
Cansever ismi, belki de pek az kişinin aklında yer etmiştir.
Makedonya kökenli bir Türk sanatçıdır.
BU HABERİ, iahaber ABONELERİNİN DE
SAĞLADIĞI KATKIYLA OKUYORSUNUZ.
iahaber’E ABONE OL,
BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞİ DESTEKLE!
ABONE OL
Zaten abone misiniz?
Üye girişi yapın
8 Temmuz 1967 tarihinde Kuzey Makedonya’nın Veles kasabasında dünyaya geldi.
Verilen ismi “Dzansever Dalipova…”
Bu isim, “Cansever Talipova” ya da “Talipkızı” olarak da çevrilebilir.
Babası Selanik, annesi Bulgaristan kökenli
Bazı biyografiler, babasının Selanik, annesinin ise Bulgaristan kökenli olduğunu vurguluyor.
Kısacası, bir evlâd-ı fâtihân çocuğu olarak tanımlanabilir.
Cansever, 8 Ağustos Cumartesi günü Almanya’da hayatını kaybetti.
Uzun bir süre lösemi tedavisi görüyordu.
Ölüm haberini okuduğumda bir detay dikkatimi çekti.
Son isteğini ise şu şekilde ifade etmiş:
“Makedonya’nın Veles kazasına gömülmek…”
Yani, doğduğu kasabaya…

29 yıl öncesindeki bir geceyi hatırladım
Bu ifadeyi okuduğumda, beni 29 yıl önce bir geceye geri götürdü.
Hayatım boyunca beni en iyi tanımlayan sözü Fehmi Koru bulmuştu…
“Pop Sosyolog” dedi benim için.
O, bunu biraz benim sosyolog yanımı küçültmek için kullanmıştı; ben ise onu büyüten bir şekilde algılamıştım.
1997 yılı…
İbrahim Tatlıses’in İbo Şov’larının hiçbirini kaçırmıyordum.
Türkiye’nin tüm sanatçıları o programda geçit töreni yapıyordu.
Bana göre Türk televizyon tarihinin en başarılı programları arasında yer alıyordu.
Sırtı eğik, başı önünde, kıyafeti taşralı bir kız
O yıl bir akşam, programa Cansever isimli bir genç kız davet edilmişti.
Sırtında doğuştan gelen bir deformasyon vardı.
Nereden biliyorum derseniz, kendi sırtımdakinden biliyorum.
Hayatım boyunca taşıdığım bir yük sırtımda…
Yüzünde, sanki deri gibi oturmuş bir hüzün ifadesi vardı.
Bildiğim “Suyun ötesinden” gelen kızların hiçbirine benzemiyordu.
“Mega egolu” İbo, “Bu şarkıyı bir daha söylemem” dedi
İbrahim Tatlıses onu şöyle tanıttı:
“Şimdi size Kara Çadır türküsünü söyleyecek. Ben bu türküyü söyledim ama bu kızı dinledikten sonra bir daha söylemeyeceğim… Bu şarkı ancak böyle söylenir…”
İbrahim Tatlıses gibi bir “Mega Ego’dan” böyle bir cümle duymak…
Aynı sahnede Kubat ve İzzet Yıldızhan da vardı…
Hayranlıkla dinliyorlardı, nereden geldiğini bilmedikleri “acıların kadınını…”
“Yemen şehitleri” içeren “Kara Çadır” türküsünü söyledi
Cansever’i ilk defa o gece tanıdım.
Kara Çadır türküsünü ilk defa o gece dinledim.
Suyun ötesinden gelen bir sesin, içinde “Yemen” geçen bir türküyü, bir Urfa hüznüyle dinlemek beni ağlattı o gece.
“Şu Yemen’de can verenler, biri Mehmet biri Memiş…”
Bu nakarat, kayıp bir Osmanlı şehit coğrafyasının hüznünü etkili bir şekilde anlatıyordu.

Suzan Kardeş’in ‘Sendeki Kaşlar’ının ilk notasındaki neşe
Sonra bir akşam yine bir İbo Şov’da ondan olağanüstü bir arabesk dinledik.
“Canım Dediklerim/Dertli Dertli”
Kim bu kız diye merak etmiştim.
Sesi, duruşu, tarzı bizim Rumeli tarzına hiç benzemiyordu.
Mesela aklıma Suzan Kardeş geliyor, o da Kosovalı.
Ama ‘Sendeki Kaşlar’ı daha başlarken kendimi Akhisar’ın göçmen mahallelerinde bayram günleri gelen Rumeli havasında buluyorum…
Artvin/Gürcü kökenli Şükriye Tutkun’un ‘Arda Boyları’nı dinleseniz, ondan daha Rumelili…
Bu kız sanki Anadolu’nun ortasından, sanki Urfa’da doğmuş ve büyümüş…
Sanki yanlışlıkla Makedonya’da doğmuş.
<h3 style="font-size </p>Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



