
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) geçmişten günümüze kadar birtakım garip eylemlerle gündemde yer aldı. Halk bu eylemleri anlamaya çalıştı ve bugüne kadar yaşanan gelişmeler yine sohbet konusu olmayı sürdürüyor. Son zamanlarda CHP’nin gündeminde olan olaylar arasında, konser, heykel, tiyatro, şiir, yolsuzluk gibi çeşitli meseleler yer aldı. Ayrıca, Ekrem İmamoğlu’nun erkenden Cumhurbaşkanı adayı ilan edilmesi ve Mansur Yavaş’ın tasfiyesi gibi olgular da dikkat çekti.
Bu karmaşanın içinden MHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Feti Yıldız, durumu aydınlatan bir mesaj paylaştı. Bu mesajda, Cumhurbaşkanı adayının belirlenmesiyle ilgili olarak, siyasi parti gruplarının veya en son yapılan milletvekilliği seçimlerinde geçerli oyların en az %5’ini alan siyasi partilerin Cumhurbaşkanı adayı gösterebileceği vurgulandı. Bunun yanı sıra, ön seçimlerin Yüksek Seçim Kurulu tarafından belirlenen tarihte hakim gözetiminde gerçekleştirileceği ve bunun dışındaki gerçekleştirilecek etkinliklerin ön seçim olarak değerlendirilmesinin geçersiz olduğunu ifade etti. Yıldız, CHP’nin 23 Mart’ta ön seçim yapacağını belirtmesinin hukuken ciddiye alınamayacağını belirtti, zira bunun yalnızca Meclis grubunun belirlemesi gereken bir durum olduğunu dile getirdi.
Gündemde bahsedilen konular arasında erken bir seçimin yokluğu, cumhurbaşkanlığı seçiminin olmaması, ayrıca CHP’li belediyelerin yaşadığı yetersizlikler, yolsuzluk iddiaları ve haklarında açılan terör soruşturmaları gibi meseleler yer alıyor. 12 Eylül öncesi sol örgütlerin sıkça kullandığı batıdan gelmiş geçmiş bir deyimle, “Ateş olmayan yerden duman çıkmaz” gerçeği burada da kendini göstermeye başlıyor. Kent Uzlaşısı adı altında bazı belediyelerin doğrudan eski DEM örgütlerine bırakıldığını ya da bazı pozisyonlar aracılığıyla bir ittifak kurulduğunu gözlemlemek mümkün. Süreç ortada, seçim döneminde yalanlanan bu tür ilişkilerin gerçekliği gün yüzüne çıkıyor ve bazı isimleri de işin içine dahil ederek, bu ilişkinin devam ettiğini ortaya koyuyor.
Bunun yanı sıra, DHKP-C terör örgütü tarafından hayatını kaybeden Savcı Mehmet Selim Kiraz’ın adını taşıyan yerleşkede, kendisiyle dayanışma sergileyen CHP’li bireylerin, 12 Eylül öncesi dönemden kalma “Ya hep beraber ya da hiçbirimiz” sloganını haykırdıkları görüldü. Cumhurbaşkanı Erdoğan bu duruma dikkat çekerek, bu sözlerin terör örgütü sloganı olduğunu vurguladı. Bu eleştirinin ardından, Cumhurbaşkanına yönelik eleştiriler gündeme gelmesine neden oldu. Sanat alanında çeşitli ödülleri alan, kültüre ve sanata olan bağlılığıyla tanınan Erdoğan’ın bu açıklamaları, CHP’nin bu durumu nasıl değerlendirdiğiyle ilgili merakları artırdı.
Belirtilen slogan, Bertolt Brecht’in “Ya hep beraber ya da hiçbirimiz” adlı şiirine dayanmaktadır. Brecht, bu eserinde, toplumsal mücadele, dayanışma ve birlik olmanın önemini ifade etmiştir. Brecht’in eserleri 1930’larda yazılmıştır ve “Halkın Ekmeği” adıyla bilinen eserinde yer alır. Türkçe çevirileri A. Kadir ve Asım Bezirci tarafından gerçekleştirilmiştir. Şiirin içinde geçen dizeler, Türkiye’de sol hareketler içinde, özellikle 1970’lerden itibaren sıkça kullanılmaya başlanmıştır. Özellikle, “Kurtulmak yok tek başına; ya hep beraber ya da hiçbirimiz” ifadeleri, çeşitli sol örgütler ve terörist yapılanmalar tarafından sıklıkla sloganlaştırılmıştır. Dolayısı ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu konudaki eleştirisi de bir bakıma gerçekleri yansıtmaktadır.
Bertolt Brecht hayatı boyunca sanatı ve yazınlarıyla işçi sınıfının mücadelesini, sosyalist idealleri ve toplumsal adaleti savunmuştur. 1898-1956 yılları arasında yaşamış, oyun yazarı ve tiyatro
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



