Türkiye’nin siyasi arenasında önemli bir tartışma başlatan boykot kampanyası, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) lideri Özgür Özel’in öncülüğünde gerçekleşiyor. Bu kampanya, ülke genelinde çeşitli tartışmalara yol açarken, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun sosyal medya üzerindeki paylaşımlarıyla da gündeme geldi.
Rifat Hisarcıklıoğlu, sosyal medyada yaptığı bir paylaşımda, boykot çağrılarına karşı net bir duruş sergileyerek şu ifadeleri kullandı: “Üreten, istihdam sağlayan, yatırım yapan şirketlerimizin hedef haline getirilmesi ve boykot çağrıları yanlıştır. Şirketlerimiz siyasi tartışmaların dışında tutulmalıdır.”
ÖZEL’DEN TEPKİ GELDİ
Hisarcıklıoğlu’nun bu paylaşımı, Özgür Özel tarafından sert bir şekilde eleştirildi. CHP lideri, Hisarcıklıoğlu’nun yorumunu alıntılayarak, “Başkan; Yatırım yapanla, istihdam sağlayanla derdimiz yok. Şirketleri siyasi tartışma içine sokan da yok. Sen bu yorumla kime hizmet ediyorsun?” ifadelerini kullandı.
Bu zıtlaşma, TOBB’un ilişkileri ve etkileri üzerine tartışmalara yol açmaya devam ediyor. Özgür Özel, Hisarcıklıoğlu’nun mevcut durumu yönetim tarzını eleştirerek, “Temsil ettiğin kurumu iktidarın emrine vermen üyelerini kahrediyor. Koskoca kurumu düşürdüğün hale bak,” sözleriyle güçlü eleştirilerini ortaya koydu.
Bununla birlikte, Özgür Özel, Hisarcıklıoğlu’nun söz konusu paylaşımının altında yatan sebepleri sorgulayarak, “Attığın tweeti yorumlara açacak cesaretin yok, neden, kimden korkuyorsun?” ifadesini kullandı. Özel, bu tip sosyal medya paylaşımlarının aslında daha derin bir siyasi tartışmanın parçası olduğunu savunuyor.
Özgür Özel, sözlerine şöyle devam etti: “Sen sözde gücünü nereden alıyorsun? Biz senin Birliğinde senden güçlüyüz. Üyelerinin önemli bir çoğunluğu bizimle. Çünkü ahlaki üstünlük bizde. Çünkü biz haklıyız. Üyelerin de haklının yanında zulmün karşısında. Sen neredesin?”
Öztürk, bu tartışmanın ilerleyen günlerde Türkiye’deki ticaret, iş dünyası ve siyasi ilişkiler üzerinde nasıl bir etki yapacağını merakla beklediklerini belirtti. Bu süreçte siyasi kutuplaşmaların iş dünyasını nasıl etkilediği de dikkat çeken bir konu olarak öne çıkıyor. Özgür Özel, takipçilerine ve kamuoyuna verdiği mesajlar sayesinde daha fazla dikkat çekiyor.
Sonuç olarak, bu olay Türkiye’nin siyasi yapısındaki kompleks dinamikleri yansıtırken, şirketler ile siyasi liderlik arasındaki ilişkileri de sorgulamaya başlıyor. Hisarcıklıoğlu’nun ve Özgür Özel’in ifadeleri, sadece mevcut durumu değil, aynı zamanda ülkedeki ekonomik istikrarın nasıl şekilleneceğini de etkileyebilir. Sürdürülebilir bir ekonomik yapı için bu tür gerilimlerin üstesinden gelinmesi gerektiği ve şirketlerin bağımsızlıklarının korunmasının önemli olduğu düşünülen başlıca konular olarak ön planda duruyor.