CHP’de Para İle Ele Geçirilen İrade Krizi!

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
CHP’de Para İle Ele Geçirilen İrade Krizi!

CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’nın iptaline ilişkin mahkeme kararı, delegelerin iradelerinin maddi çıkarlarla etkilenmiş olması üzerine inşa edilmiştir. Yani bu durum, CHP’nin finansal gücüyle kontrol altına alındığını göstermektedir.

Öncelikle konuyu geniş bir perspektiften ele alalım…

Siyasetin para ile olan ilişkisi her zaman tartışmalı bir durum olmuştur. Gelişmiş demokrasilerde bu ilişkiyi yönetmek için kurumsal mekanizmalar oluşturulur. Örneğin, ABD’de lobicilik faaliyetleri bu mekanizmanın bir parçasıdır. Bizler bu durumu, “paranın siyasete müdahale aracı” olarak eleştiririz. Ancak bu mekanizma aynı zamanda, “paranın müdahale düzeyini denetleme” aracı olarak da işlev görebilir. Zira lobicilik, yasal olarak şeffaf olmalı ve siyasetçilere aktarılan her türlü finansman amacıyla birlikte raporlanmalıdır.

Amerikan siyasetinde hangi kurumdan, kime ne kadar para aktarıldığı tamamen şeffaf bir şekilde görülmektedir. Avrupa ülkelerinde de benzer, hatta daha sıkı denetim mekanizmaları mevcuttur.

Peki ya bizde? Aslında bizim de benzer yasalarımız ve denetleyici kurumlarımız bulunmakta. Ancak, kontrol ve denetim mekanizmalarının etkin bir şekilde çalışmadığı anlaşılıyor ki sorunlar yalnızca mahkemelere ulaşabilmektedir.

Bir yetenekli kişi, Türkiye’nin en köklü siyasi partisini kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirmekte; kamu gücü ile elde ettiği yasa dışı finansmanı kullanarak çevresindekileri de suça ortak etmektedir. Delegeleri, belediye başkanlarını ve milletvekillerini keyfi bir şekilde atamaktadır. Parti yönetiminde resmi bir pozisyona sahip olmamasına rağmen, partinin gerçek patronu haline gelmektedir. Genel başkan dahil kimse, bu kişinin emirlerinden dışarı çıkamamaktadır. Hakkında yolsuzluk ve rüşvet suçlamasıyla cezaevine girdiğinde bile, partideki gizli etkisi devam etmektedir.

Eğer denetleme mekanizmalarımız işlevsel olsaydı, bu tür meseleler mahkemelere kadar ulaşmazdı. CHP’de haksızlığa uğradığını düşünenler, çözümü mahkemelerde aramak zorunda kaldı ve haklılıklarını yalnızca burada kanıtlayabildiler.

Bu duruma “yargının siyasete müdahalesi” diyenler mevcut. Fakat daha çok “paranın siyasete müdahalesine yargının müdahalesi” olarak değerlendirilmelidir.

Bu tür sorunların yalnızca CHP ile sınırlı olduğunu düşünmek yanıltıcıdır. Zira ana muhalefet partisi, demokratik sistemin temel yapı taşlarından biridir. Bu yapı hastalandığında, tüm sistem bundan etkilenir. Ana muhalefet partisinin finansal güce teslim olması, demokratik süreci zehirleyebilir.

Bu karışıklıklar arasında büyük resmi unutmamak gerekir. siyaset ve para ilişkisini düzenleyen kurumsal yapıları güçlendirmezsek, benzer sorunlarla tekrar karşılaşabiliriz. Yeni Anayasa tartışmalarının gündemde olduğu bu dönemde, demokratik sistemi paranın etkilerine karşı koruyacak daha sağlam mekanizmalar geliştirmeliyiz.

Şimdi ise CHP’deki gelişmelere daha yakından bakalım…

Özgür Özel, “karardan geri dönülmezse sokağa çıkıp hayatı durdururuz” şeklinde bir açıklama yaptı. Her bireyin ve siyasi hareketin protesto hakkı bulunmaktadır. Ancak birinin Özgür Bey’e hatırlatması gerekiyor: Kendisi artık CHP Genel Başkanı değil. Daha önce Genel Başkanlık görevini üstlenen Özgür Özel’in bile başaramadığı “hayatı durdurma” hedefini, Manisa Milletvekili Özgür Özel nasıl gerçekleştirebilir?

Dün akşam genel merkezde ve il başkanlıklarında belirgin bir kalabalık gözlemlenmedi. Bazı CHP’liler, İzmir İl Başkanı’na “neden kimse yok” şeklinde eleştirilerde bulundular. En az 70 milletvekilinin Kılıçdaroğlu’nu tebrik ettiği bildiriliyor. Özel’in atadığı belediye başkanları ve il başkanları arasında da ayrılıklar yaşanmaya başladı. Parti meclisinde ise çoğunluk zaten Kılıçdaroğlu destekçilerinden oluşuyordu.

Kemal Bey, genel başkanlık mührünü eline aldığı an çevresindeki kalabalık artacaktır. İmamoğlu’nun partiden ihracı neredeyse kesin gözle bakılıyor. Bu durum, Özgür Özel ve çevresindeki bazı isimler için zor günlerin başlangıcını işaret etmektedir.

Bu siyasi mücadelenin sonuçları henüz belirsiz. Bir ihtimal Kılıçdaroğlu’nun yeni bir umut yaratarak küskünleri geri kazanması ve partiyi toparlamasıdır. İlk açıklaması da bu yönde bir işaret taşıyor.

Ancak işler kısa sürede yoluna girmezse, karmaşanın daha da büyüme ihtimali bulunmaktadır. Eski hesapların açıldığı, karşılıklı intikam eylemlerinin sergilendiği ve kendi içindeki sorunlarla boğuşan bir CHP ile karşılaşabiliriz.

Kesin olan bir durum var ki CHP, bir süre daha siyaset üretmekte zorlanacak. Olayların nasıl gelişeceği her ne olursa olsun, CHP yine iç sorunları ile meşgul olmak zorunda kalacak. Her şey yolunda gitse bile ve Kemal Bey ipleri eline alsa bile, seçime kadar partisini toparlamakla meşgul olacak, iç gündeme mahkum kalacaktır.

CHP için başka bir alternatif var mı? Elbette ki var, ancak bu sefer söylemeyeceğim. Zira CHP yöneticileri, uzun zamandır bizim gibi acı gerçekleri dile getirenler yerine, egolarını okşayan dalkavukları dinlemeyi tercih ediyor.

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın