<p><strong>Dervişoğlu’ndan Çarpıcı Uyarılar: "Güven Sarsılıyor!"</strong></p>

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
<p><strong>Dervişoğlu’ndan Çarpıcı Uyarılar: "Güven Sarsılıyor!"</strong></p>

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde gerçekleştirdiği grup toplantısında, son günlerde dünya gündeminin önemli maddelerinden birinin Münih Güvenlik Konferansı olduğunu ifade etti. Dervişoğlu, Davos zirvesinde de benzer arayışların gözlemlendiğini belirterek, ulusal ve uluslararası kurumların demokratik kuralların ve uzlaşmaların zayıfladığı bir dönemde bulunduğunu vurguladı.

Dervişoğlu, ABD ve Avrupa Birliği ülkelerinin içlerinde yaşadığı güvensizlik ve belirsizliğin temelinde, bu ülkelerin 1970’lerden itibaren adım adım sanayisizleşmeleri ve yalnızca finans, bilişim ve hizmet sektörlerine yönelmeleri gibi sebeplerin yattığını söyledi. Ayrıca, bu ülkelerin nüfusunun yaşlandığını ve yeni nesillerin önceki nesillerin çok altında bir gelir düzeyinde yaşamak zorunda kaldığını kaydetti. Üretimin azalmasıyla birlikte orta sınıfın çökmesi ve makul siyaset imkanlarının daralması gibi sorunların ortaya çıktığını belirten Dervişoğlu, Türkiye’nin de bu süreçte benzer sorunlarla karşı karşıya kaldığını ifade etti.

“MİLLET OLMAKTAN DAHA BÜYÜK BİR SAVUNMA SİSTEMİ YOKTUR”

Dervişoğlu, gelecekteki potansiyellerin de tehdit altında olduğunu belirtti. Orta sınıfın erimesinin ve hak ile hürriyetlerin kolayca ihlal edilmesinin önemli bir sorun olduğunu dile getirdi. Bu bağlamda, uluslararası kuralların ve kurumların işlevlerini kaybetmesi durumunda, mevcut ittifakların ülke içindeki etkilerinin ne olacağını sorguladı. “Biz gücünü millet olmaktan alan bir ülkeyiz” diyen Dervişoğlu, Cumhuriyetin sağladığı hukuk düzeninin, ülkeyi birçok badireden kurtardığını hatırlattı. Cumhuriyetin ve ulus devletin korunmasının, can ve mal güvenliğinin yanı sıra, oy ve sandık güvenliğinin sağlanması açısından da kritik olduğunu vurguladı.

“ABDİ VE AHMED SURİYE HÜKÛMETİ İÇİNDE RESMİ BİR GÖREV Mİ ÜSTLENMİŞTİR”

Münih konferansının, Suriye PKK’sının bir gövde gösterisi haline dönüştüğünü belirten Dervişoğlu, burada ABD Dışişleri Bakanı Mark Rubio ile Suriye Dışişleri Bakanı Hasan Şeybani’nin bir araya geldiğini ifade etti. Dervişoğlu, dikkat çekici olanın, Türkiye tarafından aranan SDG elebaşları Mazlum Abdi ve İlham Ahmed’in de Suriye heyetinde yer alması olduğunu söyledi. Bu durumun, Türkiye Cumhuriyeti Milli Güvenlik Kurulu tarafından terör örgütü olarak tanımlanan kişilerin devlet temsili içerisinde yer almasının sorun yaratıp yaratmadığını sorguladı.

“SUSKUNLUĞUNDAN ÇIKARACAĞIMIZ SONUÇ PKK’YI TERÖR ÖRGÜTÜ OLARAK KABUL ETMEDİĞİNİZ OLACAKTIR”

Dış politikada bir devletin ciddiyetinin, içeride kurumsal tutarlılıkla sağlanabileceğini belirten Dervişoğlu, Türkiye’nin dış politikada öngörü yeteneğini kaybetmesiyle ilgili kaygılarını dile getirdi. SDG’ye karşı yapılan askeri operasyonun ardından, “Mühim olan bundan sonrasıdır” dediğini hatırlatan Dervişoğlu, sahada kazanılanların masada kaybedilmemesi gerektiğini vurguladı. Hükümetin bu duruma tepki göstermesi gerektiğini belirten Dervişoğlu, aksi takdirde PKK’nın terör örgütü olarak kabul edilmediği sonucuna varılacağını ifade etti.

“TÜRKİYE, AVRUPA ORTAK NÜKLEER CAYDIRICILIK PROGRAMININ OLUŞTURULMASINI DESTEKLEMELİ”

Dervişoğlu, ABD ile Avrupa arasındaki ilişkilerin yeniden şekillendiği bir süreçte, Türkiye’nin Avrupa güvenliği açısından önemli bir aktör haline geldiğini belirtti. Almanya’nın bu konudaki görüşlerini de anarak, Türkiye’nin Avrupa ortak nükleer caydırıcılık programına katılması gerektiğini ifade etti. Türkiye ile Avrupa Birliği ilişkilerinin yeniden tanımlanması ve AB üyelik müzakerelerinin yerine kapsamlı bir stratejik ortaklık anlaşması önerildi.

“GÜVENLİK MİMARİSİ İNŞA ETMEK, GÜÇLÜ EKONOMİ İSTER”

Dervişoğlu, Gümrük Birliği ve vize politikalarının Türkiye’nin Avrupa ile ilişkilerinde önemli konular olduğunu vurguladı. Türkiye’deki savunma sanayi firmalarına Avrupa güvenliğine katkıda bulunmaları için fırsatlar sunulması gerektiğini dile getirdi. Güvenlik mimarisinin inşa edilmesinin güçlü bir ekonomi ve mali disiplin gerektirdiğini belirten Dervişoğlu, aksine durumların Türkiye’yi Avrupa için bir tampon bölge haline getirebileceğini ifade etti.

“GÜVENİ AŞINDIRILMIŞ BİR TOPLUM, HAYATTA KALMAYA ÇALIŞIYOR”

Dervişoğlu, toplumda yaşanan sosyal çürümeyi ele alarak, güvenin kaybolduğunu ve bunun toplumun hayatta kalma çabalarını etkilediğini belirtti. Uyuşturucu, şiddet ve diğer sosyal sorunların toplum üzerinde olumsuz etkiler yarattığını dile getiren Dervişoğlu, devletin her vatandaşa ait olması gerektiğini vurguladı. İktidarın sadece partizanlara kapı açmasının toplumu bölme etkisi yarattığını ifade etti.

“BİR AİLEYE İPOTEK ETMEK İSTEYEN ÜÇ PARTİNİN TELAŞINI İZLİYORUZ”

Dervişoğlu, devletle terörü eşitleyen bir iktidarın toplumdan ne bekleyebileceğini sorguladı. Bu bağlamda, Öcalan sevgisinin ve şehitlerin kanının pazara çıkarılmasının altında yatan iktidar mühendisliğine dikkat çekti. Türkiye’nin geleceğini bir aileye ipotek etmek isteyen üç partinin telaşını eleştirdi. Bu durumun, kamu kaynaklarının paylaşımı üzerinden yürütüldüğünü belirtti.

“TÜRKİYE BUGÜN KANUNLAR YAZILMADIĞI İÇİN DEĞİL, UYGULANMADIĞI İÇİN TEHLİKEDEDİR”

Dervişoğlu, Türkiye’nin sadece ekonomik sorunlar nedeniyle değil, aynı zamanda adaletin uygulanmadığı için tehlikede olduğunu belirtti. Medeni Kanun’un getirdiği kazanımların bile tehlikeye girdiğini ifade etti. Bu sorunların kişilerden ziyade bir anlayış meselesi olduğunu vurgulayan Dervişoğlu, devlet ciddiyetinin, ekonomik güvenin ve dış politikanın tutarlılığının önemine dikkat çekti.

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın