
DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında önemli açıklamalarda bulundu. Doğan, DEM Parti Merkez Yürütme Kurulu’nun (MYK) dün gerçekleştirdiği toplantıda çerçeve yasa, Suriye’deki güncel gelişmeler, son dönemde kurulan taziyeler ve kayıp ilanlarının detaylı bir şekilde ele alındığını ifade etti. Çerçeve yasaya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Doğan, “Bu yasa kapsamında, sürecin işleyişinden sorumlu olacak bir takip ve değerlendirme kurulu oluşturulmuştu. Bu kurul, ilk toplantısını 24 Ağustos’ta gerçekleştirdi. MYK olarak bu kurulun çalışmalarına başlamasını oldukça önemli bir gelişme olarak görüyoruz. Zaman kaybetmeden, hızlı bir şekilde toplanmaları ve çalışmaları koordine edebilmek için Adli ve Hukuki İşler Kurulu, İzleme ve Tespit Kurulu, Sosyal Uyum ve Bütünleşme ile Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Alt Kurulu olmak üzere toplam 4 kurul oluşturulmuştur. Bu kurulların, geçmekte olduğumuz tarihi sürecin ritmine uygun, kapsayıcı ve eş güdümlü bir şekilde çalışması, en büyük beklentilerimizdendir” dedi.
‘EMPATİ DİLİ GELİŞTİRMELİYİZ’
Doğan, İmralı’nın bu süreçte önemli ve tarihi bir sorumluluk üstlendiğini vurguladı ve bu sorumluluğu yerine getirebileceği imkanların sağlanmasının beklentileri arasında yer aldığını belirtti. “Bunu daha önce de ifade ettik; geçmişte yaşanan tüm evreler, onun etkin bir şekilde, kesintisiz iletişim koşullarına sahip olarak bu sürecin içinde yer alması gerektiğini göstermektedir. Silahsızlanmanın yanı sıra, Öcalan’ın kendi sözleriyle ifade ettiği gibi, Kürt-Türk tarihsel ittifakını kalıcı hale getirmek için bu sürecin içindeki pozisyonun netleşmesi ve koordinasyonun sağlanması partimiz açısından kritik bir noktadır. Yine Öcalan, ‘sabırla bu yolu açmanın tarihi bir fırsat olduğu bilinciyle, basit ve dar yaklaşımları terk ederek, ortak yaşamı inşa edelim’ diyor. Biz de bu noktayı vurgulamak istiyoruz. Yeni dönemin dili, yeni kelimelerle ve yeni sözlerle oluşturulmalıdır. Sorgulayıcı ve yargılayıcı bir dil yerine, empati yapabileceğimiz bir dili geliştirmeliyiz” şeklinde konuştu.
‘ORTAK ACILARIMIZI GÖRMEMİZ GEREKİYOR’
Doğan, Türkiye’de kalıcı ve onurlu barışın koşullarının sağlanması için çaba sarf ettiklerini belirterek, “Bu barış ısrarımızı en karanlık zamanlarda bile sürdürdük. Her koşulda bu talebimizden vazgeçmeyeceğimizi, tüm bedelleri göze alarak her zaman ifade ettik. Sadece ifade etmekle kalmayıp, bunun için kesintisiz bir mücadele verdik ve vermeye de devam edeceğiz. ‘Barışı hukukla güvence altına almak ve demokratik siyaset için olanaklar yaratmak gerekir’ dedik. En geniş olanaklardan bahsettik ve Meclis’in bu süreçteki hayati rolünü sürekli vurguladık. Çerçeve yasa, bugünün ihtiyaçlarına cevap verecek bir düzenleme olarak değerlendirilmemelidir. Türkiye, çatışmadan çatışmasızlığa geçiş sürecinin tam ortasındadır ve bu tarihsel eşliğin barışın hukuka açılan kapılarından biri olduğunu ifade ettik. Her ne kadar eksiklikleri bulunsa da, pozitif yönlerini görerek eksiklerini birlikte tamamlamaya davet ettik. Ancak unutulmamalıdır ki, barış için yasalar ve siyasi irade son derece önemlidir. Barışın gerçek anlamını ve insanları nasıl bir araya getirebileceğini bilmemiz gerekir. Bu ülkenin insanlarının yaşadığı acılara cesaretle bakabilmesi, kayıplara karşı duyarlılık göstermesi gerekmektedir. Bu nedenle barışı tartışırken, geçmişin acılarını birbirinden ayırmadan, mukayese etmeden, bu acıların ortak olduğunu görmemiz elzemdir” ifadelerini kullandı.
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



