
DEM Parti, Ankara’da gerçekleştirilen Parti Meclisi toplantısının sonuç bildirgesini yayımladı. Açıklamada, “DEM Parti, demokratik siyaset zemininin en temel aktörü olarak, önümüzdeki dönemde bu rolünü güçlendirecektir. Tüm toplumun, sürece kararlı ve inançlı bir şekilde katılımı, iktidarın somut demokratik adımlar atmasına bağlıdır. Sürecin, güven inşa eden demokratik adımlara ihtiyaç duyduğu açıktır” ifadelerine yer verildi.
Toplantının sonuç bildirgesinde, Suruç katliamında yaşamını yitiren 33 kişi de anıldı.
Bildirgede, “Ortadoğu’daki son gelişmeler, Rojava Devriminin bölge halklarının geleceği için tek gerçek çözüm alternatifi olduğunu göstermektedir. Alevilere ve Hıristiyanlara yönelik cihadist saldırıların ardından, Süveyda’da IŞİD zihniyetindeki çetelerin Dürzilere karşı gerçekleştirdiği saldırılar, Suriye’yi yeniden iç savaşın eşiğine getirmektedir. Çözüm ise, Suriye halklarının tüm renkleriyle ve özgür iradeleriyle Suriye’nin inşasına karar vermesidir. Tekçi devlet anlayışının dayatılması, Suriye halklarının yaşadığı acıları daha da derinleştirmekten başka bir sonuç yaratmayacaktır” denildi.
“Son bir yıl içinde yaşanan gelişmeler yeni bir demokratik barışçı çözüm imkanını güncelleştirmiştir”
Bildirgede, “Parti Meclisimiz tarafından ele alınan en önemli gündem, 27 Şubat’ta Sayın Öcalan tarafından ilan edilen Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı sonrası sürecin geldiği yeni aşamadır. Son bir yıl içinde yaşanan gelişmeler, Kürt meselesinde yeni bir demokratik barışçı çözüm imkanı sunmaktadır” şeklinde ifadeler yer aldı.
“Tüm halkların eşitliği temelinde yeni bir toplumsal sözleşme”
Bu adımlar, çatışmalı dönemden demokratik siyasete geçiş iradesinin varlığını göstermektedir. Sayın Öcalan, 9 Temmuz’daki mesajında gelinen aşamayı ‘demokratik siyaset’ ve ‘bütüncül hukuk’ olarak tanımlamaktadır. Çözümün bir anayasal çerçeveye kavuşmasının yanı sıra, hukuk ve siyaset alanında atılması gereken adımlar için Meclis’i işaret etmektedir. Mesajın merkezinde yer alan demokratik/pozitif entegrasyon yasaları ve özgürlük yasaları, tüm halkların eşitliği temelinde yeni bir toplumsal sözleşme inşa etmeyi amaçlamaktadır.
Bu bağlamda, Meclis’te kurulacak komisyonun tarihi bir işlevi olacaktır. Partimiz, bu komisyonun çalışmalarıyla anlamlı ve sağlıklı sonuçlar elde etmesi için her türlü çabayı gösterecektir. 11 Temmuz’da Süleymaniye’de silahların yakılması, yarım yüzyıllık çatışma tarihinin cesur bir kapanışının simgesidir. Kürt Hareketi, tüm dünyanın önünde geri dönüşsüz ve kararlı bir irade beyan ederken, devlete ve iktidara da bir çağrı yapmıştır.
“Çatışmalı sürecin sonlandırılması tarihsel önemdedir”
Çatışmalı sürecin sonlandırılması, tarihsel bir öneme sahiptir. Bu adımın gereği olan yasal düzenlemeler, toplumda demokratikleşmenin önünü açacaktır. Kürt sorununa kalıcı ve demokratik bir çözüm sağlanabilmesi, bu düzenlemelerin ardından demokratik bir ortamda tartışılarak hayata geçirilebilir. Her olumlu adım, barışı, Türkiye’de demokrasiye duyulan inancı, birlikte yaşama iradesini ve eşit yurttaşlık anlayışının gelişimini destekleyecektir.
Partimizin, demokratik toplum ve barış perspektifiyle planladığı yaklaşık 2 bin halk toplantısının çoğu başarıyla gerçekleştirilmiştir. Bu toplantılarda, barışın, şimdiye dek verilen emeklerin ve ödenen bedellerin bir sonucu olduğu vurgusu net bir şekilde ortaya konmuştur. Kadınlar, gençler, emekçiler, inanç toplulukları ve ekoloji hareketlerinin katılımı, meselenin siyasi değil, çok boyutlu bir toplumsal dönüşüm gerektirdiğini göstermektedir. Barışın toplumsallaşması ile ekonomi, ekoloji ve toplumsal cinsiyet eşitliği gibi acil toplumsal meselelerin çözümü arasında doğrudan bir bağ kurulması önem arz etmektedir.
“Tüm toplumun sürece daha güçlü, inançlı ve kararlı katılımı, iktidarın somut demokratik adımlar atmasına bağlıdır”
DEM Parti, bu anlayış ve mücadele ile demokratik siyaset zemininin temel aktörü olmaya devam edecektir. Tüm toplumun, sürece kararlı ve inançlı bir şekilde katılımı, iktidarın somut demokratik adımlar atmasına bağlıdır. Sürecin güven inşa eden demokratik adımlara ihtiyaç duyduğu açıktır. Demokratik güçlere, emek ve meslek örgütlerine, kadın ve gençlik hareketlerine, inanç topluluklarına, ekoloji ve hak örgütlerine, vicdan sahibi tüm yurttaşlara çağrıda bulunuyoruz: Barışı birlikte büyütmeliyiz, birlikte mücadele ederek toplumsallaştırmalıyız.
Barışı demokrasi ile taçlandırabiliriz. Bu amaçla, halk toplantılarını daha geniş katılımlı yerel forumlara dönüştürmeli; her il ve ilçede barış ve demokrasi platformları kurmalıyız. Hak ihlalleri, çevre talanı, kadın cinayetleri, çocuk istismarı ve emek sömürüsünün her vakasını bu sürecin bir parçası olarak takip edelim. Halklarımıza barış ve demokrasi sözü verdik. Şimdi bu sözü, demokratik hukuk, demokratik kurumlar ve toplumsal katılımla gerçeğe dönüştürme zamanıdır.” (ANKA)
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



