
Son dönemlerde Türkiye’nin yerel yönetimlerinde meydana gelen skandallar, özellikle CHP’li belediyelerde ortaya çıkan taciz ve cinsel istismar iddiaları, toplumu derinden sarsıyor.
Her fırsatta ‘kadın hakları’ konusunu gündeme getiren ve ‘laiklik ile çağdaşlık’ söylemleriyle toplumu aydınlatmaya çalışan bir partinin yönetimindeki belediyelerde, genç kızlara iş vaadiyle yaklaşan kişiler ve 16 yaşındaki çocuklara atılan iğrenç mesajlar dikkat çekiyor. Bu durum, suskun kalan bir parti mekanizması ile birleştiğinde oldukça endişe verici bir tablo ortaya koyuyor.
Bu olaylar sadece bireysel sapkınlıkları değil, aynı zamanda sistematik bir çürümeyi de gözler önüne seriyor.
Muğla Büyükşehir Belediyesi’nde yaşanan son örnek, bu durumu daha da belirgin hale getiriyor.
Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın 63 yaşındaki başdanışmanı ve MUBRAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Levent Arkan, üniversite öğrencisi bir genç kıza iş vaadiyle yaklaşarak, rahatsız edici mesajlar gönderdi. Mesajlar arasında, “Ben yalnız yaşıyorum, istediğin zaman arayabilirsin”, “Gel artık”, “İşi bırak, biletini göndereyim yanıma gel” ifadeleri yer alıyor.
Nitelikli cinsel taciz iddiasıyla gözaltına alınan Arkan’ın dosyasında, bu utanç verici yazışmalar açıkça görülüyor. İş umuduyla başvurduğu kapıda tacizle karşılaşan genç kız, bu durumun mağduru oldu.
CHP’li belediyelerdeki bu skandal, ilk defa karşılaşılan bir olay değil; umarım sonuncusu olur.
Giresun’un Görele ilçesinde yaşanan başka bir olay ise daha ağır sonuçlar doğurdu. CHP’li Belediye Başkanı Hasbi Dede, belediyede çaycılık yapan bir annenin 16 yaşındaki kızı Elif Tuana Torun’a sosyal medya üzerinden cinsel tacizde bulunduğu gerekçesiyle tutuklandı ve görevden uzaklaştırıldı.
‘Çocuğa karşı cinsel taciz’ suçlaması son derece ciddi bir iddia. Mağdur olan genç kız, dava süreci devam ederken bir trafik kazasında hayatını kaybetti. Babası Ahmet Torun, şikâyet ettikleri gün CHP’li bir vekilin evlerine gelerek şikâyeti geri çekmelerini istediğini ifade etti.
Bu şüpheli trafik kazası, pek çok soru işaretini de beraberinde getiriyor.
CHP’nin kadın hakları konusundaki söylemleri, bu olayda yeterince güçlü bir kınama bulamadı. Bazı partililerin ise durumu sahiplenme refleksi gösterdiği gözlemlendi. Meclis’te kadın cinayetleri üzerine konuşan CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, Görele Adliyesi önünde “Başkanımızın arkasındayız” açıklamasında bulundu.
Ancak, 16 yaşındaki bir kız çocuğu hayatını kaybetti. Bu durum, bir zihniyetin yansıması olarak karşımıza çıkıyor.
Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım’ın adı rüşvet soruşturmasında geçerken, Balıkesir’e bağlı Marmara Adalar Belediyesi’nde mimar bir kadının maruz kaldığı iddialar, eski CHP İstanbul teşkilatlarındaki taciz vakaları gibi olaylar, CHP bayrağı altında veya yerel yönetimlerde yaşandı.
Şimdi ise başka bir vakayı daha hatırlatmak istiyorum. Bu olay, medyada kısmen yer buldu fakat yeterince detaylandırılmadı.
Bursa Büyükşehir Belediyesi’nde, 31 Mart 2024’te CHP’li Mustafa Bozbey belediye başkanı olmuştu. Bu süreçte, belediye CHP’li kadrolar tarafından yönetiliyordu.
Bursa Büyükşehir Belediyesi Basın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanlığı’nda önce metin yazarı olarak atanan fakat yöneticilerle anlaşamadığı gerekçesiyle haber şefi olarak görevlendirilen Mustafa Buçan, göreve başladığı gün genç kadın çalışanlarla tanıştı. Tanışma sırasında, özellikle 20’li yaşlardaki bir kıza yaklaşarak telefon numarasını talep etti.
Genç kız, başlangıçta bu isteği geçiştirmeye çalıştı, ancak ısrara dayanamayarak numarasını paylaştı. Aynı gece Instagram’da genç kızın fotoğraflarını beğendikten sonra, “Merhaba, rakı içiyorsan bir gün misafirim ol, yetenekli kız, yoksa yemek ısmarlarım sana.” şeklinde bir mesaj gönderdi.
Genç kız, bu mesajı yanıtlamadı. Bu durum üzerine, WhatsApp üzerinden mesajlar göndermeye başladı. Mesajlarında, “Merhaba, yanlış bir şey mi dedim, cevap vermedin…” gibi ifadelerle rahatsız etmeye devam etti.
Olayı yöneticilerine aktaran genç kıza Kurum Müdürü Murat Karagül, konuyu başkana bildireceğini ve tekrar tacizde bulunması durumunda kendisini bilgilendirmesini istedi. Ancak daha sonra Basın ve Halkla İlişkiler Dairesi Başkanı Mehmet Uş, genç kızı odasına çağırarak, başkan tarafından Mustafa Buçan’ın getirildiğini ve bu nedenle genç kızın biriminin değiştirilmesi gerektiğini söyledi.
Genç kız, bu teklifi kabul etmedi. Olayın detayları daha da şaşırtıcı bir hal alıyor. Basın Birimi Müdürü Murat Karagül, genç kızı çağırarak onu suçladı ve odadan çıkmasına neden oldu. Genç kız, müdürüne yaşananları anlatmaya çalıştı fakat bu sırada, olayın aslını öğrenmek isteyen CHP’li bir milletvekili tarafından baskı yapıldığını öğrendi.
Sonuç olarak, genç kıza yönelik yakışıksız ithamlar ve dedikodular çıkarıldı. Olay, belediyenin internet sitelerinde de yer buldu. Taciz eden değil, tacize uğrayan kişi işten çıkarıldı. Genç kızın Mustafa Buçan’a karşı açtığı dava, 24 Eylül 2025’te sonuçlanarak mahkeme Buçan’ın cezalandırılmasına hükmetti.
CHP’deki durumlar maalesef böyle. Bu tür olaylar karşısında kayıtsız kalan parti yönetimi, mağdurlara baskı yapan bir tutum sergiliyor. ‘Kadın cinayetlerine karşıyız’ diyerek mitingler düzenleyenlerin, kendi içlerindeki bu tür vakalarda neden sessiz kaldıkları ise düşündürücü.
Aynı zamanda, AK Parti’de de benzer iddialarla gündeme gelen belediye başkanları oldu. Ancak, AK Parti’nin bu tür vakalarda disiplin sürecini başlatması, en azından kendi içinde bir refleks gösterdiğini ortaya koyuyor. Her iki parti de kendi içindeki çürümeyi görmeli ve gerekli adımları atmalıdır.
Yerel yönetimler, halkın güveninin emanet edildiği alanlardır. Taciz, bir belediye danışmanının ya da başkanının ‘özel hayatı’ olamaz. Bu tür durumlar, kamusal bir ihanet ve güven kaybıdır.
CHP, bu skandalları geçiştirmek yerine, aynaya bakmalı; AK Parti de benzer vakalarda gösterdiği refleksi devam ettirmelidir. Kamuoyu, ‘çağdaş’ söylemlerle örtülen bu çürümeyi artık gözlemlemeye başladı.
KANSER TEDAVİSİNDE ÇIĞIR AÇABİLECEK GELİŞME
Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Profesör Doktor Rana Sanyal’ın öncülüğünde geliştirilen Türkiye’nin ilk özgün ilaç adayı RS-0139’un Faz 1 klinik araştırması başarıyla tamamlandı. Bu gelişme, Türkiye’de biyoteknoloji alanında özgün molekül geliştirme ve klinik doğrulama kapasitesinin güçlendiği bir döneme işaret ediyor.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Boğaziçi Üniversitesi Erkek ve Kız Öğrenci Yurtları Açılış Töreni’nde, üniversitelerin ideolojilerinin arka bahçesi olarak görülmesine karşı eleştirilerde bulunmuştu. Bu tür eleştiriler, bilim üretme çabalarına daha fazla önem verilmesi gerektiğini ortaya koyuyor.
Umarım bu ilaç faz
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



