
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Sağlık politika Kurulu, Aile Dayanışma Ağı’nın (ADA) 28’inci buluşmasının ardından bir basın toplantısı gerçekleştirdi.
Toplantı, Saraçhane Parkı’nda yapıldı ve CHP Sağlık politika Kurulu Başkanı ile Bursa Milletvekili Prof. Dr. Kayıhan Pala, burada önemli açıklamalarda bulundu.
Pala, cezaevlerinde sağlık hizmetlerine erişim konusundaki yapısal sorunların varlığına işaret ederek, mevcut koşulların insan sağlığını tehdit ettiğini vurguladı. “Mahpuslar, insan haklarına aykırı bir şekilde sağlık hizmetlerine ulaşamadıkları için iki kere cezalandırılmaktadır” şeklinde konuştu. Ayrıca, 9 Mart Pazartesi günü İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) davalarının TRT’den canlı yayınlanmasının AKP iktidarı tarafından engellendiğine dikkat çekti. Pala, “İBB davası, sadece CHP ve Ekrem İmamoğlu davası olmanın ötesinde; seçmenin iradesinin hiçe sayıldığı, cumhurbaşkanını seçmesinin engellenmeye çalışıldığı bir demokrasi sorunudur. İBB davasındaki tutuklular tutuksuz yargılanmalı ve duruşmalar televizyonlarda canlı olarak yayınlanmalıdır” ifadelerini kullandı.
‘SAĞLIK HAKLARINA YÖNELİK ENGELLER’
Tutuklu Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık ve Gezi hükümlüsü Tayfun Kahraman’ın sağlık sorunlarını gündeme getiren Pala, “Her ikisinin de hukuken dışarıda olması gerektiği açıktır. Ancak bulundukları süre zarfında sağlık haklarına büyük engeller konulmuştur ve bunu ısrarla dile getirmeye devam edeceğiz” dedi.
Pala, “Kötü cezaevi koşulları ve sağlık hizmetlerine erişim engelleri, ek bir cezalandırma veya işkence aracı olarak kullanılamaz” diyerek, “Son verilere göre Türkiye’de 403 hapishanede toplam 304 bin 956 kapasiteli 412 bin 991 mahpus bulunmaktadır. Cezaevlerindeki kapasite aşımı, barınma gibi sorunları da beraberinde getiriyor ve bu durum mahpusların sağlığını olumsuz yönde etkiliyor” uyarısında bulundu.
KUYU TİPİ CEZAEVLERİNE DİKKAT
Pala, kuyu tipi cezaevlerinde yaşanan tecrit sorunlarına da değindi. “Türkiye’de cezaevleri arasında kuyu tipi olarak nitelendirilenlerde tecritin mahpusların sağlığını olumsuz etkileyen unsurları göz ardı ediliyor. Mahpuslar, bedenlerinde hastalıkla ilgili bir belirti olmadıkça sağlık durumları hakkında bilgi sahibi olamıyorlar. Oysa ülkemizdeki yasal düzenlemelere göre her yurttaşın, yılda bir kez risk grubuna göre düzenli sağlık kontrollerinden geçmesi gerekmektedir. Bu uygulama yapılsa, yüksek tansiyon ve şeker hastalığı gibi sık görülen kronik hastalıkların önlenmesi veya erken tanı konulması mümkün olabilir” dedi.
‘MAHREMİYET İHLALİ’
Ağız içi, çıplak arama ve kelepçeli muayene uygulamalarının tedavi süreçlerini engellediğini belirten Pala, “Hasta mahpusların sevkinde havasız ve sarsıntılı ring araçları yerine, sağlık standartlarına uygun güvenlikli hasta nakil araçları kullanılmalıdır. Kadın mahpusların sağlık ihtiyaçlarının karşılanmaması ise ciddi bir sağlık hakkı ihlalidir. Cezaevlerindeki hijyen eksiklikleri, kadınların hijyenik ürünlere erişim sorunları, rahim ağzı kanseri gibi hastalıklar için tarama yapılamaması ve gebelik, lohusalık gibi durumlarda jinekolojik bakımın sağlanamaması gibi konular bu ihlallerden sadece birkaçıdır” şeklinde konuştu.
Pala, hastanın rızası olmadan bedensel bütünlüğe müdahale edilemeyeceğini ve tıbbi muayenelerin kolluk kuvvetlerinin göremeyeceği koşullarda gerçekleştirilmesi gerektiğini de sözlerine ekledi.
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



