CHP’deki Kriz: Türkiye’de Demokrasi Tehdit Altında

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
CHP’deki Kriz: Türkiye’de Demokrasi Tehdit Altında

Haber: Nilgün Hande ÖZTÜRK

(ANKARA) – Sosyalist Enternasyonal, Avrupa Yeşiller Partisi, Avrupa Parlamentosu üyeleri ve uluslararası insan hakları kuruluşları, CHP Genel Merkezi’ne yapılan polis müdahalesi ve parti içindeki liderlik krizini, Türkiye’de demokrasi gerilemesi, yargı bağımsızlığı ve seçim rekabetinin geleceği bağlamında ele aldı.

CHP Genel Merkezi’ne dair polis müdahalesi ve 2023 kurultayına yönelik yargı kararı, uluslararası siyaset kurumları ve Avrupa merkezli partiler tarafından da değerlendirildi. Bu durum, CHP’de yaşanan liderlik krizinin boyutlarını ortaya koyuyor.

Sosyalist Enternasyonal, CHP’de Özgür Özel’i meşru lider olarak tanırken, Avrupa Demokratları Partisi, Avrupa Yeşiller Partisi ve Avrupa Parlamentosu üyeleri, Türkiye’deki muhalefet üzerindeki baskıların seçim rekabetini olumsuz etkilediğini savundu. Stockholm Center for Freedom (SCF) ve çeşitli uluslararası medya organları ise durumu, yargı kararları, siyasi müdahale iddiaları ve polis operasyonları çerçevesinde daha geniş bir siyasi ve hukuki kriz olarak değerlendirdi.

Açıklamada, CHP’ye yönelik yargı sürecine ve CHP’li Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasına atıfta bulunularak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “demokratik seçimi baskı altına aldığı” iddia edildi. Ancak, Türkiye’de demokratik taleplerin tamamen yok olmadığı ve “demokratik ateşin sönmediği” vurgulandı.

Ayrıca, Avrupa Birliği’nin yalnızca açıklamalarda bulunmaması gerektiği ifade edilerek, “Erdoğan yönetiminde siyasi partiler ve demokratik muhalefetin sistematik olarak ortadan kaldırılmasının sonuçlarının değerlendirilmesi” çağrısı yapıldı. Tsetsi, bu durumun AB’nin demokratik taahhütlerini zayıflatmaması gerektiğini belirterek “somut önlemler üzerinde anlaşma zamanı” ifadesini kullandı.

Açıklamada, Türkiye’deki gelişmelerin yalnızca iç meseleler olarak ele alınamayacağı, bunun Avrupa Birliği’nin demokrasi savunuculuğuna olan güvenilirliğini ve genişleme politikasını doğrudan etkilediği ifade edildi.

Avrupa Yeşiller Partisi Eş Başkanı Ciarán Cuffe, muhalefet figürlerine ve seçilmiş temsilcilere yönelik baskıların Türkiye’deki demokratik gerilemenin derinleştiğine işaret ettiğini söyledi. Cuffe, bu durumun “otoriter bir yönelime işaret ettiğini” ve Türkiye’deki insan hakları ile siyasi özgürlüklerin kötüleştiğini belirtti.

Açıklamada, Türkiye’nin demokratik standartlar, hukukun üstünlüğü ve siyasi özgürlüklere saygı konularında istisna tutulamayacağı vurgulandı.

Nardella, güvenlik güçlerinin ana muhalefet partisi CHP’nin genel merkezinde “demokratik olarak seçilmiş lider Özgür Özel’i tahliye ettiğini” belirtti. Avrupa’ya çağrıda bulunan Nardella, “Yeter. Avrupa tek bir net sesle konuşmalı: Bu otoriterlik, demokrasi değil” ifadelerini kullandı.

GEERT WILDERS: TÜRKİYE, OTOKRATİK BİR YÖNE KAYIYOR

Hollanda’da aşırı sağcı Özgürlük Partisi (PVV) lideri Geert Wilders, sosyal medya platformunda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yönetimindeki Türkiye’nin “muhalif partilere müdahale edilen ve muhalif siyasetçilerin yargılandığı” bir yapıya doğru ilerlediğini öne sürdü. Wilders, Türkiye’yi “Orta Çağ benzeri totaliter bir ülkeye dönüşmekle” suçlayarak, Erdoğan’ı “acımasız İslamcı diktatör” olarak nitelendirdi.

Wilders, ayrıca Erdoğan’ın görevden ayrılmasının “ne kadar erken olursa o kadar iyi olacağını” ifade etti.

SCF: AVRUPA’DA DA BU DURUM, SİYASİ ÇOĞULCULUĞA ZARAR VERİYOR

İsveç merkezli kar amacı gütmeyen insan hakları savunuculuğu örgütü Stockholm Center for Freedom (SCF), CHP’nin 2023 kurultayına ilişkin mahkeme kararı ve ardından yaşanan polis müdahalesini Türkiye’de derinleşen siyasi ve hukuki bir kriz olarak değerlendirdi. SCF, mahkeme aracılığıyla görevden uzaklaştırılan CHP yönetiminin kararını “hukuksuz” olarak nitelendirerek tanımadığını ve yargı sürecine itiraz ettiğini belirtti.

Sürecin devamında Ankara’da CHP Genel Merkezi çevresinde fiili bir siyasi kriz oluştuğu ve polis müdahalesinin yaşandığı hatırlatıldı. SCF, uluslararası tepkilere de yer vererek, “Avrupa Birliği kurumları ve bazı Avrupalı siyasetçilerin, bu gelişmeleri siyasi çoğulculuğa zarar veren bir müdahale olarak değerlendirdiğini” belirtti. Gelişmelerin yalnızca bir parti içi hukuki süreç olarak değil, Türkiye’de muhalefet-devlet ilişkisi, yargı bağımsızlığı ve demokratik rekabet tartışmalarının bir parçası olarak ele alındığı ifade edildi.

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın