
Kim ne derse desin, demokrasi, çok uluslu şirketlerin milyonlarca insanın zihninde egemenlik kurma çabalarına karşı en büyük engel olarak durmaya devam ediyor.
Bu şirketler, mutlak bir güçle hareket ederek, yurttaşları yani seçmenleri iştahlı tüketicilere dönüştürmek ve onları insansız hava araçları gibi bir joystick ile yönetmek için sürekli yeni yollar arıyor.
Bu çabaların bir diğer boyutu da demokrasiyi bypass etmeye çalışmak ve bu süreçte maliyetleri hepimize yüklemektir.
Bir akademik çalışma, X’in (Twitter) algoritmik “Sizin İçin” akışının yalnızca içeriği kişiselleştirmekle kalmayıp, aynı zamanda kullanıcıları zamanla daha muhafazakâr siyasi görüşlere yönlendirdiğini ve sürekli maruz kalma sonucunda önemli konulardaki tutumlarını değiştirdiğini ortaya koydu.
Geçtiğimiz hafta iahaber’te Füsun Sarp Nebil’in bu konuyu ele aldığı yazıyı okuduğumda, sınır tanımayan bir teknolojiyle aramızdan su bile sızmadığını ve ‘sürekli maruz kalma’ ifadesinin ne kadar isabetli olduğunu düşündüm.
Akıllı telefonlarımız üzerinden, belki de çağın en büyük çıkar amaçlı örgütüne hizmet etmeye adanmış durumdayız; bu durumun farkında olmalıyız!
Yavaş yavaş ısınan suda haşlanmayı bekleyen kurbanlar gibi, mutlu mesut TikTok videoları izlerken bu durumu kabulleniyoruz.
“Eleştirmenler, algoritmik kişiselleştirmenin yankı odaları ve seçici maruz kalma etkileri yaratabileceği, belirli bakış açılarını diğerlerinden daha fazla güçlendirebileceği ve siyasi kutuplaşmaya katkıda bulunabileceği konusunda uyarıyorlar.”
Bir tür öğrenilmiş çaresizlik, sanal bir atmosfer üzerinden istemeden dayatılıyor. Bu durum, maalesef pek hayra alamet değil.
Acaba insan maruz kaldığı şeylere dönüşebilir mi?
Karmaşık bir yeni çağ içerisindeyiz… Bazen bu karmaşık zamanlarda susmak gerektiğini düşünüyorum.
Elbette başka bir seçeneğim de var; en çok özendiğim şeyi yapabilir, Heidi’nin dedesi gibi insan elinin en az değdiği yükseklere çıkabilirim.
Taş kalpli olarak bilinen bu ak saçlı dedeye hayatım boyunca öykünmüş biri olarak bunu arzuluyorum…
Ama bu zorlu mücadelede ne sürüye katılmak ne de maruz kaldığım şeye dönüşmek istemiyorum.
Eyvallah.
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



