
Toplumsal yaşamda cinsiyetçilik, ırkçılık, LGBTQ+ fobi, ableizm ve türcülük gibi çeşitli ayrımcılık biçimleri; iş hayatında da ücret eşitsizliği olarak kendini göstermektedir. Tarihin birçok döneminde cinsiyete dayalı ücret eşitsizliği, önemli bir mücadele alanı olmuştur. Günümüzde, hem dünyada hem de Türkiye’de cinsiyet temelli maaş eşitsizliğine karşı “eşit işe, eşit ücret” talebiyle sürdürülen mücadele devam etmektedir.
Cinsiyete dayalı maaş eşitsizliği, kadınların erkeklerle aynı sektör ve koşullarda, benzer verimlilikle çalışmasına rağmen daha düşük ücretler alması durumunu ifade eder. Bu ayrımcılık, toplumsal cinsiyet eşitsizliğini de beraberinde getirir. Biyolojik cinsiyeti kadın olan bireyler, erkeklerden farklı olarak aile, iş ve sosyal yaşamda bazı yükümlülüklerle karşılaşmaktadır. Kadınların geleneksel olarak üstlendiği bu sorumluluklar arasında ev idaresi, çocuk ve yaşlı bakımı gibi görevler bulunmaktadır.
Kadınların emeğinin ücretlendirilmesi, tarihsel olarak Sanayi Devrimi dönemine denk gelmiştir. Ancak kadınların eğitim ve iş yaşamına dâhil olma süreci, dünya çapında 1950’lerden sonra başlamıştır. O dönemde kadınların eğitim olanakları, erkeklere kıyasla oldukça sınırlıydı. Kadınlar, öğretmenlik, sekreterlik ve fabrikalarda belirli işlerde çalışmak gibi kısıtlı alanlarla sınırlı kalmışlardı. Bu durum, kariyer yapma imkânının yalnızca erkeklere özgü bir ayrıcalık olmasına yol açmıştır.
1950 ve 1960’lı yıllarda iş yaşamında cinsiyet eşitsizliği; kadınların eğitim olanaklarının kısıtlı olması, belirli iş alanlarında çalışma imkânı bulmaları ve ücret eşitsizliğinin yasal olmasıyla ilişkiliydi. 1960’ların ardından, dünya genelindeki kadın hareketinin güçlenmesiyle birlikte kadınlar, birçok yeni meslek alanında ve üniversitelerde daha görünür hale gelmeye başladılar.
Kadın hareketi, iş ve sosyal yaşamda önemli kazanımlar elde edilmesine yol açtı. Ancak kadının toplumsal rolü olarak anneliğin ataerkil bakış açısıyla güçlü bir şekilde varlığını sürdürmesi, bu kazanımları sınırlamaktadır.
TIKLAYIN | Kadınların En Zor Anları İçin Homeopatik İlk Yardım
Yapılan anketler, babaların çalışmasının, annelerin ise iş yaşamına ara verip çocuk bakması gerektiği düşüncesinin Amerikalıların yüzde 70’i tarafından desteklendiğini ortaya koyuyor. Farklı ülkelerde çocuk bakımına yönelik yapılan araştırmalar, ev idaresi ve çocuk bakımına yönelik sorumlulukların, kadınların kariyer şanslarını kaybetmelerine neden olduğunu göstermektedir. Bu süreçte erkekler ise statü ve maaşlarında artış sağlayarak kariyerlerini devam ettirmektedir. Bu durum, cinsiyete dayalı ücret eşitsizliğinin bir başka boyutunu oluşturuyor.
Dünya genelinde kadın ve erkek maaşlarının geçmişe göre birbirine yaklaştığı gözlemlense de, güncel verilere göre maaş eşitliğinden söz edilememektedir. Cinsiyete dayalı maaş eşitsizliği oranları hakkında son veriler şu şekildedir:
2020 yılında Uluslararası Çalışma Örgütü tarafından yayımlanan, 2018 yılına ait Cinsiyete Dayalı Ücret Farkının Ölçümü Raporu’na göre, kadın-erkek ücret eşitsizliği dünya genelinde %20 düzeyindedir.
Kadın-erkek eşitsizliğiyle ilgili yapılan araştırmalar, pandemi döneminin kadınların mevcut durumunu olumsuz etkilediğini ortaya koymaktadır. 2021 yılı OECD Raporu, cinsiyete dayalı ücret farkının azaldığını göstermektedir.
Bu rapor, ücret farkı dışında bir diğer dezavantajın kadınların çocuk bakımına ayırdığı süre olduğunu vurgulamaktadır. Pandemi öncesinde kadınlar, çocuk bakımına ortalama 6 saat ayırırken, bu süre pandemi sonrası 7,7 saatten fazla bir seviyeye çıkmıştır.
Dünya genelinde olduğu gibi Türkiye’de de kadınlar; cinsiyet temelli maaş eşitsizliği, iş yaşamına katılım ve üst düzey pozisyonlarda bulunma konularında dezavantajlı bir konumda bulunmaktadır. Türkiye’de kadınların iş yaşamında maruz kaldığı ayrımcılıklara dair veriler şu şekildedir:
2020 yılında yayımlanan Dünya Ekonomik Forumu Küresel Cinsiyet Eşitsizliği Raporu’na göre, Türkiye 153 ülke arasında 130. sırada yer almaktadır.
Maaş eşitsizliği, Türkiye ve dünya genelinde öncelikle cinsiyetten kaynaklansa da, arka planda başka ayrımcılık biçimleri de mevcuttur. Kadın ve erkek arasındaki ücret eşitsizliği, aynı cinsiyet (kadın-kadın) veya LGBTIQ+ bireyler ve göçmenler gibi dezavantajlı gruplar arasında da farklılık göstermektedir. Örneğin, anne olan bir kadının ücretli izne çıkması veya esnek çalışma saatlerine geçiş yapması, bu kadınlar arasında ücret eşitsizliğine yol açabilmektedir. Bu durum, ekonomik şiddeti de beraberinde getirmektedir.
LGBTIQ+ bireyler, cinsiyet kimlikleri dolayısıyla iş yaşamında birçok ayrımcılığa maruz kalmakta; göçmen bireyler ise yerel çalışanlara oranla daha fazla ücret eşitsizliği yaşamaktadır. Tüm bu eşitsizlikler, eğitim seviyesine bağlı olarak da farklı oranlarda ücret farkı doğurabilmektedir.
Cinsiyete bağlı maaş eşitsizliği ile nasıl mücadele edilmeli?
Cinsiyete dayalı maaş eşitsizliği ile nasıl mücadele edileceğine dair örnek kararlar ve toplumsal mücadeleler, ilham verici olabilir. Tarihsel süreçte, ücret eşitsizliği ve kadınların toplumsal hayatta maruz kaldığı ayrımcılıklara karşı kadın örgütlenmeleri önemli kazanımlar elde etmiştir. Örneğin, 1975 yılında İzlanda’da kadınlar, işlerini bırakarak sokakta bir kadın mücadelesi başlattılar. Binlerce kadının katıldığı bu hareket, toplumun kadın erkek eşitsizliğine bakış açısını değiştirmede büyük bir rol oynamıştır. İzlanda’daki kadın hareketinin en önemli kazanımlarından biri, demokratik bir şekilde ilk kadın başbakanın seçilmesidir. İlerleyen yıllarda bu mücadele, toplumsal rollere dair anlamlı değişimlere katkıda bulunmuştur. Böylelikle önce kadınlara, ardından erkeklere çocuk bakım izni tanınmıştır.
Ödüllü kadın futbolcu Megan Rapinoe’nun, ücret eşitsizliğine karşı sesini yükselterek görünürlüğünü kullanması veya BBC’de cinsiyete dayalı maaş eşitsizliğiyle ilgili birçok kişinin dava açması, bu mücadelenin önemli örneklerindendir.
Cinsiyete dayalı maaş eşitsizliği ile ilgili kazanılmış önemli davalardan biri de İngiltere’de banka yöneticisi Stacey Macken’in açtığı davadır. Macken, erkek meslektaşları tarafından psikolojik şiddete maruz kalması ve bankanın cinsiyete dayalı ücret eşitsizliği uygulaması nedeniyle tazminat davası açmıştır. Dava, kadının lehine sonuçlanmış ve bankanın İngiltere İş Mahkemeleri tarihindeki en büyük tazminatlardan birini ödemesine karar verilmiştir.</p
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!




