CHP’de Döneklik Tartışmaları Alevleniyor!

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
CHP’de Döneklik Tartışmaları Alevleniyor!

Osman Yüksel Serdengeçti, gerçekten samimi ve dik duruşlu bir kişiydi.

politika dünyasında “kıvraklık” ve “oynaklık” gibi kavramların öne çıktığı bir ortamda, bu alana girmeye ikna ediliyordu.

Vekil mazbatasını almak için Meclis’e gittiğinde, ünlü “döner kapı”dan geçmek zorundaydı.

Bu kapıyı aşmanın pek de kolay olmadığı bilinir!

Geç kalırsanız, döner kapı sizi dışarı atar!

Girişte zorluk yaşayan merhum, kendini dışarıda bulunca…

Ne dedi dersiniz:

“Bu işi sevmedim, döneklik hemen kapıda başlıyor!”

*

CHP’nin gündeminde de bu “döneklik” meselesi var…

“Sağdan da oy gelsin” düşüncesiyle, eski partilerinden ayrılmış kişilere kapılarını ardına kadar açmadı mı CHP?

Eski MHP’liler, İYİ Partililer ve hatta Fazilet Partililer, partiye katılmadı mı?

Başkasının arabasıyla hava atmaya çalışırsanız…

O araba altından gidince, havanız elbette sönmeye mahkûmdur!

*

AK Parti’yi kalesinde yıkan Mesut Özarslan’ı “döneklikle” suçlayan CHP’lileri izliyoruz.

Partilerinden kopmuş birçok isme “rozet” takan CHP’nin taraftarları, Özarslan’ın istifasını “yolsuzluk iddialarına” bağlıyor:

“Yolsuzluk yaptığı için Mesut Özarslan, paçayı kurtarmak için CHP’den ayrılıp AK Parti’ye ve MHP’ye yöneldi!”

O kadar öfkeliler ki…

Mesut Özarslan, Özgür Özel’in gece yarısı “berbat” mesajlar attığını söylediğinde, olan biteni açıkladığında…

“Oh, iyi olmuş, az bile demiş!” gibi yorumlar yapıyorlar.

Ey CHP’li kardeşim, söylediklerinin farkında mısın?!

Söylediklerin “Yolsuzluk yaptığını biliyorduk ama bizde kalsaydı ses çıkartmayacaktık!” anlamına gelmiyor mu?

İddialarınız gerçekse neden partiden atmadınız da istifa etmesini beklediniz?

Eğer gerçek değilse, neden iftira atıyorsunuz?

Sonrasında…

Atatürk’ün kurduğu partinin “koskoca” Genel Başkanı Özgür Özel’in bir ilçe belediye başkanıyla bu denli “küçük abdest” yarışına girmesini normal mi buluyorsun?

Mesut Özarslan istifa etti diye “yolsuz” oluyorsa…

Gözünüz kapalı bir şekilde savunduğunuz Ekrem İmamoğlu’na da günün birinde istifa ederse “yolsuz” mu diyeceksiniz?

*

Ben parti değişikliklerini asla desteklemem.

Bir kişi, vatandaştan hangi partinin mensubu olarak oy istemişse o partide kalmalı ya da beğenmiyorsa “bağımsız” olmalıdır.

Vekilin veya belediye başkanının tutumu böyle olmalı.

Burası tamam ama…

Bir partinin genel başkanı, altındakilere istediği gibi hakaret edebilir mi?

Bir sülale boyu kin besleyebilir mi?

Ben de büyük bir partinin Genel Başkanı’yım.

Birçok istifa gerçekleşti.

Hiçbirine hakaret etmedim.

Benim de nefsim yok mu, ben de istemez miyim “ağız dolusu” bir şeyler söylemek!

Belki isterim ama bu doğru değil!

“Allah işini gücünü rast getirsin!” diyerek yoluma devam ediyorum.

Bugüne kadar pek çok medya organında çalıştım.

Her ayrıldığım yerde de “usulünce” veda ettim.

Onlar da beni usulünce yolcu ettiler.

Arkamdan su bile döktüler.

*

CHP oldukça ilginç bir parti.

Gerçekten farklı.

Yıllardır orada sürekli bir kavga var.

Başından beri böyle; “pata da küte de” gidiyor işler.

Her CHP’li bir gün, mensubu olduğu camia tarafından hedef alınmayı, hakaret edilmeyi yaşayacaktır, mutlaka!

Partinin kuruluşundan bu yana gelin…

Şöyle bir bakın:

Hiçbir yerde olmadığı kadar gerilim, şiddet, çatışma ve suçlama var burada.

Unutamam; Merhum Deniz Baykal ile (şimdilerin TikTok ustası) Mustafa Sarıgül, Büyük Kurultay’da yüz yüze gelmişti.

Salonda kan gövdeyi götürüyordu.

Biz de “basın mensubu” olarak olan biteni izlerken kafamıza CHP’li kardeşlerimizin attığı sandalyelerden biri isabet etti.

O an kanımız aktı orada.

Muharrem İnce de hatırlarsınız, yataklara düştü; CHP’de dert çok!

*

Bir altılı masa kuruyorlar…

Aman Allah’ım, kriz üstüne kriz!

Cumhurbaşkanlığına aday gösterdikleri ve “İlk turda en az yüzde 55 ile kazanacak” dedikleri Kemal Kılıçdaroğlu’na da yapmadıkları kalmadı.

Ne küfürler, ne hakaretler!

Bir anda “Tayyip Erdoğan’ın Adamı” oldu Sayın Kılıçdaroğlu.

Masanın tamamı öyleymiş zaten, hepsi aynı oyunun parçalarıymış!

“Kemal Kılıçdaroğlu, Ümit Özdağ, Sinan Oğan, Meral Akşener, Ahmet Davutoğlu, Ali Babacan” aynı ekiptenmiş…

“Erdoğan’ın tutma ekibinin bir parçası!”

Aman Allah’ım, hayal gücüne bak!

Bu iktidarın eleştirdiğimiz yönleri var ama…

Dünyanın böylesine yanıp kavrulduğu bir dönemde CHP iktidarda olsaydı neler olurdu acaba?

Kurdukları “tuhaf” koalisyon modeliyle ülkeyi nasıl yönetirlerdi?

Kemal Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı, beş partinin genel başkanları, artı Ekrem İmamoğlu ile Mansur Yavaş cumhurbaşkanı yardımcıları…

Bir Cumhurbaşkanı, yedi “cumhurbaşkanı yardımcısı”!

Ümit Özdağ’a da Milli Eğitim, İçişleri ve MİT’i verirlerdi!

Oooh, suyundan da koy!

*

Aslında işin şakaya, espriye gelir tarafı yok.

Türkiye’nin sağlıklı düşünebilen, sakin ve üretken bir “Ana Muhalefet” partisine ihtiyacı var.

Bizim Tabela Partisi bu boşluğu doldurmaya çalışıyor ama…

Bizim çabamızla da bir yere kadar!

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın