
(İSTANBUL) – CHP Sözcüsü Zeynel Emre, İBB davasında gündeme getirilen “kaçak hafriyat” ve “kamu zararı” iddialarına sert bir yanıt verdi. Sultangazi Belediyesi ile valilik ve bakanlık denetimlerinden bahseden Emre, “7 milyon kamyon seferinin kimsenin haberi olmadan yapılması imkansız” ifadelerini kullandı.
CHP Parti Sözcüsü ve İstanbul Milletvekili Zeynel Emre, bugün CHP Silivri Dayanışma Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında açıklamalarda bulundu. Emre’nin konuşmasından öne çıkan başlıklar şunlar:
“Biz burada bir mizansene karşı hukuku savunmaya devam ediyoruz. Hakkımızda, arkadaşlarımız hakkında atılan iftiraları ve kurulan kumpasları, dosyadaki şişirilmiş sayfaların birer kumpas olduğunu gerek yargılanan arkadaşlarımız gerekse avukatlar aracılığıyla tek tek ortaya koyuyoruz. Bu kumpas operasyonları başladıktan sonra durumun gerçek olduğu, can siperane görev üstlenen, dosyadaki gizli bilgi ve belgelere hakim olan ve henüz yargılama süreci başlamadan masumiyet karinesini ihlal eden gazetecilerin, hakim-savcı muamelesi gördüğünü ve bu durumun tutanak altına alındığını belirtmek isterim. Mobbinge maruz kalan, gerçek gazetecilik faaliyetini sürdürenler, kendilerine tanınan çok küçük bir alandan uzak bir yerden mahkemeyi izlerken; diğer yandan iktidarın her hareketine övgüler düzenlerken, muhalefeti suçlayarak özel muamele ve korumalarla ödüllendirilen bir sistemle karşı karşıyayız.”
TUTUKLU YAKINLARINA ANNELER GÜNÜ MESAJI
19 Mart darbesi sonrasında önce tutuklama yapılan, ardından delil üretme sürecine girilen ve aylarca tutuklu kalıp hala seslerini duyuramayan birçok kişi var. HTS ve baz kayıtlarında meydana gelen trajik hatalar, hukuk tarihine ‘kamu oğlu’ gibi bir yapay zeka karakteri kazandıran bu duruşmalarda her hafta başka bir gariplik yaşanmakta. Yargılamalar 34. celseye ulaşmış durumda. O kadar tuhaf bir süreç işliyor ki, daha önce hiç görmediğimiz bir şekilde mahkeme başkanının zaman zaman salondan ayrıldığını gözlemliyoruz. 32. oturumda CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve büyükşehir belediye başkanımız Sayın İmamoğlu, bu davanın ne vicdanlarda ne de kitaplarda yeri olmadığını, tutuklu arkadaşlarının tutuksuz yargılanmaları gerektiğini dile getirdi. Milletimiz bu süreci izliyor ve görüyor. Bu, tel tel dökülen bir davadan başka bir şey değil. Bu toprakların en çilekeş insanları kimdir diye sorarsanız, anneler deriz. Bu pazar Anneler Günü. Hem içeride yatan annelerin hem de dışarıda acı çeken annelerin acılarının sona ermesini temenni ediyoruz. Bir an önce annelerin ağlamadığı, mutlu olduğu bir Türkiye için CHP olarak var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz. Bu vesileyle tüm annelerin Anneler Günü’nü kutluyorum.
EMRE, DAVAYI TAKİP EDEN GAZETECİLER ARASINDAKİ AYRIMI VURGULADI
Bu ülkede gerçek gazetecilik yaptığınızda, yani iktidarı denetleyip yanlışlarını ifşa ettiğinizde, Silivri’de kendinizi bulabilir, bedel ödeyebilir ya da hayatınızı kaybedebilirsiniz. 10 Ekim’de Esenyurt’ta öldürülen gazeteci Hakan Tosun davası çarşamba günü Bakırköy Adliyesi’nde görüldü. Bu cinayet sonrası ben, o dönemdeki İçişleri Bakanı’na bazı sorular sordum. Bu kişinin çevre katliamlarına ilişkin dosyalar hazırladığı ve haber yaptığı için ilgili şirketlerle bağlantısının olabileceğini sorguladım. Gerçek gazetecilik yapanlar tehdit altındayken, bu karanlık düzene dahil olanlara çakarlı araçlar ve ballı maaşlar sunulmakta. O kadar vurdumduymaz bir tavır var ki, mahcubiyet duymak bir yana, tutanaklarda nasıl davrandıkları kayıt altına alınıyor. Kafa sallamalar, el sallamalar, parmak sallamalar… Bu durumu sorgulayanlara ise ‘Uzaklaştır bunları buradan’ diyor. Kamuya açık bir alanda yaşanan bu olaylar, oldukça vahim bir düzenin içinde olduğumuzu gösteriyor. Ancak bu düzen geçecek, tüm bunları yapanlar gerçek anlamda hukuk içinde hesap verecekler.”
TUTUKSUZ YARGILAMA VE CANLI YAYIN TALEBİ YİNELENDİ
İmamoğlu’nun avukatı Tora Pekin’in tahliye taleplerine değinen Emre, şunları söyledi:
“Bu talep hukuken son derece geçerlidir. Ancak bu yargılama, on binlerce sayfalık dosyalar, iddianameler ve ekleriyle birlikte yüz binlerce sayfadan oluşuyor, 400’den fazla sanık var. Böyle bir durum, Cumhuriyet tarihimizde eşi benzeri görülmemiştir. Bazı kişiler tutuklandıktan sonra dava açılmadan serbest bırakıldı. Sayın İmamoğlu ifade etti; iki şoförü sekiz ay cezaevinde kaldıktan sonra serbest bırakıldı. Neden? ‘Gel, İmamoğlu aleyhine konuş. Konuşmazsan yat.’ Bu durum sürdürülemez. En azından ev hapsi verin, adli kontrol kararı alın, bu yargılamanın tutuksuz olarak sürdürülmesini ve canlı yayınlanmasını sağlayın ki toplum kimin haklı, kimin haksız olduğunu görsün.”
İBB DAVASI’NDA BU HAFTA
Mahkeme başkanı, avukata bir soru sorarak, ‘Normal ağır ceza davalarında ne yapıyorsunuz?’ dedi. Bu, davanın anormal bir süreçte ilerlediğinin itirafıdır. Normal ağır ceza, olması gerektiği gibi, kanunda belirtilen kurallara uygun ilerleyen bir süreçtir. Ancak burada aylarca ‘Gel, burada avukatlarınla birlikte otur, ağzını açma’ denilen başka bir yargılama yok. Bu durum, bu ülkedeki seçme-seçilme hakkına müdahaledir. Sandıkta yenemediği CHP’yi mahkemede mahkum etme girişimidir. İBB kumpas davasının en temel argümanı ‘Kamuyu zarara uğrattılar’ iddiasıdır. Bu zararın en büyük kısmı hafriyat konusundadır. Başlangıçta ‘560 milyar TL’lik kamu zararı’ iddia edildi, sonra bu rakam 160 milyara düşürüldü. Kamu zararında böyle tenzilatlar nasıl olabiliyor? Şimdi ise ‘İBB yönetimi, kamuyu 110 milyar lira zarara uğrattı’ deniyor. Bu hafta bunun da gerçek olmadığı belgelerle ortaya çıkmış durumda. Çünkü bu dava kapsamında yakalama kararı olan bir iş insanı var: Murat Gülibrahimoğlu. Bu kişi, hafriyat işini organize ediyor ve daha önce AK Parti il başkanlığı yapmış bir isimle ortak şirket bile kurmuş durumda.”
SULTANGAZİ BELEDİYESİ TARAFINDAN YALANLANAN İDDİA
Hafriyat yapılan alan Cebeci Maden sahasıdır. Bu projedeki tek yetkili kurum Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığıdır. Enerji Bakanlığı, bölgeyle ilgili kararlar alıp düzenli denetim yaparak bakanlığa rapor sunan maden bölgesi komisyonu ile birlikte çalışmaktadır. İBB’nin bu süreçte hiçbir yetkisi yoktur. İddianamede belirtildiği gibi, eğer kamu zararı söz konusuysa, enerji bakanının, valinin ve komisyonda görev alanların sorumluluğu yok mu? İddianameye yönelik bir ihbar üzerine Sultangazi Belediyesi’ne yazı yazılıyor ve deniyor ki, ‘Burada kaçak hafriyat yapıldığı ihbarı var.’ Sultangazi Belediyesi ise, ‘Bölge 24 saat boyunca zabıtalarımız tarafından kontrol altında tutuluyor. Burada herhangi bir kaçak tespit edilmemiştir’ cevabını veriyor. Sultangazi Kaymakamlığı, Sultangazi Belediyesi ve İstanbul Valili
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



