CHP’den Değişim Çağrısı: Gençler ve Kadınlar Önde

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
CHP’den Değişim Çağrısı: Gençler ve Kadınlar Önde

CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, İstanbul’da gerçekleştirilen “Yerel Yönetimlerin Geleceği” toplantısına katıldı.

Çelik, konuşmasına Prof. Dr. Ahmet Özer’in “Bütün iktidarlar iki yıl ile sınırlandırılmalıdır” ifadesine atıfta bulunarak başladı. AKP’nin son 25 yılda yarattığı yıkımın onarılması için en az üç döneme ihtiyaç duyulduğunu vurguladı ve şunları ekledi.

“ÇOCUKLARI ONLARIN ARKASINDAN GİTMEYECEKLER”

“Türkiye tarihi bir eşikte bulunuyor. Bugün, sessiz bir tarih yazım sürecinin içindeyiz. 20-30 yılda bir ortaya çıkan bir dönemle karşı karşıyayız. Osmanlı döneminde de önemli kırılma noktaları vardı; ancak Cumhuriyet tarihine baktığımızda, 1908 ve 1920’ler gibi önemli anlar bulunuyor. Çok partili hayata geçiş de bir başka kırılma noktasıdır.

Darbeler dönemi ve günümüzde Türkiye, önemli bir değişim sürecinin içindedir. Melda Hanım’ın da belirttiği gibi, “onların çocukları onların arkasından gitmeyecekler” ve bu sürecin bir parçası olmayacaklar. Bugün Türkiye’de özellikle gençler ve kadınlar arasında derin bir değişim talebi söz konusu.

“YURTTAŞLARIN ÖNEMLİ BÖLÜMÜ DEĞİŞİM İSTİYOR”

Türkiye’deki 86 milyon yurttaşın büyük bir kısmı değişim talep ediyor. Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidar iddiası, 2023 sonrası bir değişim çağrısıyla en güçlü şekilde dile getiriliyor. Bu değişim çağrısını ortaya koyan Ekrem İmamoğlu ve partimizin Genel Başkanı Özgür Özel, statükoyu korumak isteyen anlayışa karşı duruyor.

Dipten gelen bu değişim dalgasının sesi olma çabası içinde olan Cumhuriyet Halk Partisi, toplumsal muhalefetle birlikte bir kuşak çatışmasının da yaşandığı bir dönemde yer alıyor. Hem siyasi partiler açısından hem de Türkiye’deki diğer siyasi yapılar açısından bu çatışmayı yaşıyoruz.

“TÜRKİYE MUHTAÇLAŞTIRMA POLİTİKASIYLA YÖNETİLDİ”

Cumhuriyet Halk Partisi, 2023 seçimlerinde beklediği başarıyı elde edemedi. Bu durum, büyük bir umutsuzluk dalgası yarattı. Ancak CHP, bir değişim iddiası ortaya koydu. Önce Ekrem İmamoğlu’nun çağrısı, ardından genel başkanımızın değişimin 100 yılın değişimi manifestosu ile bir kurultay gerçekleştirmesi, 31 Mart yerel seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi’ni Türkiye’nin bir numaralı partisi haline getirdi.

Çünkü 20 yılı aşkın süredir Türkiye, bir muhtaçlaştırma politikasıyla yönetiliyordu. Bu süreçte, zengini daha zengin, yoksulu daha yoksul yapan bir düzen oluşturulmuştu.

“O GÜN EYVAH DEDİLER”

Yerel yönetimler aracılığıyla sağlanan sosyal yardımlar, toplumla bir bağ kurma amacı taşıyordu. 31 Mart 2024 seçimlerinde bu muhtaçlaştırma politikaları çökünce, o gün “eyvah” dediler. Artık Türkiye’deki nüfusun büyük bölümü Cumhuriyet Halk Partili belediyeler tarafından yönetiliyor. 2019’dan 2024’e kadar önemli bir deneyim kazandılar ve etkili bir model oluşturmayı başardılar.

Geçmişte Ahmet İsvan ve Vedat Dolakay gibi isimlerin çalışmalarını günümüze uyarlayarak daha etkili bir şekilde yürütüyorlar. Yurtlar, kreşler, sosyal yardımlar gibi hizmetler ile altyapı yenilemeleri ve yeşil alanların korunması gibi uygulamalar, İstanbul ve Ankara’daki belediyecilik faaliyetleriyle Türkiye’nin dört bir yanına yayılacak.

Cumhuriyet Halk Partisi, yerel yönetimleriyle toplumla bağ kurarak, muhtaçlaştırma politikalarının çöktüğünü ortaya koyuyor. Artık sandıkla seçim kazanma şansları kalmadı.

“ÖNCE ESENYURT’LA BAŞLADILAR”

Bunun için 31 Mart 2024 seçimleri öncesinde bir karar verilmesi gerekti. 2007-2010 arası Türkiye’nin farklı bir dönemiydi, sonrasında ise 2010 referandumuyla yargı siyasallaşmaya başladı. Ergenekon ve Balyoz davalarıyla askeriyenin zayıflatılması ve 2017 Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile bürokrasinin partizanlaştırılması süreci yaşandı.

Medya da büyük oranda tahakküm altına alındı ve Esenyurt’tan başlayarak Beşiktaş ve Beykoz’a kadar genişleyen bir operasyon gerçekleştirildi. 19 Mart’ta yerel yönetimler üzerinden bir darbe gerçekleştirilirken, kendi rakiplerini belirleme meselesi üzerinden bir strateji izlenmiştir.

“DARBE MEKANİĞİ İLE KARŞI KARŞIYIZ”

İki yönlü bir darbe durumu söz konusudur. Bir tarafta yurttaşların oylarıyla seçilmiş belediye başkanları gözaltına alınarak tutuklanmakta, yerine kayyumlar atanmakta; diğer tarafta ise meclis üyelerine çeşitli teklifler sunularak belediye yönetimleri değiştirilmekte. Bu durum, hem seçilmiş belediye başkanlarına hem de bir sonraki cumhurbaşkanına yönelik bir darbe niteliğindedir.

Yerel yönetimler üzerinden başlayan bu durum, Türkiye’nin önümüzdeki yıllarını derinden etkileyecek bir darbe mekaniği ile karşı karşıya kalmamıza yol açmaktadır.

“BU OPERASYONLAR NEREYE KADAR DEVAM EDECEK”

Yaşadığımız durumun temel meselelerinden biri, bu operasyonların nereye kadar süreceğidir. Cumhuriyet Halk Partisi, bu operasyonları durdurmak için ne yapmalıdır? Burada iki güç arasında bir mücadele yaşanıyor ve bu güçlerin doğru tanımlanması gerekiyor.

İktidarını korumak isteyen bir grup çevresinde kümelenmiş oligarklar, partizanlaşmış bürokrasi, tahakküm altına alınmış medya ve bu ülkenin kaynaklarını sömüren bir avuç iş insanı ile karşı karşıyayız. Bunun karşısında ise demokrasiden, adaletten ve özgürlükten yana olan insanlar var.

“YAŞANILIR BİR TÜRKİYE’Yİ KURMAK İSTİYORUZ”

İki güç arasındaki bu çatışma, birinin korkuluktan kalkmaması, diğerinin ise iktidar iddiasıyla yüzde 25’lik sınırları reddetmesi üzerine kuruludur. İstanbul’da birkaç merkez ilçeyi ve Ege kıyılarındaki bazı belediyeleri kazanma hedefi güdülmektedir.

Türkiye’de Cumhuriyetin yeniden inşa sürecine, kurumsal dönüşüme başlamak, demokrasiyi güçlendirmek, toplumsal barışı sağlamak ve refah içinde yaşanabilir bir Türkiye yaratmak istiyoruz.

“BİZ BİR KESİNTİSİZ DİRİŞ SÜRECİNİN İÇERİSİNDEYİZ”

Cumhuriyet Halk Partisi, cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanarak Türkiye’nin demokratikleşme adımlarını başlatmayı hedefliyor. Ancak bu operasyonlar durmuyor. Üç il başkanımız şu anda tutuklu ve Ankara, İzmir, Uşak il başkanlarımız da cezaevinde. “Sıra size gelirse” diyenlere karşı, dışarıda kalanların bayrağı havada tutacaklarını belirtmek istiyoruz.

Bu, kesintisiz bir direniş sürecidir. Bu süreci doğru tanımlamak ve bayrağı havada tutmak için kararlılıkla mücadele etmek gerekmektedir.

“HİÇ BİR ARKADAŞIMIZI GERİDE BIRAKMAYACAĞIZ”

Cumhuriyet Halk Partisi, her çarşamba bir ilçede yürüy

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın