Bürokrasiyle Kurtulmanın Fıkrası: Siber Tehdit!

Haber MerkeziHaber Merkezi
2 okunma
Bürokrasiyle Kurtulmanın Fıkrası: Siber Tehdit!

Bir adam, gece karanlığında tarlasından kasabasındaki evine dönerken açık bırakılmış bir kuyuya düşüyor.

Kuyunun dibinden çığlık atarak yardım istemeye başlıyor: “İmdat, kimse yok mu, kurtarın beni!”

Uzun bir süre sonra kuyunun başında bir kişi belirmiş: “Geçmiş olsun dostum,” demiş, “kasabaya gidiyorum, oradan gelenler seni kurtarır.”

Kuyuda kalan adam, “O zamana kadar burada ölürüm, bir halat ya da dal uzat da beni yukarı çek,” diyerek itiraz etmiş.

Yukarıdaki adam ise, “Olmaz,” demiş, “bu kuyu Hazine arazisinde, içinden bir şey alırsam hırsızlıkla suçlanırım.”

Kuyudaki adam “Saçmalama,” demek istemiş ama yukarıdaki kişi devam etmiş:

“Kasabaya varınca kaymakam beye gideceğim. Senin Hazine arazisindeki kuyuya düştüğünü söyleyeceğim. O da mal müdürünü, hukuk işleri şefini çağırır, konuyu tartışırlar. Seni kuyudan kurtarmanın suç olmadığına karar verirlerse, sekreteri arayıp itfaiye müdürüne talimat yazdırırlar. Talimatı alan itfaiye müdürü yardımcısını arar, bir itfaiye aracıyla gelir seni kurtarır. Hiç merak etme.”

Kuyudaki adam çaresiz bir şekilde inlemiş: “O zamana kadar ölürüm ben burada.”

Yukarıdaki adam ise, “Haklısın,” demiş, “Ama ben sana ölmezsin demedim, ölürsün belki ama en azından ölümün mevzuata uygun olur.”

Bu bürokratik durum bana, geçtiğimiz günlerde Anayasa Mahkemesi’ndeki bir kararı ararken hatırlattı.

Gazeteciler için tehdit

Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile kurulan Siber Güvenlik Başkanlığı’na özel yetkiler veren bir kanunun iptali için CHP, Anayasa Mahkemesi’nde dava açmış, ancak AYM bu davayı reddetmiş. Bunun sonucunda, “veri sızıntıları ile ilgili haber yapan gazetecilere beş yıla kadar hapis cezası verilmesi” durumu yasalaşmış oldu.

Anayasa Mahkemesi ilginç bir yapıya sahip. Bir yandan insan hakları konusunu dile getirirken, diğer yandan bu kanun gibi temel bir hakkın kullanımıyla ilgili idari bir kararın cezalandırılmasına olanak tanıyor.

Siber güvenlikle ilgili konularda yeterli bilgiye sahip olmadığım için bu durum benim için bir sorun değil ama bazı meslektaşlarımız bu nedenle hapse girebilirler.

Tahtaya vurup geçiyorum!

Siber Güvenlik Başkanlığı, kuruluşu sırasında kadro dağılımındaki tuhaflıkla dikkat çekmişti. Başlangıçta 135 kişilik kadrosu olan kurum, daha sonra 204 kişiye çıkarılmış.

Kadro şu şekilde oluşmuş:

1 başkan, 3 başkan yardımcısı, 6 genel müdür, 22 daire başkanı, 1 strateji geliştirme başkanı, 1 dış ilişkiler dairesi başkanı, 14 şube müdürü, 1 baş hukuk müşaviri, 3 hukuk müşaviri, 15 avukat, 5 mali hizmetler uzmanı, 5 mali hizmetler uzman yardımcısı, 6 mühendis, 3 mütercim, 9 tekniker, 7 teknisyen, 35 bilgisayar programcısı, 15 sekreter, 1 basın ve halkla ilişkiler müşaviri, 1 özel kalem müdürü, 15 koruma, 15 şoför, 20 hizmetli.

Gerçekten etkileyici, değil mi?

Memleketin siber güvenliğini sağlaması beklenen bir “başkanlık” kuruluyor, ama asıl işi yapacak uzman sayısı oldukça az!

Çoğu kadro, “büyük adamlara” ayrılmış. Onlar yazışmalar yapacak, imza dosyalarıyla uğraşacak, sekreterler telefonları bağlayacak, şoförler yöneticileri taşıyacak, korumalar ise binaya hırsız girmesin diye çabalayacak; ama siber güvenliği sağlamakla görevli 35 kişi olacak!

Eski vali Ulvi Saran, Karar gazetesinde bu kadronun detaylı bir analizini yapmış.

Personelin yüzde 23.5’i yani yaklaşık dörtte biri yönetim kademesinde yer alıyor. İdari destek, yardımcı hizmetler ve teknik destek kadrolarında ise toplam personelin yarısından fazlası çalışıyor: Yüzde 58. Toplamda 118 kişi.

Mutlaka bina da yaptırırlar

Kurumun asıl işi olan siber güvenlik ile ilgili uzman ve mühendislik kadrolarında sadece 38 kişi bulunuyor; bu da yüzde 18.6’ya denk geliyor. Yani beşte birinden bile az.

Şu anda nasıl bir binada faaliyet gösterdiklerini bilmiyorum ama yakın gelecekte üzerinde “Cumhurbaşkanlığı Siber Güvenlik Başkanlığı” yazılı dev bir bina tahsis edileceğini söyleyebilirim.

Bu süreçte kendileri için yeni bir bina yaptırmak üzere bütçeye ödenek ayırmaları da kaçınılmaz olacaktır.

Sonuçta Ankara’nın siluetine bir gökdelen daha eklenmiş olacak.

Bu arada, makam araçları da gerekli tabii. Başkana Audi veya Mercedes, başkan yardımcılarına TOGG, teknik hizmetlere ise Doblo gibi araçlar tahsis edilecektir. Şoför sayısına bakıldığında, şimdilik 15 araç olacağı tahmin edilebilir.

Bu yazıyı yazmadan önce, Cumhurbaşkanlığı Siber Güvenlik Başkanlığı’nın internet sitesine göz atmak istedim, acaba bir gelişme var mı diye. O kadar iyi korunuyor ki siteye ulaşamadım! Belki de hala yapım aşamasındadır; kimsenin günahını almayayım.

Bürokrasi fıkrasıyla başladım, öyle de bitireyim:

Bakanlardan birine bir yurt gezisinde bir koyun hediye edilmiş. Koyun, bir kamyonetin kasasında bakanlığa getirilince özel kalem müdürü ve bir danışman, makama çıkmışlar.

“Efendim, bu koyunun başına bir çoban almalıyız,” demişler.

Partinin il başkanlığı aranmış ve bir partili çoban olarak atanmış.

Danışman bir süre sonra bakanı makamında ziyaret etmiş: “Efendim, çoban aldık ama onu takip eden kimse yok, çalışıyor mu, çalışmıyor mu belli değil.”

Fatura sonunda kime çıkmıştır?

Partiyle iletişim kurularak çobanın başına bir müdür atanmış.

Bu sefer mali işler daire başkanı devreye girmiş: “Bu yeni bölüme bir de

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın