CHP Kurultayı İçin Hukuki Engeller Devam Ediyor

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
CHP Kurultayı İçin Hukuki Engeller Devam Ediyor

Kılıçdaroğlu ve Özel, kurultayın gerçekleştirilmesi konusunda mutabakata varsalar da, kararın kesinleşmediği sürece kurultayın yapılamayacağı ifade ediliyor.

Bu konunun daha iyi anlaşılması adına önemli bir noktayı açıklığa kavuşturmak gerekiyor. Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP parti meclisinin eski üyelerinin mahkeme kararıyla göreve getirilmesi, mutlak butlan davasının esasıyla ilgili verilmiş bir karar değildir. Şahsi haklara dair verilen ilk derece mahkemesi ya da istinaf kararları kesinleşmeden uygulanamaz. Bu nedenle, İstinaf Dairesi Kılıçdaroğlu ve parti meclis üyelerini bir tedbir kararıyla göreve getirmiştir. Yani Daire, asıl davanın kesinleşmesine kadar partiye kayyum atamış durumdadır. Bu çerçevede, bu durumu göz ardı ederek yapılacak her tür değerlendirme hatalı olacaktır.

Ayrıca, İstinaf Dairesi, siyasi Partiler Kanunu’na doğrudan değil, bu kanunun atıfta bulunduğu Dernekler Kanunu ve Türk Medeni Kanunu’nun hükümlerine göre karar vermiştir. 2820 Sayılı Siyasi Partiler Kanunu’nun 121. maddesine göre, Türk Medeni Kanunu ve Dernekler Kanunu’nun bu kanuna aykırı olmayan hükümleri siyasi partiler için de geçerlidir. Bu bağlamda, Dernekler Kanunu ve Türk Medeni Kanunu’nun ilgili hükümlerini ve bu hükümlerle ilgili yargı kararlarını dikkate almadan yalnızca Siyasi Partiler Kanunu hükümlerine göre yapılan değerlendirmeler de hatalı olacaktır.

Yeni Kurultay Yapılmasının Hukuki Engelleri

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi, CHP hakkında TMK ve Dernekler Kanunu hükümlerine göre mutlak butlan ve tedbir kararı verdiğinden, değerlendirmelerimizi bu çerçevede yapacağız. Bu nedenle, kamuoyunda tartışılan Asliye Hukuk Mahkemesi’nin bu kararı almaya yetkili olup olmadığı konusuna girmeyeceğiz.

Asliye hukuk mahkemeleri ve ticaret mahkemeleri, farklı gerekçelerle tedbir kararı ve yönetim kayyumu atama kararı verebilmektedir. Eğer bir dernek veya şirketin organları toplanamıyorsa ya da fiil ehliyetini kaybetmişse, bu durumda kayyum atanmışsa, dernek veya şirket genel kurulu en kısa sürede toplanarak yeni bir yönetim seçebilir. Zira bu koşullarda atanan kayyumun asıl görevi, bu seçimin yapılmasını sağlamaktır.

Ancak, mahkeme dernek veya şirket faaliyeti çerçevesinde bir suç işlendiği ya da organların iradesinin hileli yollarla sakatlandığı gerekçesiyle kayyum atamışsa, bu atamanın amacı delillerin korunması, hukuka aykırı fiillerin önlenmesi ve davanın esası ile ilgili nihai kararın sağlıklı bir şekilde alınmasını temin etmektir. Bu tür kayyum atamaları kamu hukuku tedbiri olduğundan, üyelerin ya da ortakların iradesiyle sonlandırılamaz. Dolayısıyla, dernek veya şirket ortakları, genel kurul ile yeni bir yönetim seçemezler. Seçim yapılsa bile, mahkeme izni olmadan yeni yönetim kayyumun görevini devralamaz.

Dernek ve şirketlerin genel kurullarının siyasi partilerdeki karşılığı kurultaydır. Bu nedenle, dernek ve şirketler genel kurul toplantısı yaparak yeni yönetim belirleyemediği gibi, CHP de yeni bir kurultay yapamaz. Yeni bir kurultaya gidilememesi, görevine son verilen parti yönetiminin menfaatine de olabilir. Zira bu kişiler kanun yoluna başvurduğunda, karar bozulabilir ve dolayısıyla geri dönebilirler. Ancak, karar kesinleşmeden yeni bir kurultay yapılması halinde seçilecek yeni yönetim, parti ile ilgili önemli kararlar alabilir. Bu durum, Özgür Özel ve ekibi için de avantaj sağlar. Özgür Özel ve ekibi, yapılacak kurultayda kendilerinin kazanacağına inandıkları için kurultayın bir an önce yapılması gerektiğini savunmaktadırlar.

Usul hukukunun temel ilkeleri ve tarafların haklarının korunması açısından, CHP kurultay kararı gibi şahsi haklara ilişkin kararların kesinleşmeden uygulanmasını yasaklayan kanun hükümleri mevcuttur (HMK m.350/2; m. 443/4). Bu kanunların amacı, telafisi güç veya imkansız zararları önlemek ve hukuki güvenliği sağlamaktır. Bu kararlar, bireylerin kimlikleri, aile ilişkileri veya kişisel statüleri gibi hassas konularda önemli sonuçlar doğurmaktadır. Örneğin, bir şirkete zarar verdiği gerekçesiyle yönetim kurulu üyelerinin mahkeme tarafından azledilmesi durumunda, azledilen üyeler karar kesinleşene kadar görevlerine devam eder. Mahkemeler, çok istisnai durumlarda karar kesinleşene kadar kayyum atamaktadır.

Bu çerçevede, İstinaf Dairesi de şahsi haklara ilişkin kararların uygulanmasını yasaklayan hükümleri dikkate almıştır. Yargılamanın selameti ve özellikle kararın bozulması durumunda ortaya çıkabilecek telafisi güç zararların önlenmesi amacıyla, tedbir kararının devam edeceğini belirtmiştir. Mahkemenin tedbir kararında kurultayların yapılması açıkça yasaklanmamış olsa da, İstinaf Dairesi kayyumun görevinin nihai karar kesinleşene kadar devam edeceğini ifade etmiştir. Bu durumda, mahkemenin kararı doğrultusunda kurultayın yapılması mümkün değildir.

Ayrıca, İstinaf Dairesi, başta İstanbul delegeleri olmak üzere çok sayıda delegenin oylarının kişisel menfaat karşılığı satın alındığını tespit etmiştir. 196 İstanbul delegesi tedbirli, 163 delegenin ismi ceza soruşturmasında geçiyor ve 43 delege ceza soruşturmaları kapsamında tutuklanmıştır. Bu delegelerin oy kullanmalarına izin verilmesi halinde, haklarında devam eden soruşturma ve davalar sonucunda mahkum olmaları durumunda yapılacak yeni kurultay hukuka aykırı olacaktır. Aynı şekilde, bu delegelerin oy kullanmalarının engellenmesi durumunda da şahsi haklara ilişkin mahkeme kararları kesinleşmeden uygulanmış olur ki bu da yukarıda belirtilen kanun hükümlerine aykırıdır.

Mutlak butlan kararı kesinleşmeden yeni bir kurultay yapılması halinde, Yargıtay’ın İstinaf Dairesi ile farklı bir karar vermesi durumunda (kararın bozulması ya da eski delegelerin şaibeli işlere karıştığı gerekçesiyle delege yapısının güncellenmesi gibi) yine başa dönülecektir. Bu nedenle, mevcut delegelerle yeni bir kongre yapılmasının doğuracağı sorunları önlemek adına tedbir kararı verilmiştir. Mahkemeler, şahsi haklara ilişkin davalarda prensip olarak tedbir kararı vermemekte, bu olayda olduğu gibi çok istisnai hallerde tedbir kararı vermektedir.

Mutlak butlan kararı esas yönüyle kesinleşmeden veya İstinaf Dairesi kayyum tedbirini kaldırmadığı sürece CHP kurultaya giderek yeni yönetimini seçemez. Bu noktada, karar Yargıtay tarafından onandığında kesinleşmiş olacaktır. Ancak temyiz talebi Kemal Kılıçdaroğlu tarafından geri çekilirse, Yargıtay temyiz incelemesi yapmadan karar kesinleşmiş olur.

Çözüm Önerileri

Yukarıda belirtilen nedenlerle, CHP kurultayı hakkında verilen mutlak butlan kararının yerinde olup olmadığına dair siyasi ve hukuki tartışmalar yerine, kararın en kısa sürede Yargıtay tarafından incelenmesini sağlamak üzerine düşünülmelidir. Kılıçdaroğlu, “elimden gelse yarın kurultay yaparım” şeklinde bir görüş ifade etmiştir. Sayın Devlet Bahçeli ve diğer muhalefet partileri de kurultayın bir an önce yapılması yönünde açıklamalar yapmışlardır. Ak Parti ise bu görüşlere karşı bir açıklama yapmamıştır. Bu nedenle tüm siyasi partiler, aşağıdaki içerikte bir kanun teklifi Meclise sunabilir:

“Şahsi haklara ilişkin verilen ilk derece mahkeme kararlarının kanun yolu incelemesi en geç dört ay içinde tamamlanır.”

Bu şekilde, CHP kurultay d

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın