden oldu?” sorusu değil, “Bundan sonra neyi farklı yapacağız?” sorusudur. Rakel Dink’in belirttiği gibi, karanlığı sorgulamadan ilerleyemeyiz.

MİT 1: Bu olayların tek sorumlusu ailedir

GERÇEK: Aile önemli bir etkendir ancak tek başına sorumlu değildir; davranış, birey ve çevre etkileşiminin bir sonucudur.

Sosyal psikolojinin önde gelen isimlerinden Kurt Lewin’in Alan Teorisi’ne göre, davranış sadece bireyin iç dünyasıyla değil, içinde bulunduğu “yaşam alanı” ile şekillenir. Aile bu yaşam alanının önemli bir parçasıdır, ancak tek parçası değildir. Evde bulunan silahlar veya erken yaşta şiddetle tanışma gibi unsurlar, kritik risk faktörleridir; ancak bu durumları mümkün kılan yasalar, okul ortamındaki eksiklikler ve toplumsal şiddet dili de aynı zincirin halkalarıdır. Dolayısıyla, meseleyi yalnızca aileye indirgemek, diğer belirleyici unsurları göz ardı etmemize yol açar.

MİT 2: Bütün sorun şiddet içerikli bilgisayar oyunlarıdır

GERÇEK: Şiddet oyunlardan değil, koşullardan kaynaklanır; oyunlar yalnızca tetikleyici olabilir.

Şiddet, maruz kalmaktan ziyade gözlem yoluyla da öğrenilir; ancak bilgisayar oyunları tek başına suçlu değildir. Ben çocukken Atari salonlarında oyun oynardım ve bu süreçte kimseye zarar vermeyi düşünmezdim. Bunun nedeni, dışarıda da sosyal bağlar kurmam ve değer görmemdi.

Mesele, oyunun kendisi değil; çocuğun sosyal ve duygusal ortamıdır. Ailede ya da okulda görülmüyorsa, çocuk biriken öfkesini bu tür içeriklerle dışa vurabilir. Bu nedenle, oyunlar uygun koşullar oluştuğunda devreye giren bir katalizör görevi görür.

MİT 3: Televizyondaki şiddet içerikli diziler suçludur

GERÇEK: Medya tek başına suç üretmez; ancak gözlemlenen davranışlar öğrenilir ve uygun zeminde etkili olabilir.

Albert Bandura’nın Bobo Doll (Hacıyatmaz) Deneyi, çocukların bir yetişkinin oyuncak bir hacıyatmaza vurduğu görüntüleri izledikten sonra benzer davranışları taklit ettiğini göstermektedir. Ancak Kurtlar Vadisi, Çukur gibi yapımlar, tek başına bir çocuğu suçlu yapmaz; bu tür dizilerdeki şiddet, güç ve saygı ile ilişkilendirilmesi, özellikle aidiyet arayan çocuklar üzerinde etkili olabilir.

MİT 4: Aileler teknolojinin hızına yetişmek zorundadır

GERÇEK: Ailenin görevi teknolojiye yetişmek değil, çocukla bağ kurmaktır.

Daniel Priestley, doğru becerilerin yanlış yerlerde kullanılması durumunda insanların bu becerileri yıkıcı alanlara kayabileceğini ifade eder. Aile, çocuğun hangi teknolojiyi kullandığını bilmeyebilir; ancak çocuğun hislerini, öfkesini ve yalnızlığını anlamak için bağ kurmak önemlidir.

MİT 5: Okul saldırılarında “incel” erkekler tek belirleyicidir

GERÇEK: “Incel” bir alt kültürdür; tek başına bir neden değildir.

Incel kültürü, çevrimiçi ortamlarda öfke ve değersizlik duygularını besleyen bir yankı odasıdır. Saldırgan, kendini güçsüz hissedip intikam alma hikayesiyle bir güç ve aidiyet hissi yaratır. Ancak bu durumun temeli, bireyin içinde bulunduğu sosyal çevredir.

MİT 6: Cezalar artırılırsa, okullardaki şiddet çözülür

GERÇEK: Ceza tek başına çözüm değildir; kalıcı değişim için sınırlar gereklidir.

Cezalar, kısa vadede davranışı durdurabilir; ancak uzun vadede dönüşüm sağlamaz. Sınırlar, çocukların güven içinde gelişimini sağlar. Ancak bu sınırların tutarlı ve çok katmanlı olması gereklidir.

MİT 7: Özel gereksinimli çocuklar şiddete yatkın olabilir

GERÇEK: Şiddete yatkın olmak doğuştan bir özellik değildir.

Özel gereksinimli çocuklar, suç işlemekten çok daha fazla zorbalığa maruz kalma riski taşırlar. Bu nedenle, mesele etiketlemek değil, çocuğun ihtiyaçlarını anlamaktır.

MİT 8: İyi aile çocukları asla şiddete veya zorbalığa karışmaz

GERÇEK: Hiçbir çocuk “ba

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın