
Sabah gazetesi yazarı Okan Müderrisoğlu, bugünkü köşe yazısında Türk Silahlı Kuvvetleri’ne (TSK) ait C-130 kargo uçağının düşüşüne ilişkin ön raporun tamamlandığını duyurdu. Müderrisoğlu, “C-130’larda, yakıt tanklarının patlama riskini azaltmak amacıyla kullanılan ‘etkisizleştirme’ (inerting) sistemine sahip azot tüpleri/tankları mevcut. Bu azot tüpleri, çeşitli konfigürasyonlarda, iniş takımı veya burun civarında yer alabiliyor. Yapısal olarak gövde ile kanadın birleşim noktasına entegre edilen bu azot tüplerinden birinin, yüksek hızda hareket eden hava akışı nedeniyle kelepçesinden koparak uçağın kuyruk bölümüne saplandığı değerlendiriliyor.” şeklinde ifade etti.
Azerbaycan’dan kalkarak Türkiye yönüne ilerleyen askeri kargo uçağı, 11 Kasım’da Azerbaycan-Gürcistan sınırında düştü. Bu trajik kazada 20 asker hayatını kaybetti. Müderrisoğlu, kazayla ilgili kriminal raporun tamamlanmasının ardından elde edilen yeni bilgileri köşesine taşıdı.
Müderrisoğlu, Türk askeri uçağının düşmesiyle ilgili “Mossad düşürdü” iddialarının asılsız olduğunu belirterek, Gürcistan’da meydana gelen kazaya dair kriminal raporun açıklandığını ve dış müdahale izine rastlanmadığını vurguladı.
Yazar, “Ve nihayet ilk bilgiler, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın soruşturması çerçevesinde kamuoyuna duyuruluyor. Uçakta patlayıcı izine veya harici müdahaleye rastlanmadığı anlaşıldı.” dedi.
C-130 uçağının düşüş nedenine dair sorular, şehitlerin anısının yanı sıra envanterdeki C-130’lar ve diğer ülkelerin hava kuvvetlerinde görev yapan uçakların durumu açısından da büyük önem taşıyor.
Müderrisoğlu, daha fazla bilgi edinmek adına “Ön Rapor”un tamamlandığını ve bu konunun teknik bir mesele olduğunu belirterek, raporun bu hafta içerisinde kamuoyuna açıklanmasının beklendiğini ifade etti. Elde edilen bilgilerin ciddi ipuçları sunduğunu da vurguladı.
C-130 uçaklarında, yakıt tanklarının patlama riskini azaltmak için kullanılan azot tüpleri bulunuyor. Bu tüpler, 12 kg’lık iki adet azot tankı olarak sağ ve sol kanat köküne monte edilmiş durumda. Farklı konfigürasyonlarda, bu azot tüpleri iniş takımı veya burun civarında da yer alabiliyor. Yüksek hızdaki hava akışının etkisiyle bu azot tüplerinden birinin kelepçesinden koparak uçağın kuyruk bölümüne saplanma ihtimali değerlendiriliyor.
Havacılık uzmanları, bu durumu “en tehlikeli senaryo” olarak tanımlıyor. Uçaktan kopan veya kanat içinden fırlayan bir parçanın, uçağın arkasındaki hava akımına kapılarak yatay ve dikey stabilizatörlere zarar vermesi halinde, uçağın manevra kabiliyeti büyük oranda etkileniyor. Bu durum, hızlı basınç kaybına ve kuyruk gövdenin ayrılmasına yol açıyor; sonuç olarak uçak parçalanarak spiral bir şekilde yere çakılıyor.
Normal koşullarda bu azot tankları, çelik kuşaklarla uçağın ana gövde kirişlerine sabitlenmiş durumda olduğundan, parçanın yerinden fırlaması “olağan dışı bir faktör” olarak değerlendiriliyor. TUSAŞ ve imalatçı firma Lockheed’ten bir ekibin, bu konuyu daha detaylı incelemek için bir araya gelmesi planlanıyor.
Mevcut verilere göre, yapısal stres nedeniyle metal yorgunluğu, pervaneli uçaklarda kanat uçlarının sürekli esnemesi sonucu mikroskobik çatlakların oluşması ve zamanla bu esneme ve titreşimlerin azot tankı kuşağının kopmasına neden olabileceği ihtimali öne çıkıyor.
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



