
iahaber Haber Merkezi
CHP Genel Başkan Yardımcısı Namık Tan, Patriot alım sürecinin yürütüldüğü dönemde Türkiye’nin Washington Büyükelçisi olarak görev yaptığını belirtti. Tan, ABD tarafından sunulan üç farklı teklifin reddedilmesinin ardından Moskova ile bozulan ilişkileri düzeltme çabasıyla S-400 alımının tercih edildiğini hatırlattı. Tan, “2,5 milyar dolar ödediğimiz belirtilen S-400’ler şu anda hangarda bekliyor. Hava sahamızı korumak için acil olarak Patriot takviyesine yöneliyoruz. Soruyoruz: Bu mu feraset? Bu mu basiretli dış politika? Bu mu stratejik akıl? O gün de söyledik, bugün de tekrar ediyoruz. Dış politika ve savunma politikasının, sloganlarla değil serinkanlı bir yaklaşım ve stratejik hesaplarla yürütülmesi gerekiyor. Çünkü bedelini her zaman millet ödüyor.” ifadelerini kullandı.
Sosyal medya üzerinden açıklama yapan Tan, iktidarın Patriot alım sürecini eleştirdi.
Tan, sözlerine şöyle devam etti:
“Hatırlayalım. 2019 yılında, S-400 sisteminin satın alınmasının Türkiye’yi ciddi sorunlarla karşı karşıya bırakabileceğini ve ülkemizi NATO savunma mimarisinden koparabileceğini ifade ettiğimizde, hakkımızda birçok olumsuz yorum yapıldı. Oysa durum açıktı: Türkiye, yeni nesil F-35 Programında yalnızca bir müşteri değil, aynı zamanda üretim ortağıydı. Savunma sanayi şirketlerimiz bu projeden teknoloji, üretim kabiliyeti ve önemli gelir elde ediyordu. Türkiye’de bir bölgesel bakım merkezi kurulacaktı. Bu, sadece uçak alımı değil, uzun vadeli bir stratejik kazanım demekti.
“Söylemler kamuoyunu yanıltmaya devam ediyor”
Peki, S-400 alımıyla ne oldu? Ödediğimiz paralarla alınan uçakları alamadan F-35 programından çıkarıldık. ABD’nin CAATSA yaptırımlarıyla karşı karşıya kaldık. Müttefiklerimizle savunma işbirliğimiz zedelendi. Savunma sanayimiz, milyarlarca dolarlık üretim ve teknoloji fırsatını kaybetti. Hava kuvvetlerimizde oluşan boşluğu kapatmak için yüksek maliyetli F-16 alımı gündeme geldi. Şimdi Sayın Abdullah Güler, ‘Patriotları istedik de vermediler’ diyor. Gerçekten öyle mi? Bu ifadeyi ilk kez duymuyoruz. S-400 alım sürecinde, halkı bu açıklama ile ikna etmeye çalışıyorlardı. Zaman geçtikçe, bu söylemlerin gerçekleri değiştirmediği, kamuoyunu yanıltmaya devam ettiği görülüyor.
“Bedelini her zaman millet ödüyor”
Ben, Patriot alım süreci yürütülürken Washington’da büyükelçiydim. Temel kriterlerimiz, ortak üretim, teknoloji transferi ve uygun maliyetti. ABD tarafı, Patriot sistemi için üç ayrı teklif sundu. Son teklif oldukça cazipti. Teknoloji transferi konusunda sınırlama olduğunu açıkça ifade ettiler, ancak diğer iki kriteri karşılamak için ciddi önerilerde bulundular. Ayrıca NATO savunma sistemi ile birlikte çalışabilirlik sağlayan Avrupa alternatifleri masadaydı. Buna rağmen AKP, ne ortak üretim ne de teknoloji transferi içeren, NATO sistemleriyle uyumlu olmayan bir S-400 alımını tercih etti. Bu kararın, 2015’te Rus uçağının düşürülmesi sonrası Moskova ile bozulan ilişkileri düzeltme çabasıyla bağlantılı olduğu herkesin malumudur.
2,5 milyar dolar ödediğimiz söylenen S-400’ler şimdi hangarda bekliyor. Hava sahamızı korumak için acil olarak Patriot takviyesine başvuruyoruz. Şimdi soruyoruz: Bu mu feraset? Bu mu basiretli dış politika? Bu mu stratejik akıl? O gün de söyledik, bugün de tekrar ediyoruz. Dış politika ve savunma politikası, sloganlarla değil, serinkanlı akıl ve stratejik hesapla yürütülmeli. Çünkü bedelini her zaman millet ödüyor.”
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



