
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), tarihi bir dönüm noktasına ulaşmış durumda.
Parti, bir yandan sürekli devam eden operasyonlar, itirafçılar ve özel hayatı etkileyen iddialarla karşı karşıya, diğer yandan ise “mutlak butlan” talebiyle açılan dava ve buna bağlı olarak yürütülen ceza davasıyla sarsılıyor.
Kulislerde, Özgür Özel’in genel başkanlıktan ayrılmasının kesin olduğu ya da Kemal Kılıçdaroğlu’nun kısa süre içinde bu koltuğa oturacağına dair iddialar hızla yayılıyor.
Herkes, kendi konumuna göre bir iddiayı benimseyip, onu gündemde tutuyor.
*
Belli olan bir husus var ki, “mutlak butlan” konusu daha önce hiç olmadığı kadar geniş bir şekilde tartışılıyor. Genel merkezde kimlerin hangi görevler için pazarlık yaptığına dair haberler dolaşıyor. Eğer bu iddialar doğrulanırsa, büyük bir şaşkınlık yaratabilir.
Kemal Kılıçdaroğlu’na yakın kişilerin yeni ekipler oluşturma çabalarını hızlandırdığına dair bilgiler mevcut.
2025 yılındaki duruşmalar öncesinde de benzer bir atmosferin oluştuğu gözlemlenmişti. Ancak bu sefer zamanın daraldığı unutulmamalı. CHP’ye yönelik bir hamlenin doğru zamanda yapılması gerekiyor.
Kılıçdaroğlu’nun “arınma” videosu ve 20 milletvekilinin destek açıklaması, bu çerçevede değerlendirilebilir.
*
Ancak hukuki durum gerçekten buna elverişli mi?
İstinaf mahkemesinin, mutlak butlan talebini reddeden mahkeme kararını onaylaması yeterli midir?
Eski Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş’ın da aralarında bulunduğu davacılar, usulsüz bir seçim yapıldığı iddiasıyla “mutlak butlan” kararı verilmesini ve eski yönetime geri dönülmesini talep etmişti, ancak yerel mahkeme bu talebi uygun bulmamıştı.
İstinaf mahkemesinin, Türkiye genelinden delil toplayarak farklı bir karar verme olasılığı mevcut. Ya da bu yönde bir hava yaratılmış durumda.
Hatta iktidara yakın bazı isimler, kararın çıkmasının beklendiğini ifade ediyor.
*
Uzman hukukçular ise bu görüşe katılmıyor.
Onlara göre, mutlak butlan olağanüstü bir durum olduğundan, bu kararın istinaf ve Yargıtay aşamalarından geçmeden eski yönetime yetki verilmesi mümkün değildir. İstinaf mahkemesinin kararı ve “mutlak butlan” ilan etmesi yeterli değildir; Yargıtay’ın da bu karara onay vermesi gerekmektedir.
Bir diğer görüş, mutlak butlan kararının otomatik olarak eski yönetimi göreve getirmeyeceği yönündedir. Böyle bir durumda kayyım atanması da gündeme gelebilir.
Kılıçdaroğlu’nun da kayyım olarak atanma durumu söz konusu.
Ancak hukukçular, Kılıçdaroğlu’nun ceza davasında “mağdur” olarak öne çıktığını belirtiyor. Bu çerçevede yargının, “taraf” olarak değerlendirme yapacağı ve kayyım olarak farklı bir isme yönelmesi muhtemel.
Kayyımın görevi, olağanüstü kurultayı en kısa sürede toplamak olacaktır. Göreve geldiği anda kayyımın, kurultay takvimini derhal işletmesi bekleniyor. Ancak sürecin uzatılması da mümkün. Bu durumda CHP yönetimi, hukuki girişimlerin yanı sıra kamuoyu baskısı yaratma çabasında olacaktır.
Yargı, başka bir olasılık olarak yeni bir kurultay toplanması için bir çağrı heyeti görevlendirebilir. Bu durumda, çağrı heyeti 45 gün içinde olağanüstü kurultayı toplamak için harekete geçecektir.
*
Hukukçular aksini düşünse de Kılıçdaroğlu’nun partinin başına getirilmesi siyasi kulislerde makul bir senaryo olarak değerlendiriliyor.
Bu durumda CHP yönetimi görevden çekilmiş sayılacak ve Kılıçdaroğlu’na karşı “ihraç” kararı alınamayacak.
Kılıçdaroğlu’nun görevi devralması halinde kurultayı hemen toplaması beklenmiyor.
Bu durumda delege yapısının bozulduğunu öne sürerek, il ve ilçe kongrelerini yeniden toplaması bekleniyor. Eğer süreç ağırdan alınırsa, kurultayın en erken bir yıl sonra yapılması mümkün görünüyor.
CHP içinde böyle bir durumun derin bölünmelere yol açabileceği düşünülüyor. Bu nedenle CHP yönetimi, Kılıçdaroğlu ile ilgili bir karar çıkması halinde genel merkezi terk etmemek ve aralıksız eylemlerle direniş sergileme eğiliminde.
<p style
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



