Cumhurbaşkanlığı Kabinesi’nde kritik toplantı

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Cumhurbaşkanlığı Kabinesi’nde kritik toplantı

Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, bugün AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında bir araya geldi.

Toplantının ardından Erdoğan, yaptığı açıklamalarda önemli konulara değindi.

Erdoğan, “Bayramın üçüncü günü Katar’dan aldığımız acı haber, hepimizin yüreğini dağlamıştır. Katar-Türk Birleşik Müşterek Kuvvet Komutanlığı bünyesinde eğitim faaliyetleri icra eden bir helikopterin kaza kırıma uğraması sonucu dördü Katarlı olmak üzere yedi personel şehit olmuştur. Kazada hayatını kaybeden Hava Savunma Binbaşı Sinan Taştekin, ASELSAN teknisyenleri Süleyman Cemre Kahraman ve İsmail Enes Can ile Katar Silahlı Kuvvetleri mensuplarına Allah’tan rahmet diliyorum. Katarlı kardeşlerimizin acısını paylaşıyor, şehitlerimizin ailelerine, yakınlarına ve arkadaşlarına başsağlığı dileklerimi iletiyorum.” ifadelerini kullandı.

“NEVRUZ’U BAHANE EDEREK MİLLETİMİZİN SİNİR UÇLARIYLA OYNAYAN ALÇAKLARLA İLGİLİ GEREKENİ YAPIYORUZ”

Bu yıl Ramazan Bayramı’nın ikinci günü, baharın müjdecisi ve tabiatın yeniden dirilişinin sembolü olan Nevruz gününe denk geldi. Nevruz, Anadolu’dan Kafkaslara, Orta Asya’dan Orta Doğu’ya birçok yerde kardeş halklar tarafından asırlardır kutlanmaktadır. Geçmişte Nevruz’un ruhuna yakışmayan olaylar yaşanmış olsa da, Terörsüz Türkiye sürecimizin etkisiyle son iki yıldır bu tür hadiselerin ciddi şekilde azaldığını görüyoruz. Diyarbakır ve İstanbul’da olduğu gibi, Nevruz’u bahane ederek milletimizin sinir uçlarıyla oynayan alçaklarla ilgili gereken adımları atmaktayız. Nevruz’un değerlerine gölge düşüren hiçbir provokasyona izin vermeyeceğiz.

Bu günlerde stratejik önemi daha iyi anlaşılan Terörsüz Türkiye sürecimizi baltalamayı amaçlayan tahrikler gereken cevabı alacaktır. Türkiye’nin girdiği bu hayırlı yoldan, ne provokatörlerin ne de onların, özellikle ipini ellerinde tutan ağa babalarının gücü geri çeviremeyecektir. Önümüzdeki engellere rağmen, 17 aydır büyük bir sağduyu ile yürüttüğümüz süreç, inşallah menziline ulaşacaktır. Yolumuz zorlu olabilir, ancak ülkemizin önü ve ufku açıktır. Allah’ın izniyle geleceğimiz aydınlıktır.

“SİLAH VE ŞİDDETİN DEVRİ KAPANDIKÇA KAZANAN ÜLKEMİZ OLACAK”

Burada belirtmek isterim ki, Terörsüz Türkiye sürecimiz, yarım asırlık kanlı bir oyunu bozmaktadır. Terörsüz Bölge idealimiz de Türkler, Kürtler, Araplar ve Farslar arasındaki nifak duvarlarını yıkmayı hedeflemektedir. Bunu Suriye’nin kuzeyindeki gelişmelerde ve İran’a yönelik kirli planlarda görmekteyiz. Bu iki bölgesel gelişmeye bakmak, ortaya koyduğumuz vizyonun isabetini anlamak için yeterlidir. Birlik ve beraberliğimiz güçlendikçe, kardeşliğimiz pekiştikçe, silah ve şiddetin devri kapandıkça, kazanan ülkemiz, milletimiz ve bölgemizdeki kardeş halklar olacaktır. Bu konuda vatandaşlarımızın hiçbir şüphesi olmasın.

Bu coğrafyada bin yıldır beraber yaşıyoruz. Bölgenin kadim sakinleri olarak hüznümüz de, sevincimiz de birlikte oldu. Bugün de kalbimiz bir atıyor, gözyaşlarımız birlikte akıyor. Şiddetin, kinin ve nefretin diline teslim olmayacak, bölgemizde sevgi, barış ve kardeşliğin evrensel dilini yüceltmeye devam edeceğiz. Savaşların gölgesinde geçen Nevruz’un, başta milletimiz olmak üzere, bölge halklarına barış, huzur ve bereket getirmesini diliyorum. Milletimizin Nevruz Bayramı’nı tebrik ediyor ve bu anlamlı günün aramızdaki muhabbet bağlarını güçlendirmesini temenni ediyorum.

Küresel sistem 2008 krizinden bu yana sancılı bir değişim süreci içerisindedir. Bu değişim, aktörler arasındaki rekabeti ciddi şekilde artırmaktadır. Uluslararası sistem, temel olarak şu soruların cevabını aramaktadır: teknolojiye kim yön verecek? Veriyi ve yapay zekayı kim yönetecek? Üretim, tedarik ve tüketim zincirlerini kim domine edecek? Enerji kaynaklarını ve ticaret yollarını kim kontrol edecek? Çok kutupluluğa doğru evrilen dünya düzeninde yeni kutup başları kimler olacak? Bu sorular, karşılaştığımız meselelerin özünü oluşturmaktadır.

“BU YENİ ÇATIŞMA VE SAVAŞ KONJONKTÜRÜNE TÜRKİYE OLARAK ÇOK İYİ HAZIRLANDIK”

Bir asır önce olduğu gibi, yeni dünya düzeninin mücadele sahası olarak yeniden bölgemiz belirlenmiştir. Klasik ittifaklar çözülürken, benzer tehditlerle karşı karşıya olan ülkeler arasında yeni ittifaklar kurulmaktadır. Bu süreçte bölgesel iş birliğinin daha önce hiç olmadığı kadar önem kazandığını görmekteyiz. Türkiye, bu yeni çatışma ve savaş konjonktürüne hamdolsun çok iyi hazırlanmıştır. Türkiye’nin enerji arz güvenliğini güçlendirecek adımlar atılmış, hem kaynak çeşitlendirmesi hem de yeraltı kaynaklarının devreye alınması için projeler hayata geçirilmiştir.

Ulaştırma alanında ülkemizin kısa sürede yazdığı destan ortadadır. Londra’dan Çin’e kadar kesintisiz demir yoluyla gidilebiliyorsa, bu, inşa ettiğimiz demir yolları, köprüler ve tüneller sayesinde olmuştur. Ana muhalefetin ‘Kuşların göç yolunu engelliyor’ diyerek karşı çıktığı İstanbul Havalimanı, bayram boyunca 5 bin 871 uçuşla toplam 874 bin yolcuya hizmet vermiştir. Havalimanlarımızda 16 bin 851 uçak trafiği ile 2 milyon 531 bin yolcuya hizmet sunulmuş, demiryollarımızı ise 2 milyon 490 bin kişi kullanmıştır.

Bankacılık sistemi başta olmak üzere finansal yapımızı beklenmedik şoklara karşı dayanıklı hale getirdik. Toplam 47 ülke ile Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyleri tesis edildi. Afrika ve Latin Amerika gibi ilişkilerimizin kısıtlı olduğu bölgelerde ticari ve beşeri münasebetlerimizi geliştirdik. Sanayi ve üretimde 182 yeni organize sanayi bölgesi ve 85 yeni teknopark kurarak altyapımızı güçlendirdik.

“TÜRKİYE’NİN GÜVENLİK ÇEMBERİNİ HUDUTLARIMIZIN ÖTESİNE KADAR GENİŞLETTİK”

Savunma sanayinde katettiğimiz mesafe, akademik çalışmalara konu olan büyük bir başarı hikayesidir. Karşılaştığımız pek çok engele rağmen, kendi kendine yeten bir ülke konumuna geldik. İnsansız hava araçlarından füze ve roketlere, elektronik harp sistemlerinden hava savunma yeteneklerine, savaş gemilerinden zırhlı araçlara kadar geniş bir alanda yerli ve milli imkanlarla önemli işler başardık. Ülkemizin güvenlik paradigmasında önemli bir devrim gerçekleştirerek, güvenlik çemberimizi hudutlarımızın ötesine kadar genişlettik.

Yunus Emre’nin “Dirildik, pınar olduk. İrkildik, ırmak olduk. Artık denize dolduk. Taştık, elhamdülillah.” sözlerini hatırlatarak, biz de yolumuza konulan engelleri aşarak bu günlere geldik. Darbe girişiminden sokak olaylarına, terör saldırılarından salgına, depremden bölgesel çatışmalara kadar pek çok badireyi en az hasarla atlattık. Bugün kendi önceliklerimiz doğrultusunda kararlar alıyor ve bunları uygulayabiliyorsak, bunun gerisinde işte bu vizyoner hamleler yatmaktadır.

“BİRİLER

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın