CHP’de Mutlak Butlan Krizi: Kılıçdaroğlu Ne Olacak?

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
CHP’de Mutlak Butlan Krizi: Kılıçdaroğlu Ne Olacak?

29 Mayıs 2026 00:00

Güncelleme: 29 Mayıs 2026 00:37

Öncelikle Bayramınızı kutlar, sağlıklı ve huzurlu nice Bayramlar dilerim.

Bu yazıda, son bir haftadır Türkiye’deki siyasi ortamı daha da belirsiz hale getiren “mutlak butlan” (kesin hükümsüzlük) kararı hakkında aklımda kalan bazı soruları yanıtlamayı hedefliyorum.

İlk olarak, mutlak butlan kararı almak için yapılan başvuruların içerik ve tutarlılık açısından değerlendirilmesi gerekiyor. Bu başvuruların, önce Ankara’daki Asliye Hukuk Mahkemelerine, ardından Ankara Bölge Adliye Mahkemesine gittiğini belirtmek gerekir.

İkinci olarak, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin verdiği kararın arka planında, evrensel hukuk normları, Türkiye’de giderek zayıflayan adalet anlayışı ve siyasi ortamın etkisi olup olmadığı sorgulanıyor.

Üçüncü soru, Kemal Kılıçdaroğlu’nun kim olduğu ve bu süreçte nasıl bir rol üstlendiği ile ilgili. Kendisine bir proje çerçevesinde bir görev verilip verilmediği de merak edilen konular arasında.

Dördüncü olarak, CHP üyelerinin geçmiş ve geleceğe dair perspektifleri üzerinde durulması gerekiyor. CHP’nin mevcut durumu, partinin bölünüp bölünmediği, yoksa daha mı birleşik bir yapı içinde olduğu soruları önemli. Anamur’da CHP üyeleriyle yaptığım görüşmeler bu konudaki izlenimimi şekillendiriyor.

Bu sorulara yanıt verebilmek için öncelikle mahkemelere yapılan başvuruların ve alınan kararların özetini sunmam gerekiyor.

Mutlak butlan için yapılan başvurular

Mayıs 2023’te gerçekleştirilen cumhurbaşkanlığı ve genel seçimlerinde CHP, beklenen başarıyı elde edemedi. 13 yıldır genel başkanlık görevini sürdüren Kemal Kılıçdaroğlu’na, partiyi bırakması ve yönetimi değiştirmesi yönünde baskılar yapıldı.

CHP’nin Olağan Demokrasi ve Birlik Kurultayı 4-5 Kasım 2023 tarihlerinde bu baskılar doğrultusunda yapıldı. Özgür Özel başkanlığında yeni bir yönetim oluşturuldu. CHP, 31 Mart 2024 yerel seçimlerine bu yeni yönetimle girdi ve oy oranını %36’ya çıkararak birinci parti oldu.

Yerel seçimde elde edilen başarının ardından, kurultaya katılan bazı delegeler, Özgür Özel ve ekibinin seçim sonuçlarına müdahale ettiğini iddia ederek mahkemeye başvurdular. Bu başvuruların içerikleri büyük ölçüde benzerlik gösteriyordu.

Davacılar, Özgür Özel’in delegelere baskı yaptığı, oy avlamak amacıyla paranın dağıtıldığını ve çeşitli hediyelerin verildiğini öne sürdüler.

Ayrıca, oy sayımı sırasında hileli işlemler yapıldığı ve delegelerin iradesinin rüşvetle değiştirilmiş olduğu iddiaları da yer aldı.

Bu durumda, “2 adaylı bir seçimin 18 oy farkla mevcut genel başkan lehine sonuçlandığı” savunuluyor. Eğer bu irade fesadı olmasaydı, diğer adaya verilen oyların sayısı değişseydi, seçim sonuçlarının farklı olabileceği ileri sürülüyor.

Her davacı, yüzlerce delegenin irade fesadına uğradığını belirterek ayrı ayrı Asliye Hukuk Mahkemesine başvuruyor ve 4-5 Kasım 2023 CHP Kurultayı’nın tüm sonuçlarının iptalini talep ediyor.

Asliye Hukuk Mahkemeleri, bu talepleri reddetti. Çünkü yapılan değerlendirmelerde, menfaat sağladığı iddia edilen birkaç delegenin yalnızca bazı taleplerinin bulunduğu ve bu durumun delegelerin iradesini etkilemediği anlaşıldı.

Mahkemeler, “delegelerin iradelerinin fesada uğradığına dair bir kanaat edinilemediği” sonucuna vararak davaları kabul etmediler. Bu durum Asliye Hukuk Mahkemeleri’nin karar özetiyle de belgelenmiştir.

Ancak davacılar, azimle istinaf yoluna başvurdular ve davaları Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin 36. Hukuk Dairesi tarafından kabul edildi.

Bölge mahkemesi, CHP’nin 4-5 Kasım 2023 tarihli kurultayının mutlak butlan gerekçesiyle iptaline karar verdi. Bu karar, sonrasında yapılan tüm kurultaylar ve alınan kararların da geçersiz sayılmasına yol açtı.

Önceki Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ve parti organlarının, karar kesinleşene kadar tedbiren görevi üstlenmelerine veya göreve iadelerine karar verildi.

Başvurularda ve Bölge Adliye Mahkemesi’nin değerlendirmesinde tutarsızlıklar

Davacıların başvurularında ve Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararında önemli tutarsızlıklar ve mantıksal eksiklikler mevcut. Hukuksal boyutunu hukukçulara bırakmakla birlikte, bazı noktaları vurgulamakta fayda var.

1). Başvurularda, 2023 Kurultayı’na katılan delegelerin büyük çoğunluğunun oylarını parasal menfaat karşılığında sattığı ima ediliyor. Bu durum, delegelerin kendilerine yöneltilen bu suçlamaya tepki göstermesini gerektirir.

2). Delegelerin oylarını menfaat karşılığında satmadığı, Asliye Hukuk Mahkemesi’nin kararlarında da yer alıyor: “Delegelerin iradelerinin fesada uğradığına ilişkin kanaat edinilemediği” ifadesi öne çıkıyor.

3). Delegelerin oylarını satmadığı belirginleştiğine göre, “butlancı” davacıların aleyhine dava açma haklarının olup olmadığı, hukukun uzmanları tarafından değerlendirilecektir.

4). Bu durumda, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin, “irade fesadı” suçlamasını nasıl kabul ettiği merak konusu. Bu daire, yalnızca Asliye Hukuk Mahkemesi ile çelişmekle kalmıyor, aynı zamanda somut kanıtlara dayanmayan bir suçlamayı da destekliyor gibi görünüyor.

5). Bu kitlesel suçlamanın hukuki yönlerini de hukukçulara bırakmak gerekir.

6). Bu noktada, siyasi partilerin amaçları ve hedefleri ile siyaset ekonomisi anlay

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın