
Destici, “Ülkemiz, 6 Şubat 2023 tarihinde büyük bir deprem felaketi yaşadı. Bu trajedi sonucunda on binlerce insanımız hayatını kaybetti. Kendilerini bir kez daha rahmetle ve özlemle anıyoruz. Mekanları cennet olsun, makamları ali olsun. Depremden sağ kurtulanlar bile, maalesef ki on binlerce kardeşimiz engelli bireyler olarak hayatlarına devam etmek zorunda kaldı. Onlara geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Cenabı Hak, onlara yardımcı olsun. Depremde yakınlarını kaybeden tüm vatandaşlarımıza ve milletimize başsağlığı ve sabır diliyorum. Cenabı Hak, bir daha ülkemize böyle acılar yaşatmasın. Ayrıca, depremin bir gerçek olduğunu unutmamalıyız. Depreme yönelik hazırlık tedbirlerini almak zorundayız. Ancak, üzülerek belirtmek isterim ki, yapılan çalışmalar yetersiz kalmaktadır. Milletimizin deprem konusunda yeterince bilinçlendirilmediğini görüyoruz. Olası bir deprem durumunda, vatandaşlarımızın büyük çoğunluğu hala ne yapacaklarını bilmiyor. Bu alanda büyük bir eğitim eksikliği var. Bu nedenle, depreme hazırlık konusunda vatandaşlarımızı daha yoğun bir şekilde bilgilendirmek gerekmektedir. Bu eğitimlerin okullarda ders olarak veya bir dersin içinde verilmesi zorunludur” şeklinde konuştu.
Destici, sözlerine devam etti:
“Deprem sonrasında gösterdiğimiz başarıyı vurgulamakta fayda var. Devletimiz, ilgili bakanlıklar ve kurumlar, olağanüstü bir gayretle çalıştılar. Üç yıl gibi kısa bir sürede, depremle ilgili birçok acıyı sarma noktasına geldik. Evleri yıkılanların neredeyse tamamına kalıcı konutlar teslim edildi. Her türlü yardım ve destek sağlandı. Bu, gerçekten büyük bir başarıdır. Bu başarı nedeniyle devletimizi, hükümetimizi ve ilgili tüm kuruluşları, özellikle Sayın Cumhurbaşkanımızı ve Çevre Şehircilik Bakanımız Sayın Murat Kurum’u tebrik ediyoruz. Depremzedelerimiz adına, devletimiz ve milletimiz adına şükranlarımızı sunuyoruz. Ancak, depremin üç aşamasını değerlendirdiğimizde, depreme hazırlık ve anında yapılacaklarla ilgili hala istenilen seviyede değiliz. Depremden sonrası ile ilgili ise mükemmel bir konumdayız. Dolayısıyla, bu başarıyı deprem anına ve öncesine de taşımamız gerekmektedir. Yapılması gereken budur.”
Destici, ABD Adalet Bakanlığı’nın Jeffrey Epstein hakkında yürüttüğü federal soruşturma ile ilgili olarak, “Cevaplanması gereken ilk soru, davaya konu olan ve istismar edilen çocukların nerelerden getirildiğidir. Nerelere götürüldüler? Akıbetleri ne oldu? Ne kadarı hayatta kaldı? Ve bu korkunç suçların mağdur ve mazlum şahitleri şu anda nerede? Onlarca yıla yayılan bir süreçten bahsediyoruz ve birçok iddia var. Tüm bu iddiaların aydınlatılması gerekiyor. Basında yer alan iddialar arasında Türkiye’den ABD’ye çocukların götürüldüğü de var. Bu nedenle, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, bu iddialara ilişkin bir soruşturma başlattı. Bu soruşturmayı önemli buluyor ve sonucunu takip ettiğimizi buradan ifade etmek istiyorum. Uluslararası ceza mahkemeleri ve kendi ülke iç hukukları bu konuda bir süreç başlatacak mı, göreceğiz. Eğer bu konular göz ardı ediliyorsa, dünya devletlerinin bu kirli çarkın içinde yer alan ülkelere karşı bir tavır alması gerektiğini düşünüyorum. Tüm dünya ülkeleri, özellikle Amerika’nın da içinde olduğu bu duruma karşı bir ‘nota’ vermelidir. Bunu bekliyoruz. Aksi takdirde, dünyanın durumu gerçekten endişe verici.” dedi.
Destici, sözlerini şu şekilde tamamladı:
“Başta güvenlik korucularımız olmak üzere, 40 yıldır PKK’ya karşı mücadele eden ve devletin yanında duran vatandaşlarımızın asla göz ardı edilmemesi gerekiyor. Onlar, ‘Biz 40 yıldır devletin yanında durduk ama bugün devlet, 40 yıldır devlete kurşun sıkanlarla daha samimi’ gibi bir hisse kapılmamalıdır. Çünkü yarın hainler tekrar saldırmaya başladığında, bugün veya kırk yıldır devletin yanında olanlar, şehit veren aileleri de yanımızda bulamayız. Hainler, hainliklerinden vazgeçmezler. Bu durum, aslında görmek isteyenlere gösteriyor. Önce bayrağımıza saldırdılar, PKK ve uzantıları buna sahip çıktı. Hala birkaç gün önce DEM Parti’nin Grup Başkan Vekili, bayrağa saldırana sahip çıkıyor. Yetmedi, Diyarbakır Sur Belediyesi logosunu değiştirerek Türk bayrağını ve Türkiye Cumhuriyeti ifadesini çıkartıyor. Burada hedef alınan Türk milletidir, Türkiye Cumhuriyeti devletidir. Türk bayrağına kanlarıyla rengini veren şehitlerimiz, gazilerimiz ve istiklalimizdir. Bayrağa yapılan saldırı, Türk milletine ve vatanımıza düşmanlık anlamına gelir. Bu nedenle, bu tür eylemlerle bir geleceğimiz olamaz. Ana muhalefet partisi, toplumsal barış konferansı düzenliyor. Savaş mı var bu ülkede? Kimle kimin arasında savaş var? Türklerle Kürtler kardeştir. Bir terör örgütü var ve bu terör örgütüyle Türkiye Cumhuriyeti devleti pazarlık masasına oturup barış sağlayamaz. Buradan barış çıkmaz. Terör örgütüne destek veren siyasi parti görünümlü yapılar kapatılmalı ve varlıklarına el konulmalıdır. Bayrağa saldırana sahip çıkan DEM Parti grup başkan vekilleri ve diğerleri dokunulmazlıklarından feragat ederek cezalandırılmalıdır. On binlerce evladımızın hayatını kaybetmesinin ve yüz binlerce ailenin acılarının müsebbiplerinin hak ettikleri hukukun işletilmesi gerekmektedir. Ama ne olursa olsun, bu necip ve asil Müslüman Türk milleti, dünya var olduğu sürece var olmaya devam edecektir. Dünya üzerinde tek bir Türk evladı yaşamaya devam ettiği sürece, ay yıldızlı bayrağımız dalgalanacaktır.”
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



