CHP İstanbul Milletvekili Yunus Emre, gazeteci Nuray Başaran’ın CHP’nin Kurultayı ile ilgili ortaya attığı şaibelere dair açıklamalarda bulundu. Emre, “Bu kişinin CHP’den ne beklediğini merak ederken, partimizde 2021-2022 döneminde danışmanlık yaptığını ve karşılığında 1.6 milyon TL ücret aldığını okudum. Bu durum gerçekten kabul edilemez.” ifadesini kullandı.
Yunus Emre, sosyal medya üzerinden Nuray Başaran’la ilgili dikkat çekici başka iddialarda da bulundu. CHP Kurultayı’ndaki şaibelerin bu gazeteciyle başladığını öne süren Emre, “Nuray Başaran’ın adı birçok Amerikan belgesine geçiyor ve bu belgeler WikiLeaks’te yer alıyor. Merak edenler bu belgelere ulaşabilir ama söylemeliyim ki, kendisinin ABD’li diplomatik misyon görevlileriyle olan ilişkileri gazetecilik faaliyetlerinin çok ötesinde.” dedi.
Yunus Emre’nin sosyal medyada yaptığı paylaşımda, CHP Kurultayı ile ilgili tartışmalara yönelik vurgusu dikkat çekti:
“CHP Kurultayı’nda şaibe söylemi bu hanımefendiyle başlıyor”
“Kurultayla ilgili iptal tartışmalarını somut bir örnekle ele almak istiyorum. Önceki yazılarımda incittiğim arkadaşlarım, bu örnek üzerinden daha iyi anlayabilirler… Gerçeği görmeye hazır mısınız? Haydi başlayalım.”
CHP Kurultayı hakkında en çok konuşan gazeteciyi özetlemek ve iddiaların neden uluslararası kökenli olduğunu açıklamak istiyorum. Nuray Başaran, yaklaşık bir buçuk yıldır sürekli olarak bu konularla gündemde. İddiaları, adeta savcılıktan uzaklaşmaz bir şekilde büyümekte. Dikkatim oldukça bu duruma yöneldi ve kendisi hakkında daha fazla bilgi edinmeye yöneldim.
Açıklamalarını incelediğimde Nuray Başaran’ın 2000’li yıllarda Akşam Gazetesi’nin Ankara temsilcisi olduğunu öğrendim. Bu düzeydeki önemli bir gazeteciyi nasıl tanımadığımı sorgularken, internet üzerinden araştırma yaptığımda yıllardır ortalarda olmadığına ve adını unutturmak için çabaladığına dair verilere ulaştım. Bunun neden olabileceğini merak ederken, Yiğit Bulut’un Başaran hakkında yaptığı bir değerlendirmeye rastladım. Bulut, ‘Eğer bir gazeteci ABD konsolosluğu ile haftalık düzenli görüşüyorsa ve bu kişi bir gazetenin temsilcisi ise, bu durum gazetecilik değil, casusluk faaliyetine girer,’ dedi.
“Nuray Başaran’ın adının geçtiği onlarca Amerikan belgesi WikiLeaks’te duruyor”
Durumu daha da araştırınca WikiLeaks belgelerinde Nuray Başaran’ın adının geçtiğini görünce bilgisayarımın başına oturdum ve şok oldum. Bu belgelerde, Başaran’ın ABD’li diplomatik misyon görevlileriyle olan ilişkilerinin gazetecilikten çok daha öte olduğunu net bir şekilde görebiliyorum. Metinleri burada paylaşarak kendisini hedef haline getirmek istemem ama onun uzun yıllar neden yeraltında kalmaya çalıştığını anlıyorum. Bu belgelerde, Türk-Rus ilişkileri, TSK’ya yönelik bilgiler ve daha nicesinin yer aldığı bilgileri okudukça, Bu durumun Türkiye’nin iç ve dış politikası açısından yabancılar için önemli bir kaynak olduğuna kanaat getiriyorum.
Başaran’ın yalnızca bilgi sağlama faaliyetleriyle sınırlı olmadığını keşfettim. Ergenekon Mahkemeleri’nde önce gizli, sonra açık tanık olarak ifadeler vermiş. Masum kişilere karşı tanıklık yapmış ve İstanbul Barosu’nun raporuna göre, kendisine sanıklar tarafından soru yöneltilmediği, yalnızca hakimlerin müsaade ettiği sorulara yazılı yanıt verdiği belirtiliyor. Şu noktada, birçok masum insanın hapsine neden olan bir kişinin bu davranışlarını değerlendirmek ilginç. Tuncay Özkan ise onun hakkında 2003 yılına ait bir anektodda, ‘MİT’in Yenimahalle’deki merkezine teslim olmaya gelen bir kadın’ olduğundan bahsediyor. Bu kişi MİT, CIA ve MOSSAD ile ne işi olduğunu sorgulatıyor.
“CHP’de danışmanlık yaptığını öğreniyorum”
Sadece tek bir soru soruyorum: Bu gazeteci neden CHP Kurultayı konusunda bu kadar aktif? Yıllar sonra neden bu konu aniden gündeme geldi? Neden adli makamlar, bu bağımsız gazeteciler varken, bilgileri onunla paylaşıyor? Kendi bildiği bu dünyada ne yapmak istiyorsa yapsın; tanıklık yapabilir, bu onun tercihi. Fakat geçmişte AKP’den milletvekili olma girişimlerine dair bilgi de bulunmakta. Sonunda, bu kişinin CHP’den neden beklentisi olduğunu sorguladığımda, 2021-2022 döneminde partimize danışmanlık yaptığını ve buna karşılık 1.6 milyon TL aldığını öğreniyorum. Bu inanılmaz değil mi? Ergenekon davalarında masum insanları mahkeme önüne çıkaran bir kişinin hizmetine neden başvurmuşuz? Öğreniyorum ki, kendisi parti binamıza da sıkça gelmiş.
Bu noktada kesiyorum. Bu hanımefendi, partimiz hakkında yerel seçimlerden önce AHaber’de başlattığı yayınlarına TGRT’de ara vermeden devam ediyor. Bu da elbette onun hakkı. Kendisine bu süreçler için dileklerimi iletmek istiyorum, fakat parti üzerinde yürütülen bu yapıların gerçek nedenlerini sorgulamadan edemiyorum. Düşünen anlar demekle yetiniyorum…
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



