
Cumhuriyet Halk Partisi’nde Kemal Kılıçdaroğlu’nun Genel Başkanlık görevine mahkeme kararıyla atanmasının ardından geçen on günde yaşanan gelişmeler dikkat çekici. Kılıçdaroğlu, bu süreçte Özgür Özel liderliğindeki yönetimle uzlaşma konusunda herhangi bir adım atmadığı gibi, eski yoldaşlarını Fethullahçılıkla suçlamaktan da çekinmedi. İktidarın beklentilerine paralel bir çizgide ilerlemeye devam eden Kılıçdaroğlu, bu durumu sorgulayanlara karşı bir sinyal vermekten uzak durdu.
Kılıçdaroğlu’nun niyetlerini daha iyi anlamak için, ona en yakın isimlerden biri olarak bilinen Bülent Kuşoğlu ile bir görüşme gerçekleştirdim. Kuşoğlu, Kılıçdaroğlu’nun 2023 cumhurbaşkanlığı adaylığının en güçlü destekçilerinden biriydi. O dönemde CHP’nin Genel Başkan Yardımcılığı görevini yürütüyordu ve partinin mali işlerinden de sorumluydu. Kılıçdaroğlu’nun seçilmesi durumunda bakan olabilmek için milletvekilliği seçimlerine girmemişti. Seçim kaybedildikten sonra ise, değişim hareketine en sert eleştirileri yöneltenlerden biri oldu.
Kuşoğlu, Kılıçdaroğlu gibi bir hesap uzmanı olarak uzun bir kariyere sahip. Maliye Bakanlığı’nda başladığı kariyerinde, Kılıçdaroğlu’nun Sosyal Sigortalar Kurumu’ndaki Genel Müdürlük döneminde yardımcılığını yapmıştı. İkisinin de 45 yılı aşkın bir dostluğu var. Ancak Kuşoğlu, sosyal demokrat bir geçmişe sahip değil. 2002 yılında DYP üyesi olarak siyasete girmiş; 2007’de DYP’nin Ankara il başkanıyken istifa ederek Demokrat Parti’den milletvekili adayı olmuş ama seçilememiştir. 2009’da ise Türkiye Partisi’nin kurucuları arasında yer alarak genel başkan yardımcılığı yapmıştır. 2010’da Kılıçdaroğlu’nun CHP Genel Başkanı olmasıyla birlikte Türkiye Partisi’nden ayrılarak CHP’ye katılmıştır.
Kuşoğlu ile yaptığım görüşmede, Kılıçdaroğlu’nun son dönemki tutumuyla ilgili birçok kafa karıştıran analiz ortaya koydu. Kılıçdaroğlu’nun, ittihatçı bir devlet aklının yeni bir düzen kurmakta olduğuna dair inancı olduğunu belirtti. Ancak CHP’nin bu yeni düzende hangi rolü üstleneceğine dair net bir anlayışa sahip olmadıklarını ifade etti. Bu durum, Kuşoğlu’nun düşünceli ve gergin bir ruh hali içinde olmasına neden oldu. 2023 seçimlerinin getirdiği deneyimle daha temkinli bir yaklaşım sergilediği izlenimini edindim.
Kuşoğlu’nun jest ve mimiklerinden, Kılıçdaroğlu’nun etrafındaki ekibin tutumundan pek memnun olmadığı izlenimini aldım. Bu nedenle, mevcut durumu mesafeli bir şekilde izliyor olabilir. Belki de söylediklerinin çoğu, daha çok Kılıçdaroğlu’nun ekibine yönelikti. Bu noktada, söyledikleri ile durduğu yer arasındaki fark dikkat çekiciydi.
Kılıçdaroğlu’nun niyetinin net olmaması, bu durumun getirdiği belirsizlik, Kuşoğlu’nun hislerini doğruladı. Siyasi arenada yaşanan karmaşa içinde, CHP’nin geleceği hakkında karamsar bir tablo çizen Kuşoğlu, mevcut durumda partinin iç dinamiklerinin netleşmesi gerektiğini vurguladı.

“Siyaseten çok iyi bir ekip çalışması yürüttüğümüzü, her konuda beraber olduğumuzu söyleyemem”
– Kemal Bey’e yakın bir isim olarak, bugün her konuda onunla aynı sayfada mısınız? Bir ekip olarak mı hareket ediyorsunuz?
Kemal Bey ile uzun yıllardır birlikteyiz. Ancak, siyaseten çok iyi bir ekip çalışması yürüttüğümüzü söyleyemem. Zaman zaman farklı düşündüğümüz de olmuştur. Şu anda bizden bağımsız bir mahkeme kararı gerçekleşti. Davayı biz açmadık. Kılıçdaroğlu’nun çağrıldığı halde mahkemeye gitmediği bir süreç sonrasında böyle bir karar çıktı. Şimdi tekrar siyasi hareket olarak ortaya çıkacak. Ben de bu süreçte Parti Meclisi’nde üyeyim. Gelecekte ne yapacağımızı bilmiyorum, ama burada bulunuyorum.
– Kılıçdaroğlu’nun toplantıyı ertelemesi, iyi niyetini sorgulatan bir hamle olarak değerlendiriliyor. Bu neden gerekliydi?
Toplantı, kimlerin oradan ayrıldığının ve kimlerin yedek olarak yazıldığının yasal olarak tespit edilmesi gerektiği için yapılamadı. Bu tespit yapılmadan toplantı gerçekleştirilemez.
– Bu tespiti yapmak bu kadar mı zor? Biz dışarıdan gazeteci olarak iki dakikada 58 kişinin çetelesini çıkartabiliyorken, parti kendi kayıtlarına bakarak bunu yapamaz mı?
Cumhuriyet Halk Partisi bir kurumsal yapı. Bu tespitlerin yapılması gerekiyor.
“Şu anda Kemal Bey dışında parti yönetimi yok ki… Hiçbir şey imzalatılamaz, para bile ödenemez”
– Bu tür bir tespit çalışmasının toplantı erteleyecek kadar uzun süreceğine kim inanır?
Sürmez ama şu anda Kemal Bey dışında bir parti yönetimi yok. Para bile ödenemez, hiçbir şey imzalatılmaz durumda. Bu söylediklerim siyasi bir durum değil, gerçekler.
“Bütün siyasetçiler yargı kararlarını eleştirir ama uyar”
– Kılıçdaroğlu, yargı kararlarına uymak zorunda olduğuna dair bir açıklama yaptı. Ancak, daha önceki kampanyasında AKP yargısını eleştirmişti. Bu çelişkiyi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bütün siyasetçiler bu tür eleştirilerde bulunuyor. Ancak
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



