
(ANKARA) – DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’nın iptaliyle ilgili olarak, “Biz demokratik siyasetin, halk iradesinin ve hukuk devletinin tarafıyız. Seçilmişlerin, delegelerin, üyelerin ve seçmenlerin iradesi yargı eliyle askıya alınamaz” şeklinde konuştu. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ise, “Demokrasi yargı kararlarıyla değil, halkın iradesiyle ayakta durur” ifadelerini kullandı.
DEM Parti Eş Genel Başkanları Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları, sosyal medya platformlarında Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’nı iptal etme kararına karşı tepkilerini dile getirdi.
Bakırhan, bu kararı, milyonlarca seçmenin demokratik iradesini ve siyasi tercihlerini “yargı eliyle yok sayma girişimi” olarak tanımlayarak, bu durumun sadece CHP’ye değil, Türkiye’nin demokratik geleceğine yönelik bir müdahale olduğunu vurguladı. Bakırhan, paylaşımında şunları belirtti:
“Türkiye’nin sağduyuya, istikrara ve uzlaşıya ihtiyaç duyduğu bu kritik dönemde yargıyı siyasi mühendisliğin aracı haline getirmek kabul edilemez. Demokrasi, yargı kararlarıyla değil, halkın iradesiyle varlığını sürdürür. Siyaset, kendi mecrasında ve meşruiyet zemininde işlemesi gerekir; yargı operasyonlarıyla siyasetin akışının değiştirilmesine izin verilmemelidir. İktidar, bu yanlış politikadan derhal vazgeçmelidir. Politikanın özgür olması gerekmekte ve sonuçları yalnızca halk belirlemelidir.”
HATİMOĞULLARI: HUKUK, MUHALEFETİ ŞEKİLLENDİRMENİN ARACI OLAMAZ
DEM Parti Eş Genel Başkanı Hatimoğulları, CHP’nin genel başkanının kim olacağına ilişkin kararın yalnızca CHP üyeleri, delegeleri ve seçmenleri tarafından verilmesi gerektiğini vurguladı. Ana muhalefet partisinin mahkeme kararıyla şekillendirilmesinin demokrasiyi askıya aldığını belirten Hatimoğulları, “Bu durum, tüm Türkiye demokrasisinin meselesidir. Biz demokratik siyasetin, halk iradesinin ve hukuk devletinin tarafıyız” dedi. Hatimoğulları’nın paylaşımı şu şekilde oldu:
“Biz demokratik siyasetin, halk iradesinin ve hukuk devletinin tarafıyız. Seçilmişlerin, delegelerin, üyelerin ve seçmenlerin iradesi yargı eliyle askıya alınamaz. Hukuk, siyasi alanı yeniden şekillendirmenin ve muhalefeti belirlemenin aracı haline getirilemez. Siyasetin sağlıklı bir şekilde işleyebilmesi için partilere, Meclis’e, sandığa, seçilmişlere ve halk iradesine müdahale edilmemelidir. Siyasetin özgürce konuşmasında iktidar ve yargı iş birliği engelleyici olmamalıdır. Türkiye’nin ihtiyacı, mahkeme koridorlarında kurulan siyaset değil; toplumun iradesiyle, Meclis zemininde ve demokratik hukuk içerisinde kurulan siyasettir.”
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



