
Mardin’in Dargeçit ilçesinde, 1995 yılının ekim ayında insanlar birer birer kaybolmaya başladı. Bu kasaba, herkesin birbirini tanıdığı, sıkı akrabalık bağlarının bulunduğu bir yerdi.
Köylerden merkeze gelenlerin bile akraba olduğu Dargeçit, 29 Ekim 1995’teki ilk kayıp vakasından sonra durmadan yeni isimler kaybetmeye başladı.
1996 yılının mart ayına gelindiğinde, biri uzman çavuş, üçü çocuk toplamda sekiz kişi kayıptı.
Dargeçitliler, bu insanların nerede olabileceğini çok iyi biliyorlardı; neler yaşandığını da tahmin edebiliyorlardı.
Aslında herkes ne olduğunu biliyordu; ancak bu durum olağan karşılanıyordu.
Bölgedeki terör olayları nedeniyle, insanlar kaybolabiliyor ya da bir anda öldürülebiliyordu.
Birisi terörist olarak damgalanabilirdi, bu yüzden resmi mercilere başvurmak yerine işlerin kestirmeden çözülmesi tercih ediliyordu.
İster çocuk olsun, ister yetişkin, kaybolanların geleceği pek de iç açıcı görünmüyordu!
*
Kürt bireylerin kaybolması durumunda yargının harekete geçmesi için uzun yıllar beklemek gerekiyordu. Tam 19 yıl boyunca kayıp soruşturmalarının dosyaları kapalı kaldı.
Ancak kayıpların aileleri ve avukatları, bu durumu asla unutmadı ve mücadelelerini sürdürdü.
Sonunda, cemaat ve hükümet arasındaki çatışmaların yanı sıra, Ergenekon ve Balyoz soruşturmalarındaki kumpasların meydana çıkmasıyla birlikte, bazı savcılar dosyaları incelemeye başladı.
30 Ekim 2014 tarihinde, Dargeçit’teki kayıplarla ilgili ilk iddianame hazırlandı.
Dönemin Mardin Jandarma Komando Tabur Komutanı Hurşit İmren, Dargeçit İlçe Jandarma Komutanı Mehmet Tire ve diğer bazı jandarma görevlilerinin “taammüden öldürme” suçlamasıyla yargılanmaları talep edildi.
İnsan Hakları Derneği adına dosyaları takip eden avukat Erdal Kuzu’nun itirazları sonucunda ikinci bir iddianame de hazırlandı. Takipsizlik kararı verilen 16 kişi de sanık olarak belirlendi.
*
Ancak devletin önemli savcıları ve yargıçları sürekli değişiyor, yargının yönü de belirsizleşiyordu.
Diğer davalarda olduğu gibi, dosya, duruşma yapılmadan güvenlik gerekçesiyle Adıyaman Ağır Ceza Mahkemesi’ne nakledildi.
20 yıldır kimse kimseye zarar vermemişti ama güvenlik denilince, dosyaların taşınması bir çözüm olarak görülüyordu.
Duruşmalar devam ederken Adli Tıp raporu açıklandı.
Dargeçitlilerin gösterdiği kuyularda kazılar yapıldı ve kemikler bulundu. Adli Tıp, bu kemiklerin kaybolan Davut Altınkaynak ve Nedim Akyön’e ait olduğunu belirledi.
Fakat sanıklar hâlâ tutuksuzdu ve duruşmalara dahi gelmiyorlardı.
İnsanların öldürülüp kuyulara atıldığı açık olmasına rağmen, bu tutuklama için yeterli görülmüyordu.
*
Dava karar aşamasına gelmişti, ancak yargının bu davayı kapatmak istemediği açıktı. Karar aşamasındaki dosya, Ankara’daki Kızıltepe JİTEM dosyası ile birleştirildi.
Ancak daha sonra Yargıtay’ın kararıyla bu birleştirmeden vazgeçildi.
JİTEM ile ilgili araştırmalar yapılmadı, örgütlü bir suç işlenip işlenmediği araştırılmadı.
Kemiklerin bulunduğu alanın uzantısı bile kazılmadı.
*
Ekim 2018’de dosyaya yeni bir belge eklendi.
Mardin İl Jandarma Komutanlığı, sanıklardan Mehmet Tire’nin yaralı olduğu için o tarihlerde görevde olmadığını iddia ettiği askeri sığınak ile kemiklerin bulunduğu mağaranın koordinatlarının aynı olduğunu bildirdi.
Cinayetlerin işlendiği yer ile sanık askerlerin kullandığı mağara aynı noktadaydı.
Yeni tanıklar da dinlendi. Aralarında eski Dargeçit Kaymakamı’nın da bulunduğu tanıklar, JİTEM tarafından resmi kayıtlara geçmeyen gözaltılar yapıldığını ve gözaltına alınanlardan bazılarının infaz edildiğini ifade etti.
O dönemde soruşturmada görevli olan, FETÖ nedeniyle tutuklu bir savcının dinlenmesi istendi ancak savcı bir türlü bulunamadı.
Dönemin Mardin İl Jandarma İstihbarat Şube Müdürü Muhammet Demirel, 6 Haziran 2013’te JİTEM’in varlığını itiraf eden ifadesinde, “O dönem Mardin İl Jandarma Komutanlığı içerisinde ayrı bir binada ‘JİT’ dedikleri jandarma istihbarat timi bulunuyordu” dedi.
*
29 Mart 2021’de savcı esas hakkındaki görüşünü sundu.
Savcı, ölümler ve kayıplar bulunduğunu, cinayet beyanları ve kemikler olduğunu belirtti; ancak JİTEM ile ilgili iddiaların sadece duyumdan ibaret olduğunu söyledi.
Sanıkların maktulleri öldürdüğüne dair doğrudan bir kanıt olmadığını ekledi.
Adıyaman 1. Ağır Ceza Mahkemesi, delil karartan eski savcının, eski kaymakamın ve diğer tanıkların dinlenilmesi kararından vazgeçerek, kararını verdi.
Tüm sanıklar beraat etti.
Zamanaşımına uğrayan ya da beraatle sonuçlanan “90’lar davaları” gibi, Dargeçit dosyası da kapandı.
*
Gerekçeli karar, tarihe geçecek bir ibretlik nitelik taşıyordu; fakat “Kürt kardeşlerini” sevenlerin bu duruma kayıtsız kalması dikkat çekiciydi.
Mahkeme, JİTEM cinayetlerinin doğrudan tanığının bulunmasının imkansız olduğunu belirtirken, tan
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



