Çanakkale Ruhunu Unutmayalım: Tarih ve Güncel

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Çanakkale Ruhunu Unutmayalım: Tarih ve Güncel

Teknolojinin hayatımızın merkezine yerleşmesiyle birlikte, dünya olaylarına anlık erişim sağlamak mümkün hale geldi. Ancak son zamanlarda yaşanan gelişmeler, toplum üzerinde derin bir acı ve hüzün etkisi bırakıyor. Bu olumsuz duyguları dengelemek amacıyla bireyler, sosyal ve maddi olanaklarına göre farklı yollar aramaya yöneliyor. Maya takvimine göre 2075’te kıyametin kopacağı düşüncesi, genç nesiller için daha büyük bir kaygı kaynağı haline gelmiş durumda. Her zamanki gibi maddi gücü yüksek olanların uzay istasyonlarında insan ve hayvan türlerini yaşatmaya devam edeceği öngörülüyor; fakat dünyamızın tarihine dair taşınabilir arşiv ve külliyatın ne kadarının bu istasyonlara transfer edilebileceği ise tartışma konusu. Suni zekâ ile tarihsel canlandırmalar yaparak takipçi kazanmaya çalışanlar, belki de bu asıl meseleyi daha ciddi bir şekilde ele almalıdır.

Dün, 18 Mart’tı ve bu tarih, her zamanki gibi Çanakkale’yi gündeme taşıdı. Bu konu üzerinde yoğun çalışmalara imza atmış biri olarak, yine gazeteleri, televizyon kanallarını ve sosyal medyayı inceleme fırsatı buldum. Ne yazık ki, daha önce karşılaştığımız maddi hatalar, yapay zekâ tarafından oluşturulmuş kötü görseller ve abartılmış beyanlar yine karşımıza çıktı. Hürriyet gibi bir markanın, “111 Yıl Boyunca Dinmeyen Gurur” başlığı atması, olumlu bir duygu için “dinmeyen” kelimesinin kullanımı açısından düşündürücü. Devletin resmi haber ajansı Anadolu Ajansı da muharebelerle ilgili Türk tarafına ait orijinal fotoğraflar sunuyor. Ancak bu fotoğraflar arasında Türk siperlerini bombalayan Fransız topçusuna ait görüntüler de yer alıyor!

Bir Alman subay gözetiminde, Boğaz’a mayın döşeme faaliyeti

Dünya literatüründe önemli bir yere sahip olan bu olay, yalnızca Türkiye için değil, dünya tarihi açısından da dönüm noktası olmuş bir süreçtir. Mustafa Kemal’in Atatürk olarak anılmaya başlandığı yer, Çanakkale’nin bu anlamda taşıdığı önemi artırmaktadır. Eğer onun Çanakkale’deki başarıları olmasaydı, kongreler, millet meclisi ve İstiklal Harbi’nde bu milletin onu izleyerek ilerlemesi zor olabilirdi.


18 Mart 1915’te Boğaz savunma düzeni ve mayın hatları

Bu haftanın dikkat çeken diğer bir olayı ise, ünlü tarihçi İlber Ortaylı’nın vefatı oldu. Kendisi, uluslararası alanda Osmanlı-Türk tarihi üzerine uzmanlaşmasının yanı sıra, tarihi olayları halkın anlayabileceği bir dille aktarma konusunda önemli bir rol oynamıştır. “Popüler” terimini küçümseyen bazı kesimler, onun çalışmalarını eleştirmiştir. Siyaset ve ideolojilerle kimliklenen bu grup, mevcut durumu korumak için her fırsatı değerlendirir. Bu ahlaki yoksunluk, maalesef Hoca’nın cenazesindeki tabutun önünde “selfie” çekilmesine kadar uzanmıştır. Kendisi, yakın zamanda Çanakkale’ye gömülmek istediğini belirtmişti; ancak Fatih Camii haziresinde, merhum Halil İnalcık’ın yanına defnedildi. Huzur içinde yatsın; unutulmayacak.


18 Mart 1915’in en önemli figürü, Müstahkem Mevkii Komutanı Tuğgeneral Cevat Paşa (solda), 18 Mart’ta Müstahkem Mevkii Kurmay Başkanı Yarbay Selahaddin Bey (sağda)

Bir diğer ilginç gelişme ise, Adalet Bakanı’nın mal varlığına dair ortaya atılan iddialardı. 10 milyon USD’lik bir taşınmaz söz konusu. Yargının başındaki kişi hakkında ortaya çıkan bu iddialar, yargıya intikal etti. Yüksek devlet ve hükümet görevlilerinin varlıklı olması, çeşitli nedenlerden ötürü bizim ülkemizde sıklıkla gözlemlenen bir durumdur. Zira böyle bir durumda bu kişilerin kişisel menfaat peşinde koşma olasılığı düşer. Bu durum, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve büyük ilçe başkanlıkları için de geçerlidir. İlber Hoca’nın defnedildiği hazirede, merhum Kadir Topbaş’ın mezarını görünce aklıma bu geldi. Aileden zengin olanların başarıya ulaşması için her zaman bir diplomaya ihtiyaçları olmayabilir. Ancak, arada bir Celal Şengör gibi, hem aileden zengin hem de alanında dünya çapında tanınan isimler de çıkabiliyor. Uzay yolcusu olmak isteyenlerin ise, para-pul olmasa da spesifik bir alanda uzmanlaşmaları gerekecek; başka bir alternatif yok.

(Oğuz Atay üzerine Murat Belge’nin yazdığı son kitap tekrar haftaya kaldı. Özür dilerim.)

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın