Çıplak Vücutlarla Ekmek Mücadelesi: İşçiler Yürüdü

Haber MerkeziHaber Merkezi
2 okunma
Çıplak Vücutlarla Ekmek Mücadelesi: İşçiler Yürüdü

Çıplak bedenlerin soğukta sanki bir pankart gibi durması:

“Şimdi daha açız, daha çıplağız”.

Eskişehir’den Ankara’ya yürüyen 110 maden işçisi, Enerji Bakanlığı önünde oturup gömleklerini çıkararak, isyanlarını vücutlarındaki mora boyanmış yazılarla ifade ediyorlar:

“Yer altında ölüm, yer üstünde ekmek korkusu”.

Vücutlarında yazılı mesajların yanı sıra, önlerinde dikkat çekici pankartlar da yer alıyor:

“-Biz sizi ısıttık, şimdi siz bizi ısıtın.

-Devlet bizi ya köle ilan etsin ya hakkımızı versin”.

Ödenmeyen Ücretler

Eskişehir’in bir ilçesinde faaliyet gösteren “Doruk Madencilik” işçileri, taleplerini duyurmak amacıyla Ankara’ya yürümeye karar verdiler. Dokuz gün süren bu yürüyüş sonunda Ankara’ya ulaşıyorlar.

İşçilerin ve “Bağımsız Maden – İş” sendikasının yöneticilerine göre:

“-İşçiler dört buçuk aydır maaşlarını alamıyor.

-İşten çıkarılanlara ihbar ve kıdem tazminatları ödenmiyor.”

İşçiler, işten çıkarılan arkadaşlarının geri dönmesini talep ediyor ve ücretsiz izne çıkarılan işçilerle ilgili sorunların çözülmesini bekliyorlar.

Sendika ile işveren arasındaki müzakerelerin sonuçsuz kalması üzerine, 110 işçi Eskişehir’den Ankara’ya yürüyerek, Enerji Bakanı’na dertlerini iletmeyi hedefliyor.

İnsan Olmak

Muhalefet yapmaya ya da siyasi hiziplerden birine ait olmaya gerek yok.

Bu işçileri anlamak için sadece insan olmak ve vicdan sahibi olmak yeterli. 

Dört buçuk aydır maaş almıyorlar.

Tazminatları ödenmiyor.

Bu kadar yüksek enflasyon ortamında, günlük yaşamlarını nasıl sürdürecekler? Dört buçuk ay boyunca tek kuruş gelir elde etmeden çocuklarıyla nasıl geçinecekler?

Bunu hiç yaşadınız mı?

Yürüyüş boyunca ilgili şirketten hiçbir açıklama gelmediğini gözlemliyorum.

Enerji Bakanı ve Çalışma Bakanı’ndan da tek bir açıklama yok. Bu durum ne kadar kayıtsızlık ve kötü bir yönetim?

Bu açıklamaları göremiyorum ama, işçilerle polis arasında yaşanan arbede ve gözaltıları gözlemliyorum.

2911’e Muhalefet

Eskişehir’den Ankara’ya yürüyüşleri sırasında, 180 kilometrelik mesafede ne bir cam kırıyorlar ne de çimen eziyorlar; saldırgan bir tutum sergilemiyorlar.

Hatta yürüyüş esnasında trafiğin akışını engellememeye özen gösteriyorlar.

Seslerini duyurmak için saygılı bir şekilde yürüyüş yapıyorlar.

Uzun yolculukları sırasında zaman zaman polis müdahalesiyle karşılaşılsa da, yürüyüşlerine genel olarak izin veriliyor.

Fakat Enerji Bakanlığı önüne geldiklerinde durum değişiyor…

Sabaha karşı polis, aniden coplarla müdahale ediyor ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasası’na muhalefetten dolayı gözaltına alıyorlar.

180 kilometre boyunca kimse 2911’i hatırlamazken, Bakanlık önünde ne olduysa bir anda bir rüzgar esiyor…

Coplar, 2911 ve gözaltılar!…

Battaniye ve İlaç Bile Yok

Bakanlık önünde sabahlarken, gece soğuk olduğundan bazı yaşlı ve kronik hastalığı olan işçiler için battaniye talep ediliyor. Sendikanın açıklamasına göre:

Ankara Valiliği ve Emniyet Müdürlüğü bu talebi reddediyor.

Gönüllü bir grup doktor, gece soğukta hasta işçileri muayene etmek istiyor ancak buna da izin verilmiyor.

Sendikanın açıklaması doğrultusunda, Ankara Valiliği’nin bu durumu açıklaması gerekiyor. Ancak bununla ilgili herhangi bir bilgi yok!

Bahçeli’den Ses Yok

Salı günleri partisinin grup toplantısında her konuda yüksek fikirleriyle bizi aydınlatan Devlet Bahçeli, dün:

“Cumhur İttifakı, köylerden mahallelere, sokaklardan caddelere kapı kapı gezen, ‘derdin derdimizdir’ diyen, ‘komşum nasılsın’ diye soran gönül erlerinin birliğidir.”

Görünüşe göre “gönül erleri”, açlıkla mücadele eden 110 işçi ve ailelerini tanımıyor!

Türkiye’nin gözü önünde on gündür mücadele veren işçileri Bahçeli de görmüyor.

Sermayeye yakın AKP ve Bakanları gibi…

*

Gerçekçi yayınlarıyla AKP – MHP ortaklığına karşı duran, bu nedenle defalarca kapatılan ve milyonlarca lira para cezası kesilen TELE 1 için altı ay önce bir karar alındı.

Kanala kayyım atandı, Genel Yönetmen Merdan Yanardağ, casusluk suçlamasıyla, Ekrem İmamoğlu ve Necati Özkan ile bağlantılı olarak hapse atıldı. Çalışanların çoğu işten çıkarıldı ve TELE 1, kimsenin ilgilenmediği bir kanala dönüştü.

Şimdi…

TMSF, 28 milyon lira bedelle TELE 1’i satışa çıkarıyor.

Merdan Yanardağ, altı aydır hapiste ama yargılama henüz başlamış değil. Mahkemeden çıkacak karar belirsiz.

Yargı kararı oluşmadan, TMSF hangi hakla TELE 1’i satışa çıkarıyor?

Dün mülkiyet hukuku üzerine uzmanlaşmış hukukçulara danıştım, aldığım yanıt oldukça net:

“TMSF’nin TELE 1

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın