
-1-
Fotoğrafın 19 Ağustos 1839’da Fransız Bilimler Akademisi’nde tescillenmesinin ve Türk halkına bu icadın Tasvir-i Efkar aracılığıyla duyurulmasının üzerinden tam 187 yıl geçti. Mösyö Kompa’nın İstanbul’a gelişi ve Beyoğlu’nda bir stüdyo açarak, fotoğraf tekniklerini isteyenlere para karşılığı öğretmesiyle birlikte, fotoğraf sanatının günlük yaşamımıza derin bir şekilde yerleştiği görülmektedir.
Fotoğraf sanatı, tarihimizde Cumhuriyet öncesi ve sonrası olmak üzere iki ana başlık altında incelenebilir. Osmanlı dönemindeki fotoğraf çalışmaları, çoğunlukla gayrimüslim fotoğrafçıların stüdyolarda ürettiği ticari amaçlı ve oryantalist anlayışla çekilen fotoğraflar ile asker fotoğrafçıların ürettiği belgesel niteliğindeki eserlerden oluşmaktadır.
Türkiye’de fotoğrafın evrimine 1934 yılından itibaren tanıklık eden Cafer Tayyar Türkmen, belgesel fotoğrafçılık, tanıtım fotoğrafçılığı ve bilimsel fotoğrafçılık alanlarında aktif olarak görev almış ve bu süreçte önemli katkılarda bulunmuştur. Türkiye’de akademik anlamda fotoğraf eğitiminin başlamasına öncülük eden Türkmen, fotoğrafın sanatsal bir disiplin olarak yerleşmesinde büyük bir gayret sarf etmiştir. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Fakültesi’nin Fotoğraf bölümünün kuruluşunda aktif rol oynamış ve 1959 yılında kurulan İstanbul Fotoğraf ve Sinema Amatörleri Derneği (İFSAK) kurucuları arasında yer almıştır. Böylelikle Türkiye’de fotoğraf kültürünün sağlam bir temel üzerine oturmasında önemli bir rol oynamıştır.
Alman zoolog ve genetikçi, Türk zoolojisinin kurucusu Ord. Prof. Dr. Curt Kosswig ile uzun yıllar birlikte çalışan Cafer Türkmen, Anadolu’da birçok inceleme seyahatine katılmış ve Türk doğa tarihi fotoğrafçılığının öncülerinden biri olarak kabul edilmiştir. Türkmen’in çektiği fotoğraflar, Türk doğa tarihi açısından paha biçilmez belgeler sunmaktadır. Anadolu Parsı’nı (Panthera pardus tulliana) canlı olarak çeken Türkmen, bu nadir fotoğrafıyla Türk fotoğraf tarihinin en değerli belgelerinden birine imza atmıştır. Ancak, bu önemli ismin doğup büyüdüğü şehir olan Ordu ile anılması gerektiğini düşünüyoruz; bu şehirde yaşayanlar belki de onu ilk kez duyacaklardır. Hayatta iken kendisine bir sergi düzenlenmemiş olması, bu kültürel mirasın unutulmasına neden olmuştur.
Umut veren bir durum ise, değerli arşivinin güvende olduğudur. Ortopedi ve Travmatoloji uzmanı Prof. Dr. Metin Türkmen, babasının arşivini titizlikle korumakta ve bu arşiv içerisinde Ordu’nun görsel hafızasına dair pek çok fotoğraf yer almaktadır. Cafer Tayyar Türkmen’in 1950’lerden 1980’lere kadar İstanbul’dan Ordu’ya gerçekleştirdiği vapur yolculukları sırasında çektiği Ordu ve Ulubey fotoğrafları, kentin geçmişteki dönüşümünü belgeleyen önemli karelerdir. İskeleler, kıyı silueti, sokaklar ve vapur yolculukları… Bu fotoğraflar, zamanla büyük ölçüde değişmiş olan bir dönemin tanıklığını sunarak, kentin kültürel mirası adına büyük bir değer taşımaktadır.
Dileğim, bu büyük arşivden seçilecek Ordu fotoğraflarının bir sergi ile kent belleğine kazandırılmasıdır. Bu sergi, yalnızca bir etkinlik değil, aynı zamanda Ordu’nun görsel hafızasının yeniden canlandırılması ve kent kimliğine önemli bir kültürel katkı sunulması anlamına da gelecektir.
Cafer Tayyar Türkmen, 12 Mart 1920 tarihinde Ordu İli’nin Ulubey Bucağı Karakoca Köyü’nde dünyaya geldi. 1934 yılında çıkan soyadı kanunu ile babası Karaosmanoğlu yerine “Türkmen” soyadını almıştır. Ailesinin ilk çocuğu olan Cafer, sonradan dört kız ve bir erkek kardeşe sahip olmuştur.
Cafer Türkmen, babası Karaosmanoğlu Ahmet Beyle Ordu’da
Karakoca Köyü’nde 1934 yılında fotoğrafla tanışan Cafer Türkmen’in ilk gördüğü fotoğraf, dedesine ait 1927-28 yıllarında çekilmiş 9×14 boyutundaki bir fotoğraftır. 1937 yılında Balıkesir Necatibey İlköğretmen Okulu’na girdiğinde, ikinci el bir Kodak fotoğraf makinesi alarak fotoğraf çekmeye başlamıştır. Okul arkadaşlarının fotoğraflarını çekerek dışarıda bastırarak harçlık kazanmayı hedeflemiştir. Ancak, fotoğrafçı, karanlıkta işlerini öğretmeyi kabul etmemiştir. Bir gün okul kütüphanesinde Cemal Işın’ın yazdığı, pratik fotoğraf bilgileri içeren bir kitap bulması, onun fotoğraf bilgilerini edinmesinde önemli bir adım olmuştur.
Cemal Işın 1905-1989 Atatürk’ün Fotoğrafçısı. Arşivi, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Basın Müzesi’nde.
1939-1940 yıllarında Öğretmen Okulu’nu bitiren Cafer Türkmen, 2. Dünya Savaşı sürecinde yedek subay öğrencisi olarak Harbiye’de eğitim almaya başladı. Bu dönemde anı fotoğrafları çekmeye devam etmiştir. 1941 yılında Meziyet Hanım ile evlenmiş ve daha sonra üç çocuğu olmuştur.
1942 Aralık ayında askerliğini tamamladıktan sonra, ilk görev yeri olan Giresun’un Bulancak ilçesindeki Kılıçlı Köyü İlkokulu’na başöğretmen olarak atanmıştır. Ancak savaş nedeniyle film ithalatı yapılamadığı için burada fotoğraf çekme imkanı bulamamıştır. Eski negatiflerinden baskılar yaparak geçici çözümler üretmiştir. Aynı zamanda, Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü giriş sınavlarına hazırlanarak yüksekokul okumayı hedeflemiştir.
1943 Mayıs ayında yaz tatili için memleketi Ordu’ya döndüğünde, mezun olduğu ortaokula yeni atanan resim hocası Adnan Kocabay ile tanışmıştır. O dönemde resim hocası, onun yeteneklerini keşfederek yüksekokulda Resim-İş Bölümüne girmesini teşvik etmiştir.
Adnan Bey ile birlikte hazırladıkları portfolyo sayesinde Gazi Eğitim Enstitüsü’ne kabul edilen Cafer Türkmen, 1943 Ekim ayında resim-iş bölümüne öğrenci olarak kaydolmuştur.
Adnan Kocabay, Ordu Ortaokulu’na dışarıdan atanan ilk resim hocasıydı.
Resim-İş Bölümü’nde fotoğraf dersi de bulunmaktadır. Bu derste hocası, değerli eğitimci ve fotoğrafçı Şinasi Barutçu’dur. Cafer Türkmen, daha önceki dönemlerde edindiği basit fotoğraf makinesi ile çeşitli konularda fotoğraflar çekmiş ve bunları hocasıyla paylaşarak geri bildirim almıştır.
1944-1945 yıllarında ikinci sınıfa geçen Cafer Türkmen, büyük bir heyecanla fotoğraf dersi almayı bekliyordu. Ancak 2. Dünya Savaşı nedeniyle fotoğraf malzemeleri yurda girmediği için uygulamalı ders gerçekleştirilememiştir. Bu duruma karşı çıkan Türkmen, yalnızca teorik ders verilmesini talep etmiştir. Bu isteği üzerine Şinasi Barutçu, teorik dersleri vermeye başlamış ve Türkmen’i fotoğraf atölyesi sorumlusu olarak seçmiştir. Böylece, hem atölye imkanı bulmuş hem de fotoğraflarını eleştiren bir hocaya
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



