CHP Kurultayı: Kaboğlu’ndan Sert Eleştiriler

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
CHP Kurultayı: Kaboğlu’ndan Sert Eleştiriler

İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Özden Kaboğlu, CHP binasına polis zoruyla girilmesi olayını ele alarak, Kılıçdaroğlu’nun konuya ilişkin tutumunu eleştirdi. Kaboğlu, “Binaya giriş konusunda bu kadar acele eden ve acil olarak Ankara Valiliği ile İçişleri Bakanlığı’ndan kolluk yardımı isteyen Kılıçdaroğlu, kurultayla ilgili olarak farklı bir dil kullanmaya başlamıştır” dedi. Ayrıca, “Acil olan, önemli olan kurultayı toplamaktır. Eğer amaç partiyi demokratik bir zemin üzerine çekmekse, kayyum ve yönetimin bu doğrultuda hareket etmesi gerekmektedir” ifadelerini kullandı.

İstanbul Barosu Başkanı Kaboğlu, CHP’nin 38. Olağan Kurultay’ına dair alınan “mutlak butlan” ve ihtiyati tedbir kararının ardından, eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibinin partideki durumuna ilişkin ANKA’ya açıklamalarda bulundu.

“Seçim yargısına ait olan bir yetkinin adli yargı tarafından kullanılması mümkün değildir”

Kaboğlu, seçim ve siyasi partilere ilişkin uyuşmazlıkların, kurultayların seçim yargısı ve anayasa yargısına bağlı olduğunu belirtti. “Burada istinaf, yani Bölge Adliye Mahkemesi, adli yargı düzeninde yer almaktadır. Bu mahkemeler, sadece Hukuk Muhakemeleri Kanunu ya da Ceza Muhakemesi Kanunu çerçevesinde yargılama yapabilir. Bu açıdan, seçim yargısına ait olan yetkinin adli yargı tarafından kullanılması mümkün değildir” şeklinde konuştu.

“Demokrasi ve seçimlerin saydamlığı ilkesi, bu kadar gecikmiş bir yargılamayı kaldırmaz”

Kaboğlu, “İkinci olarak, seçim yargısı anlık uyuşmazlıkların çözümüne yöneliktir. Bu süreç 1 gün, 2 gün, 1 hafta gibi kısa süreleri kapsar. Ancak burada üç yıl önce yaşanan bir olayın, oy ilişkileri ve kurultay oylama ihtilaflarının çözümü söz konusudur. Demokrasinin ve seçimlerin saydamlığı ilkesi, bu kadar gecikmiş bir yargılamayı kabul etmez. Üçüncü olarak, bu yargı kararı hukuken yok hükmündedir. Ancak bu durum tek başına bir çözüm sağlamaz; kararın kendisini de değerlendirmek gerekmektedir.” dedi.

“Yüksek Seçim Kurulu karar vermekten kaçınmıştır”

Kaboğlu, verilen kararın ‘zorlama’ olduğunu vurgulayarak, “Kararın tebliğ aşamasında yaşanan gelişmeler bu zorlama durumunu net bir şekilde gösteriyor. Yüksek Seçim Kurulu’nun neyin yetki alanına girdiğini açık bir şekilde ortaya koyması gerekirdi. Anayasa gereği gerekçeli karar vermek zorundaydı. Ancak gerekçeyi erteleyerek karar vermekten kaçındı” ifadelerini kullandı.

“Mazbata Özgür Özel’dedir”

Kaboğlu, “Yüksek Seçim Kurulu’nun karar vermekten kaçınması, birçok tartışmayı beraberinde getiriyor. Ancak bu durum, Özgür Özel’in mazbatası açısından herhangi bir sonuç doğurmuyor. Çünkü mazbata Özgür Özel’dedir ve Yüksek Seçim Kurulu, Kemal Kılıçdaroğlu hakkında mazbata konusunda herhangi bir işlem yapmamıştır” dedi.

Kaboğlu, parti binasına polis zoruyla girilmesi konusuna da değinerek, “Bu durum, Kılıçdaroğlu ve ekibinin ‘Demokrasiyi getirmek istiyoruz, partiyi yolsuzluklardan arındırmak istiyoruz’ söylemlerine gölge düşürmüştür. Böyle bir binanın bu yöntemlerle boşaltılması, içerdeki kişilerin silahlı olması durumunda anlaşılabilirdi. Ancak bu şekilde bir müdahale, hem Kılıçdaroğlu’nun söylemiyle çelişiyor hem de demokratik geleceğimiz açısından kaygı verici bir durum oluşturuyor” açıklamasında bulundu.

“Binaya giriş konusunda bu kadar ivedi davranan, Kılıçdaroğlu, kurultay konusunda farklı bir dil kullanmaya başladı”

Kaboğlu, “Kılıçdaroğlu’nun binaya giriş konusunda bu kadar acele etmesi ve kolluk yardımı istemesi, kurultay konusunda farklı bir dil kullanmaya başladığını gösteriyor. Hukuka göre, hukuken yok hükmünde olan bir karar söz konusu. Ancak bu karar uygulanmaya konuldu ve iki taraf da bu duruma rıza gösterdi. Bu, bir kayyum ataması olarak değerlendirilmelidir. Seçimle gelen başkanın ilk işi, kurultaya çağrı yapmak ve partinin yöneticilerini kurultay yoluyla seçtirmektir. Bu nedenle, Kılıçdaroğlu’nun kurultayı toplama konusundaki dil değişikliği hukuken anlaşılır değildir. Çünkü kayyum, yasal olarak yasaklanmayan yetkileri kullanır. Bu geçici bir durumdur ve tedbir kararı da geçicidir. Karar kaldırılıncaya kadar partinin yönetiminde asgari önlemleri almakla yükümlüdür. Bu noktada, acil olan ve önemli olan kurultayı toplamaktır. Partiyi demokratik bir zemine çekmek amacında iseler, kayyum ve yönetimin bu gereklilikleri yerine getirmesi zorunludur” dedi.

“Özel ve ekibi suçsuz sayılma hakkından yararlanır”

Kaboğlu, Yargıtay’ın henüz karar vermediğini ifade ederek, “Özgür Özel ve ekibi, suçsuz sayılma hakkından yararlanır. 2023 yılında bir seçim gerçekleştirilmişse, şu anda geçici bir tedbir kararı vardır. Kesinleşmiş bir mahkeme kararı söz konusu değildir. Karar, esas kararın henüz verilmediğini belirtmektedir. Esas karar Yargıtay’ın karar vermesiyle kesinleşecektir. Bu nedenle, Özgür Özel, suçsuz sayılma hakkının tüm gereklerinden yararlanır. Bu onun birinci avantajıdır. Süreç devam etmektedir. İkinci avantajı ise, Özgür Özel ve ekibinin parlamentoda çoğunluğa sahip olmasıdır. Yasama çoğunluğu ve grubun kendi elinde olması, Özgür Özel’in partiyi Meclis’te temsil etme ve yasama faaliyetlerini yürütme yetkisini sağlamaktadır” şeklinde konuştu.

İBB Davası’nda tutuklu yargılanan İBB Başkanı ve CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun partiden ihraç edilme iddialarına da değinen Kaboğlu, “Suçsuz sayılma hakkı, mahkeme kesin karar verene kadar herkesin yararlanabileceği bir haktır. Bu hak, savaş ortamında bile koruma gören dokunulmaz haklardan biridir. İmamoğlu da kesinleşmiş bir mahkeme hükmü tesis edilene kadar bu haktan yararlanır. Ayrıca, bu tedbir kararının kurultaya gitmeyi engelleyeceği yönündeki iddialar doğru değildir. Çünkü tedbir kararı, ancak partinin kurultaya götürülmesi halinde amacına ulaşabilir. Yargıtay’ın nihai karar vermesi ya da Yüksek Seçim Kurulu’nun gerekçesini açıklamasının beklenmesi gerekecektir. Bu süreçler aylar, hatta yıllar sürebilir. Anayasa Mahkemesi’ne ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvuru yolları da mümkündür. Bu nedenle, CHP’nin demokratik zemine çekilmesi açısından bir an önce kurultaya gidilmesi büyük önem taşımaktadır. Eğer suçsuz sayılma hakkı ihlal edilerek ihraç işlemlerine başlanırsa, bu durum Kılıçdaroğlu ve ekibinin yürüt

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın