
CHP Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi (CAO) Adalet politika Kurulu, dün Ankara’da düzenlenen bir basın toplantısında bir araya geldi. Toplantıya, CAO Genel Koordinatörü Bülent Tezcan, CAO Adalet Politikası Kurulu Başkanı Şule Özsoy Boyunsuz, Adalet Kurulu Üyeleri ve Av. Ece Güner katılım gösterdi.
‘CUMHURBAŞKANI KABİNESİ’NİN BİR İZDÜŞÜMÜ’
Toplantı, CHP’li Tezcan’ın açılış konuşmasıyla başladı. Tezcan, CHP CAO’nun yalnızca bir seçim kampanyası ofisi olmadığını vurgulayarak, “Burası, Türkiye siyasetinde ilk kez denenen bir kurumsal yapı. 18 politika kurulumuz mevcut ve her birinin başında bir kurul başkanı bulunuyor. Bu başkanlar, Cumhurbaşkanı Kabinesi’nin bir izdüşümünü temsil ediyor. İktidar olduğumuzda da kabinenin tüm bakanlıklarının aynı çerçevede olacağına dair bir düşünceye sahip değiliz” ifadelerini kullandı.
TOPLUMUN YÜZDE 85’İ YARGIDA REFORM İSTİYOR
Tezcan, yapılan anketlerde ekonomi ve adaletin vatandaşlar için en önemli iki sorun olarak öne çıktığını dile getirdi. Partinin son anket sonuçlarına dayanarak; toplumun yüzde 72’sinin adalete ve yargıya güvenmediğini, yüzde 68’inin yargının bağımsız olmadığını düşündüğünü, yüzde 57’sinin yargıda rüşvetin yaygın olduğunu ve yüzde 85’inin yargıda reforma ihtiyaç duyduğunu belirtti.
600’DEN FAZLA GÖZALTI KARARI ALINDI
Tezcan, 31 Mart 2024 tarihinden bu yana siyasetin yargı ile şekillendirildiğini vurgulayarak, “Şu an karşılaştığımız tablo oldukça kaygı verici: Bugüne kadar bu nedenle 600’den fazla gözaltı gerçekleşti. En az 140 kişi tutuklu durumda. Sayıları takip etmekte zorlanıyoruz. 25 belediye başkanımız gözaltına alındı ve bunların 23’ü tutuklandı. Şu anda 19 belediye başkanımız tutuklu, bunlardan 10’u hakkında hâlâ iddianame yok. Bu saldırılara karşı durmaya çalışırken hukukun ve adaletin hâkim olması için çaba harcarken, yargıda köklü bir dönüşüm için adımlar atacağız” dedi.
‘GÜLİSTAN DOKU SORUŞTURMASINDA GÖRDÜK…’
Tezcan’ın ardından söz alan CHP CAO Adalet Kurulu Başkanı Prof. Dr. Boyunsuz, “Bugün Türkiye hangi süreçlerden geçiyor? İçinde bulunduğumuz rejim, neo-patrimonyal bir yapıya sahip. Tek kişi, tek adam yönetimi. Bu yapı içerisinde hukukun üstüne çıkarılmış kişiler var. Bu çemberin içindeki insanlar, kamu gücüne erişim hakkı elde ediyorlar. Bu sistem, kamu kaynağını mutlak sadakat gösterenlere sunuyor. Dolayısıyla bu çemberin içindeki gruplar için hukuk geçerli bir kısıtlama değil. Bugün yaşadığımız Gülistan Doku soruşturması gibi durumlarda, bu patronaj piramidinin içindeki kişilerin işledikleri suçların üstünün ne kadar kolay örtüldüğünü gözlemliyoruz” şeklinde konuştu.
‘SADAKATİNİ SUNANLAR ÖDÜLE ULAŞTIRILIYOR’
Boyunsuz, bu sistemin bir ödül ve ceza mekanizması işlevi gördüğünü belirterek; “Bu mekanizmalar, muhaliflerin cezalandırılmasına dönüşüyor. Sadakatini sunanlar, kamu kaynaklarıyla ödüllendiriliyor; buna karşı çıkanlar ise ceza mekanizmasıyla karşılaşıyor. Halkın bu kaynaklara ulaşabilmesi için o saadet çemberine dahil olması veya o gruplardan birine erişmesi gerekiyor” dedi.
‘YARGI BAĞIMSIZDIR DİYENLERİN ORANI YÜZDE 29’
Yeni anket sonuçlarına değinen Boyunsuz, “Mahkemelerde haksızlığa uğrayacağımdan korkuyorum” diyenlerin oranının Nisan 2025’te yüzde 64 iken, Nisan 2026’da yüzde 76’ya yükseldiğini, iktidarın yargıya müdahale ettiğini düşünenlerin oranının yüzde 71’e çıktığını ve Türkiye’de “yargı bağımsızdır” diyenlerin oranının ise yüzde 29’a gerilediğini aktardı.
CHP’DEN ‘ARINDIRMA KANUNLARI’ VAADİ
CHP’li Boyunsuz, CHP iktidarında adalet sistemine yönelik izlenecek yol haritasını şu şekilde açıkladı:
– “İlk adım, hukuka aykırı, liyakatten yoksun, suç işlemiş ve kamu kaynağını yağmalamış kadrolardan devletin arındırılmasıdır. Ardından liyakatli kadroların işe alımını gerçekleştireceğiz. Yargıda güvenin tesis edilmesi için siyasetin etkisinden arındırılması şarttır. ‘Arındırma Kanunları’ ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatları çerçevesinde yargı yeniden yapılandırılacaktır.”
– “Türk milletinin evlatlarına sınavla yargıya giriş hakkını yeniden tanıyacağız. Sınava girecek, zeki ve çalışkan olanlar yargı kadrolarına katılacak. İlk aşamadan itibaren ihtisaslaşacak ve mesleğe devam edecekler. İhtisas mahkemelerinin sayısını artıracağız.”
– “İnsan hakları, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararları, mutlaka uyulması gereken kriterler olarak düzenlenecek.”
– “Yargının aletleştirilmesinin temel nedeni HSK yapısıdır. Özellikle 2010 sonrası FETÖ’cüleri yerleştirdiler ve sonrasında yerlerine başka gruplar atandı. Biz, yargıçların kendi kararlarıyla seçildiği ve kontrol edildiği bir HSK yapısı oluşturmayı planlıyoruz.”
– “Bağımsız, tarafsız ve güven veren bir adalet sistemi için yargıçların coğrafi teminatlara sahip olması gerekmektedir. Hakim, görev yerinde ne kadar kalacağını bilmelidir ve kendi isteği dışında, disiplin cezası dışında görev yeri değişmemelidir.”
– “Anayasa Mahkemesi’nin bireysel başvuru kararlarının gücünü artıracağız. Bu kararlar doğrudan icra edilebilecek bir konuma getirilecektir. Anayasa Mahkemesi, doğrudan hak ihlallerini giderecek yetkilerle donatılacaktır.”
‘ZARAR 150 MİLYAR DOLAR’
Av. Ece Güner, İBB davaları hakkında bilgilendirmelerde bulunarak, “19 Mart gözaltı ve tutuklamaları sonrası oluşan doğrudan zarar 150 milyar dolar. Bu sadece doğrudan maliyet, dolaylı maliyet ise çok daha büyük. Bizim hesaplarımıza göre bir yıl içerisinde zarar 250 milyar dolarlara çıktı. Bunları ileride daha detaylı açıklayacağız. En muhafazakâr hesapla 150 milyar dolar, yaklaşık 7 trilyon TL’ye denk geliyor” dedi.
‘KAÇ KERE KURULTAY YAPACAĞIZ?’
Güner’in ardından soru-cevaba geçildi. Boyunsuz, mutlak butlan ve kurultay davasına ilişkin bir soruya; “siyasi Partiler Kanunu, partiler için uygulanması gereken özel bir kanundur. Eğer burada bir hüküm yoksa, Dernekler Kanunu’nun uygulanacağını, siyasi Partiler Kanunu’nun son maddelerinden birinin belirttiğini ifade etti. Bu durum, Medeni Kanun’un derneklerle ilgili olan hükümlerinin partilere uygulanmaya çalışıldığını gösteriyor. Ancak burada bir dernek yok. Yani mutlak butlanın söz konusu olduğu kısım seçimler için değil, kararlar içindir. Dolayısıyla, ‘Ben geriye dönük olarak görevden aldım, eski yönetimi getirdim, aldığı her karar yok hükmündedir’ şeklinde bir hukuk yoktur. Seçimler, seçim y
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



