
“Ege’nin derinliklerinden gelen balıkların izinden yola çıkarak, yuvanı buldun, Akdeniz’in eşsiz çiçeği.”
Bu yazıyı kaleme alabilmek için birçok not almıştım, ancak hepsi yazmaya başladığımda bir anda anlamsız ve uzak bir izlenim bıraktı.
Şu an aklımda yalnızca ‘Bir dilim Bodrum zamanı’ ismini taşıyan bir kitapçıktan resim ve alt yazılara yer vermek var.
Ancak öncelikle, bu nadide çiçeğin eşsiz aromasına ve başka benzersiz tatlara eşlik etmek amacıyla yeşil ışık yakan bir projeden bahsetmek istiyorum.
Pernod Ricard Türkiye, sosyal sorumluluk projesi olarak başlattığı ‘Bodrum Yeşili’ ile, tarihte yetiştiği coğrafyanın kaderine umut olmayı hedefleyen bir girişim haline geldi.
Bu dönüşümü büyük bir heyecanla izliyorum.
Bodrum Yeşili projesi çerçevesinde geçen yıl gerçekleştirilen ‘Bodrum Mandalini Zirvesi’ sonrasında, bu yıl Prof. Dr. Oğuz Babüroğlu’nun liderliğinde düzenlenen Bodrum Mandalini Arama Konferansı, sürdürülebilir ve uzun vadeli bir yol haritasını ortaya koydu.
Konferansın katılımcılarından biri olmaktan mutluluk duydum. Burada yapılan tartışmalar, somut proje önerileri ile birlikte, benim için hayalden çok daha ulaşılabilir hedefler olarak değerlendirildi.
“On yıl sonra mandalini bulabilecek miyiz?”
Bodrum Mandalini’nden kırkın üzerinde katma değerli ürün üretmeyi başaran Erman Aras’ın, mandalinin on yıllık geleceği üzerine konuşurken sorduğu bu soru, bir kez daha gerçekle yüzleşmemizi sağladı.
Kendine özgü kokusu ve aromasını, Bodrum’un meltemi, güneşi, toprağı ve suyundan alan Bodrum Mandalini’nin, imar ve rant gibi pek çok sorunu bulunuyor.
Bununla birlikte, Bodrum Mandalini Arama Konferansı’nın katılımcı profili oldukça nitelikliydi ve bu etkinliğin en büyük çıktısı, bu soruya yanıt olabilecek birçok çözüm önerisinin gündeme gelmesi oldu.
“Ey yeşil! Bir coğrafyanın kaderini sırtlanıp, seni elleriyle büyüttüler özenle.”
Ressam Doğu Çankaya’nın ‘Bodrum Yeşili’ için yarattığı özgün çizimler ve eşi İpek Çankaya’nın eş yazarlığını, editörlüğünü ve çevirmenliğini üstlendiği kitapçık, projeye sanatsal bir katkı sağlamayı amaçlıyor.
Bu kitapçıkla, Bodrum duyarlılığına sahip iki değerli sanat insanının şahane eserlerine tanıklık etmek oldukça keyifliydi.
Gelecek için umut verici olan arama konferansından kişisel bir çıktı olarak, bu kitapçıktaki bir cümleyle yazımı noktalıyorum:
“Çağırdın madem bizi, artık yerimizde duramayız
Seninle kuşanıp, seninle yeşereceğiz…”
Eyvallah.
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



