Çocuk Yoksulluğu: Okul Yemekleri İle Çözüm Şart!

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Çocuk Yoksulluğu: Okul Yemekleri İle Çözüm Şart!

Türkiye’de yoksulluk giderek artmakta ve bu durum, çocuk yoksulluğunu da derinleştirmektedir. 12 Mart Dünya Okul Yemeği Günü vesilesiyle, bu soruna dikkat çekmek ve çözüm yollarını araştırmak önem kazanmaktadır. Kamuoyunun, evlerinden ve mahallelerinden dışarı çıkamayan çocukların yoksulluğunu görmesi, anlaması ve bu konuda adım atması neredeyse imkansız hale gelmiştir. Özellikle şehirlerin ve mahallelerin sınıfsal olarak bu denli bölünmüş olduğu bir ortamda, bu ayrışmanın etkileri daha belirgin bir şekilde gözlemlenmektedir. Neoliberal politikalar sonucunda oluşan çok merkezli kentlerde, toplumsal sınıflar arasında ciddi bir ayrışma yaşanmakta ve bu durum, kentsel bölünmelere yol açmaktadır.

Kapitalist sistem, ayrımlar ve eşitsizlikler olmadan işleyişini sürdüremez. Bu sistemde, en azından gelir dağılımının adil bir şekilde gerçekleştirilmesi ve etkili ekonomik-sosyal politikaların uygulanması gerekmektedir. Aksi takdirde, kapitalist piramidin en altındaki bireylerin asgari bir refah seviyesine ulaşmaları mümkün değildir. Yoksulluk, üzerine kolayca örtülemeyecek bir gerçektir. Çocuk ve aile yoksulluğu, eğitimin zorunlu olması nedeniyle en kolay fark edilebileceği yerlerden biri olan okullarda kendini gösterir. Okullar, her hane ile bağ kurmuş en yaygın kamu hizmeti veren kurumlardır ve yoksulluk öğretmenlerin gözünden de kaçmamaktadır. Yetersiz beslenme ve temiz suya erişim eksikliği, çocukların davranışlarını etkiler ve öğretmenler, hastalanan çocukları ilk önce gözlemler. Derslere odaklanamayan, kantine gidemeyen ve karnı aç olan çocukların büyük bir kısmı, yoksulluğun etkisi altında yaşamaktadır.

*

Bu hafta sosyal medyada 12 Mart Dünya Okul Yemeği Günü ile ilgili paylaşımlarla karşılaştık. Uzun süredir okullarda ücretsiz öğle yemeği uygulaması tartışılmakta. Çocukların haklarını savunan siyasi partiler, eğitim sendikaları ve sivil toplum kuruluşları, bu konuyu büyük bir toplumsal mücadele haline getirmiştir. Merkezi yönetim bütçesinin görüşüldüğü dönemlerde, okullarda bir öğün ücretsiz öğle yemeği talebi üzerine yoğun tartışmalar yapılmıştır. Dünya Okul Yemekleri Koalisyonu, bu sorunu çözmek için aktif bir şekilde mücadele vermektedir. Ana muhalefet partisi CHP, çocuk yoksulluğunun geldiği boyutu anlamak amacıyla TBMM’ye soru önergesi vermiştir. Ayrıca, CHP’nin okullarda bir öğün öğle yemeği verilmesini öngören kanun teklifi, AK Parti ve MHP oylarıyla reddedilmiştir. Tüm bu çabalara rağmen, siyasal iktidar hâlâ bir adım atmamış ve çocukların açlık sorunu olduğu gibi kalmaya devam etmektedir.

*

Siyasal iktidar ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın okullarda ücretsiz öğle yemeği teklifine olası ret gerekçeleri arasında, en belirgin olanı bütçe kısıtlarıdır. İktidar, ret oyu kullanarak çocukların gelişimi ve gelecekteki sağlıkları için gerekli kaynakların olmadığını, bu konunun öncelikleri arasında yer almadığını ifade etmektedir. Yani, “Kaynak olsa dükkan sizin” mesajı verilmiştir. Bu noktada hak savunucuları, siyasal iktidarın toplayabilecekken vazgeçtiği vergi gelirlerinin hesabını sorabilmelidir.

Siyasal iktidar, 2026 yılı merkezi yönetim bütçesinde bazı vergilerden feragat ederek, tercihini büyük sermayeden yana kullanmıştır. Yani, hükümet yoksul çocuklardan yana bir politika izlemek yerine, sosyo-ekonomik düzeyi en düşük okullardan başlayarak ücretsiz okul yemeği programında kullanabileceği 3,6 trilyon TL değerindeki vergiden vazgeçmiştir. Vergi alınmayan kesim, ülkenin büyük sermayesidir; dolayısıyla, siyasetin vazgeçtiği kesim, yoksullukla mücadele eden çocuklardır.

Milli Eğitim Bakanlığı, okullarda bir öğün ücretsiz öğle yemeği politikasını hayata geçirebilir mi? Evet, siyasal iktidar, merkezi yönetim bütçesindeki bazı önemli değişikliklerle bu uygulamayı gerçekleştirebilir. Ancak henüz bunu yapmamaktadır. MEB’in okullarda ücretsiz öğle yemeği uygulamasını başlatmamasının ardında yatan diğer nedenleri tartışmaya devam etmeliyiz.

Öncelikle, MEB, eğitimde eşitlik ilkesinden yola çıkarak, zorunlu eğitim gören tüm öğrencilere ücretsiz öğle yemeği vermenin bütçe kısıtlamaları nedeniyle mümkün olamayacağını ifade edebilir. Bazı okullardan başlamaları durumunda dışarıda kalan öğrencilerin bu haktan yararlanamayacağı için Anayasa’nın 10. Maddesi’nde belirtilen “kanun önünde eşitlik” ilkesine aykırı bir uygulama olacağını savunabilir. Ancak eşitlik ilkesi, herkes için aynı uygulamanın yapılması gerektiği anlamına gelmez. Farklı olana, yani kent yoksullarına veya köy okullarına devam eden öğrencilere yoksulluk nedeniyle farklı uygulamalar yürütmek, eşitliğin ve eğitim hakkını eşitlemenin bir gereğidir. Ayrıca, hane halkına yapılan sosyal yardımlar da bu bağlamda değerlendirilebilir.

İkinci olarak, MEB, okulların bir öğün ücretsiz öğle yemeği gereksinimi kadar önemli sorunlarının olduğunu ve önceliği bu sorunların çözümüne verdiklerini belirtebilir. Kalabalık okullar, kalabalık sınıflar, ikili öğretim, devamsızlık ve enflasyon karşısında eriyen öğretmen maaşları gibi sorunlar öncelikli konular arasında sayılabilir. Türkiye’de devlet okullarında eğitimin niteliğinin düştüğüne dair birçok gösterge bulunmaktadır. Eğitim emekçilerinin maaşlarının enflasyon karşısında erimesi, okulların kalabalık olması ve yeterli rehber öğretmen bulunmaması gibi sorunlar, eğitimin finansmanıyla doğrudan ilişkilidir. 2023 yılı sonunda Türkiye’de 4 milyon 733 bin öğrenci 30’dan fazla öğrencisi olan sınıflarda öğrenim görmektedir. 2023-2024 yılı itibariyle zorunlu eğitim çağındaki yaklaşık 613 bin çocuk okul dışında kalmıştır. Bu, siyasal iktidarın çeyrek yüzyıldır çözmediği sorunlardır. Ancak çocuk yoksulluğu da ciddi bir meseledir ve yoksulluğun derinleşmesi ile birlikte okullarda ücretsiz öğle yemeği talebi yükselmektedir.

Bakanlığın bu sorunları açıkça ortaya koymadığını biliyoruz. Ancak böyle bir açıklama yaptığı takdirde, bizleri “okullardaki açlık” mı yoksa “okul ortamlarını iyileştirme ve nitelikli bir eğitim mi” biçiminde bir ikileme sokmaya çalışabilir. Bu tür bir açıklama, birçok kişinin kafasını karıştırmaya yetecek bir durumdur. Çözümün ne olduğunu ve hangi çocuklardan bahsettiğimizi netleştirmeye ihtiyacımız var. Bazı çocuklar açlık ve susuzluk içinde eğitim hayatlarını sürdürmeye çalışırken, bazı çocukların nitelikli bir eğitim alması olgusu nasıl eşitlik ve adalet ilkeleri çerçevesinde çözülebilir?

Milli Eğitim Bakanlığı’nın elinde, okulların sosyo-ekonomik durumunu gösteren bir harita bulunmaktadır. Okulların sosyo-ekonomik düzeyleri tek tek analiz edilmekte ve çeşitli eğitim politikaları hayata geçirilirken bu harita dikkate alınmaktadır. Okullar arası eşitsizlikler oldukça belirgin, derin ve yaygındır. Bakanlık bu verileri paylaşmasa da yapılan bilimsel araştırmalar aracılığıyla bu sorunların varlığı ortaya konabilmektedir.</

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın