
CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, tarım sektöründeki üretim artışının çiftçi refahına yansımadığını vurguladı. Gürer, yüksek girdi maliyetleri, düşük alım fiyatları, artan borç yükü ve yetersiz tarımsal desteklerin üreticiyi zor durumda bıraktığını ifade etti. 2006-2026 yılları arasında çiftçiye verilmesi gereken destek ile gerçekleşen destek arasında 1 trilyon 630 milyar 523 milyon liralık fark bulunduğunu belirtti.
NİĞDE (İGFA) – 2025 yılında kuraklık ve zirai don nedeniyle bitkisel ve bahçe üretiminde yaklaşık 20 milyon ton ürün kaybı yaşandığını belirten Gürer, 2026 yılında iklim koşullarının daha olumlu hale gelmesiyle birlikte üretimde artış yaşandığını ancak bunun çiftçi gelirlerine yansımadığını aktardı.
Gürer, “2025 yılı bitkisel üretim ve bahçe üretiminde 2023 yılına göre yaklaşık 20 milyon ton civarında ürün kaybı oluşmuştu. Kuraklık ve zirai don, üretime önemli zararlar verdi. 2026 yılı ise iklim açısından daha iyi koşullara sahipti ve bu durum verimde artış olarak kendini gösterdi. Ancak bu artışın çiftçi refahına katkısı olmadı. Kamu tarafından açıklanan alım fiyatları düşük tutuldu ve bu durumda üretici tüccarın insafına kalmış durumda” dedi.
Ömer Fethi Gürer, alım şartlarının da üreticinin elindeki ürünü gerçek değerinin altında satmasına neden olduğunu belirtti. Gürer, “Alım fiyatlarının düşük olmasının yanı sıra, kamu alımlarında kuralların belirlenmesi, tarlaya gelen tüccarın daha düşük fiyatla alım yapmasına neden oluyor” şeklinde konuştu.
Çiftçilerin, ürünlerini satıp bankalara olan borçlarını ödemek zorunda kaldığını ifade eden Gürer, tarım sektörünün en büyük sorunlarından birinin borçluluk olduğunu vurguladı. “1 trilyon 511 milyar liraya ulaşan kredi borçları nedeniyle çiftçiler, tarladaki ürünlerini hemen satıp paraya çeviriyor. Ancak bazı ürünler tarlada kalıyor ve bu durum çiftçiler için yeni sorunlar yaratıyor” dedi.
Gürer, incir, üzüm, fındık, buğday, domates, narenciye ve çay gibi birçok üründe açıklanan fiyatların üreticinin beklentilerini karşılamadığını belirtti. Özellikle üzümde geçen yılın altında bir fiyat açıklanmasının dikkat çekici olduğunu söyledi.
Şeker pancarının sözleşmeli üretim açısından önemli olduğunu belirten Gürer, üreticilerin kampanya döneminde fiyat açıklanmasını beklediğini aktardı. “Üreticinin münavebeli ekim yaptığı şeker pancarı ile ilgili her yıl 20 Eylül’de başlayan kampanya dönemi içinde ya da o ayın sonunda açıklanan şeker pancarı fiyatı henüz açıklanmadı” dedi.
Türkiye’de geçen yıl yaklaşık 22 milyon ton şeker pancarı üretildiğini belirten Gürer, bu yıl da benzer bir üretim beklediklerini ifade etti. Şeker tüketiminin yıllık 2 milyon 700 bin ile 2 milyon 900 bin ton arasında değiştiğini belirten Gürer, geçen yıldan bu yıla yaklaşık 700 bin ton stokla girildiğini dile getirdi.
Gürer, şeker pancarı üreticisi sayısının gerilediğine ve maliyetler nedeniyle üreticilerin sektörden çekildiğine dikkat çekti. “Şeker pancarı üreten çiftçi sayımız yıllar öncesi 350 binlerden 83 binlere kadar düştü. Bu yıl 90 bin civarında bir şeker pancarı çiftçisi var” dedi.
Şeker pancarında sulama maliyetinin de üreticiyi zorladığını belirten Gürer, “Niğde’de bir dekara sulama suyu maliyeti yaklaşık 25 bin lira. Yılda en az 13 kez şeker pancarı sulamak gerekiyor. Su ve elektrik giderleri de sürekli artıyor” şeklinde ifade etti.
Gürer, pancar üreticisinin yalnızca tohum ve sulama değil, mazot, gübre, ilaç ve diğer girdiler nedeniyle de yüksek maliyetle karşı karşıya olduğunu belirtti. 2021 yılında 7,50 lira olan mazotun bugün 91,30 liraya yükseldiğini vurguladı.
Tarım sektörünün banka borcundaki artışa dikkat çeken Gürer, Temmuz 2026 itibarıyla borcun 1 trilyon 511 milyar liraya ulaştığını belirtti. “Son bir yılda çiftçilerimizin borcu 411 milyar 249 milyon lira arttı. Tarım sektörünün bankalara olan kredi borcu, 2006 yılında 6 milyar 475 milyon lira iken, şu anda bu tutar yaklaşık 230 kat artmış durumda” dedi.
CHP Milletvekili Gürer, çiftçinin yalnızca bankalara değil, piyasaya da borçlu olduğunu, mevcut durumda borçlanmadan üretim yapmanın mümkün olmadığını ifade etti. “Çiftçinin hakkı olan destek yıllar boyunca eksik bırakıldı ve tarım kesimi bu nedenle borçlanmak zorunda kalıyor” dedi.
Tarımda planlamanın sağlıklı yapılabilmesi için güncel verilere ihtiyaç olduğunu belirten Gürer, tarım sayımı sonuçlarının açıklanmasını istedi. “2001 yılından beri bu ülkede tarım sayımı yapılmıyordu. 2025 yılında başlayacağı ifade edilmişti, fakat bu yılın sonuna geldik ve sonuçlar hâlâ açıklanmadı” şeklinde konuştu.
Gürer, tarımsal üretimde planlamanın yalnızca hangi ürünün ekileceğini belirlemekle kalmayıp, üreticinin maliyet ve gelir hesabını da önceden yapabilmesi gerektiğini ifade etti. “Çiftçimiz, girdi maliyetlerinin bu kadar arttığı bir süreçte, artan maliyetler dengelenmezse sorunlar daha da büyüyecektir” diye ekledi.
Son olarak, Gürer, tarımın zorlu bir iş olduğunu belirterek, “Çiftçi, en az bir yıl uğraşarak ürün elde ediyor. Sofraya gelen gıdanın arkasında büyük bir emek var. Çiftçi refahı hak ediyor” dedi. Alım fiyatı yerine taban fiyat uygulamasına dönülmesi gerektiğini de vurguladı. Kamu, her ürün için taban fiyat belirlemeli ve tüccar bu fiyatın altında alım yapmamalıdır” dedi.
Tarım Kanunu’nun 21’inci maddesinin çiftçiye millî gelirin yüzde 1’i oranında destek verilmesini öngördüğünü hatırlatan Gürer, bu kanunun kabulünden bu yana üreticinin hak ettiği desteği alamadığını ifade etti.
Gürer, “2006-2026 döneminde toplam 682 milyar 185 milyon lira destek verildi. Ancak kanuna göre verilmesi gereken destek 2 trilyon 312 milyar 780 milyon liradır. Aradaki fark tam 1 trilyon 630 milyar 523 milyon liradır” şeklinde konuştu.
Bu farkın çiftçinin bugün yaşadığı borç sorunuyla doğrudan bağlantılı olduğunu belirten Gürer, “Üretici sürekli borçlanmak durumunda kalıyor” dedi.
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



