
16 Ağustos 2026 10:15
Güncelleme: 16 Ağustos 2026 10:37
C vitamini, her kış bağışıklık sistemini güçlendirmesi ile bilinse de, son yıllarda kanser araştırmalarında farklı bir boyutuyla ele alınıyor. Damar yoluyla uygulanan yüksek doz C vitamininin, kanser hücreleri üzerinde “pro-oksidan” etki yaratarak kandaki konsantrasyonunu artırabildiği ifade ediliyor.
C vitamininin kanser tedavisindeki potansiyeli yeni bir konu değil. Çift Nobel ödüllü bilim insanı Linus Pauling, 1970’lerde yüksek doz C vitamininin terminal kanser hastalarının yaşam sürelerini uzatabileceğini öne sürmüştü. Ancak sonraki araştırmalarda, ağızdan alınan C vitamininin emilimindeki kısıtlamalar ve serum seviyesinin belirli bir düzeyin üzerine çıkamaması nedeniyle beklenen sonuçlar elde edilemedi.
BU HABERİ, iahaber ABONELERİNİN DE
SAĞLADIĞI KATKIYLA OKUYORSUNUZ.
iahaber’E ABONE OL,
BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞİ DESTEKLE!
ABONE OL
Zaten abone misiniz?
Üye girişi yapın
Ağızdan alınan C vitamini ile damar yoluyla uygulama aynı değil
Hürriyet yazarı Dr. Furkan Burak’ın kaleme aldığına göre, ağızdan alınan C vitamininin emilimi bağırsaklar tarafından sınırlı kalırken, fazlası böbrekler aracılığıyla vücuttan atılıyor.
Damar yoluyla yapılan uygulamada ise bağırsak bariyeri aşılmakta ve kandaki C vitamini çok daha yüksek, farmakolojik seviyelere ulaşabilmekte. Bu durum, kanser hücreleri üzerindeki etkilerin araştırılmasında günlük beslenmeyle alınan C vitamininden ziyade, bu yüksek konsantrasyonların dikkate alındığını göstermektedir.

Antioksidandan “pro-oksidana”
Normal şartlarda antioksidan özelliklere sahip olan C vitamini, yüksek farmakolojik dozlarda “pro-oksidan” bir etki gösterebilir. Araştırmalar, C vitamininin tümör çevresindeki kimyasal reaksiyonlar aracılığıyla hidrojen peroksit üretimini artırabileceğini ve bu oksidatif stresin bazı kanser hücrelerinin DNA, protein ve mitokondrilerine zarar verebileceğini ortaya koyuyor.
Sağlıklı hücrelerin ise hidrojen peroksiti parçalayabilen katalaz gibi koruyucu mekanizmalar sayesinde bu durumdan daha az etkilenebileceği düşünülüyor.
Pankreas kanserinde dikkat çeken çalışma
Dr. Joseph Cullen ve ekibi tarafından 2024 yılında yayımlanan bir araştırmada, metastatik pankreas kanserinde yüksek doz intravenöz C vitamininin kemoterapi ile birlikte kullanımı incelendi.
Bu çalışmada sağkalım açısından olumlu bulgular elde edilirken, yüksek doz C vitamininin mevcut veriler ışığında standart kanser tedavilerinin yerine geçebilecek bağımsız bir tedavi olarak değerlendirilmediği vurgulanıyor.

Bağışıklık ve kolajen sentezinde de rol oynuyor
C vitamininin işlevleri sadece kanser araştırmalarıyla sınırlı değil. Bu molekül; gen ifadesinin düzenlenmesinde görevli TET enzimlerinin aktivitesinde, bağışıklık sisteminin enfeksiyonlara karşı yanıtında ve kolajen sentezinde önemli bir rol üstleniyor.
Yüksek doz uygulama herkes için uygun değil
Yüksek doz intravenöz C vitamini tedavisi, bazı bireylerde ciddi riskler taşıyabiliyor. Özellikle G6PD enzim eksikliği olan kişilerde hemoliz riski artarken, böbrek yetmezliği veya böbrek taşı öyküsü bulunanlarda komplikasyon riski söz konusu olabiliyor.
Bu nedenle, yüksek doz C vitamini uygulaması, günlük vitamin takviyelerinden farklı olarak hekim değerlendirmesi ve tıbbi takip gerektirmekte. Araştırmalar, bu yöntemin standart onkolojik tedavilerin alternatifi değil, belirli hasta gruplarında bu tedavilere eklenebilecek bir yaklaşım olup olmadığını incelemektedir.
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



