
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, gazetemiz yazarları Işık Kansu, Ankara Temsilcisi Sertaç Eş ve muhabirimiz Merve Kılıç’ı parti genel merkezindeki makamında kabul etti. Dervişoğlu, gündeme dair çeşitli konularda açıklamalarda bulunarak, yeni anayasa tartışmaları, açılım süreci, iktidar ittifakları ve seçim süreci gibi pek çok başlıkta soruları yanıtladı.
‘BU ANAYASA İLE SİSTEM BİLE DEĞİŞTİRİLDİ’
Yeni anayasa tartışmalarına değinen Dervişoğlu, iktidarın yürütme sürecinin gerçek niyetinin dikkatle analiz edilmesi gerektiğini ifade etti. Dervişoğlu, “AKP’nin şu anda bir taslak üzerinde çalıştığı söyleniyor. MHP’nin daha önce hükümete sunduğu bir çalışmanın da bulunduğu belirtiliyor. Herkesin anayasa üzerine bir çalışması mevcut. Mevcut anayasanın büyük bir kısmı bu hükümet döneminde değiştirildi, bu yüzden darbe anayasası kimliğini büyük ölçüde kaybetti. Ancak sadece yapıldığı dönemdeki darbe ile ilişkilendirilebiliyor. Bu anayasa ile sistem bile değiştirildi” şeklinde konuştu.
Dervişoğlu, “Darbe anayasasından kurtulma” söylemiyle yürütülen yeni anayasa tartışmasının arkasında daha fazla siyasi hedef olabileceğini savunarak, “Bu nedenle TBMM’nin darbe anayasasından kurtulması ve yeni bir anayasa yapılması iddiasıyla yola çıkmanın başka siyasi hedefleri de içinde barındırdığı düşüncesindeyiz” dedi.
‘MECLİS BAŞKANININ TARİHE DOĞRU BİR BİÇİMDE GEÇME NİYETİ YOK’
Mevcut anayasanın büyük bölümünün zaten değiştirildiğine dikkat çeken Dervişoğlu, geriye kalan maddelerin büyük ölçüde temel hükümler olduğunu belirtti. “Anayasada değişmemiş elli altı madde kalmış. Bu maddeler genellikle değiştirilemeyecek hükümler, temel özgürlüklerle ve devletin işleyişiyle ilgili maddeler. Yani anayasanın ana fikri açısından büyük bir farklılık söz konusu değil” dedi. Yeni anayasa tartışmalarının 28’inci yasama döneminin başından itibaren gündemde tutulduğunu belirten Dervişoğlu, Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’u eleştirdi. Dervişoğlu, “Yeni anayasa tartışmaları 28’inci dönem parlamentosu açıldığından beri gündemde. Sayın Numan Kurtulmuş bu konudan sık sık bahsediyor. Komisyon sürecinde olduğu gibi, Meclis İçtüzüğü ve anayasa değişikliği yapan Meclis Başkanı olarak tarihe geçmek istediğini düşünüyorum” ifadesini kullandı. Ancak bu süreçte durumun aksi bir tablo sergilendiğini belirterek, “Ama komisyon sürecinde gördük ki tarihe doğru bir biçimde geçmek gibi bir niyeti yok. Dolayısıyla anayasa değişikliğinin içeriğinin ve barındırdığı taleplerin dikkatle değerlendirilmesi gerekiyor” dedi.
‘HEDEFTE BAZI KRİTİK MADDELER VAR’
Yeni anayasa tartışmalarının kapsamlı bir değişiklikten ziyade bazı kritik maddelere odaklandığını vurgulayan Dervişoğlu, “Bu değişikliklerin 1982 Anayasası’nı bütünüyle ortadan kaldırmayacağı düşüncesindeyim. Daha çok bazı maddelerin değiştirilmesine yönelik adımlar atılacak gibi görünüyor” şeklinde değerlendirmelerde bulundu. Tartışmaların merkezinde özellikle üç başlık olduğuna dikkat çekti: 42. madde (anadilde eğitim), 66. madde (vatandaşlık tanımı) ve Cumhurbaşkanının seçimi ile görev süresi. Dervişoğlu bu konudaki görüşlerini şöyle ifade etti:
“Hedefte olduğu söylenen maddelerden biri 42. madde; yani anadilde eğitimle ilgili düzenleme talebi. Diğeri vatandaşlık tanımıyla ilgili 66. madde. Ayrıca Cumhurbaşkanının seçimi ve görev süresiyle ilgili maddelerde de değişiklik yapılması gündeme gelebilir.”
‘CUMHURBAŞKANLIĞI İÇİN DÜZENLEME YAPILABİLİR’
Yeni anayasa söylemi üzerinden farklı siyasi hedeflerin bulunduğunu ifade eden Dervişoğlu, “Bu tür değişiklikleri sanki kapsamlı bir anayasa değişikliği yapılıyormuş gibi sunmanın arkasındaki siyasi niyetin doğru okunması gerekir. Bu siyasi hedef, bazı talepleri vererek Cumhurbaşkanlığı makamında kalmayı sağlayacak düzenlemeler içerebilir” dedi. Dervişoğlu, hukuk devleti vurgusu yaparak “Eğer yasaları ve anayasayı kendinize göre değiştirirseniz Türkiye hukuk devleti olmaktan çıkar” uyarısında bulundu.
‘VATANDAŞLIK TANIMI ETNİK DEĞİL SİYASAL’
Vatandaşlık tanımına yönelik tartışmaların yeni olmadığını belirten Dervişoğlu, bu tartışmanın 2007 yılından bu yana sürdüğünü ifade etti. “Anayasa değişikliği meselesi yeni değil. Biz bunu 2007’den beri konuşuyoruz. O dönemde de vatandaşlık tanımı üzerinde tartışmalar yaşanmıştı” dedi. Anayasadaki vatandaşlık tanımının etnik değil siyasal bir tanım olduğunu vurgulayan Dervişoğlu, “Anayasada yer alan ‘Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkes Türktür’ ifadesi bazı siyasetçiler tarafından etnik bir tanım olarak yorumlanıyor. Oysa bu etnik bir işaretleme değildir; vatandaşlığa dayalı siyasal bir tanımdır” açıklamasında bulundu. Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün millet tanımını anımsatan Dervişoğlu, “Mustafa Kemal Atatürk de milleti şöyle tanımlar: ‘Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir.’ Eğer bu tanım olmasaydı eşit ve onurlu vatandaşlıktan söz etmek mümkün olmazdı” diye konuştu.
‘HER ALANDA EŞİTLİK VAR’
“Eşit vatandaşlık” söylemine karşı çıkan Dervişoğlu, “Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak insanları eşit kılar ve ülkenin birlik ve bütünlüğünün temelini oluşturur. Türkiye’de ‘Kürt vatandaşı’, ‘Türkmen vatandaşı’ ya da ‘Gürcü vatandaşı’ gibi tanımlar yoktur. Herkes Türk vatandaşıdır” ifadelerini kullandı. Bu tartışmaların gerçekte imtiyaz talebi olduğunu kaydeden Dervişoğlu, “Sürekli eşit vatandaşlık talebinden söz ediliyor ama nerede eşit olmadığımızı kimse söylemiyor. Memur olurken mi eşit değiliz? Milletvekili olurken mi eşit değiliz? İş insanı olurken mi eşit değiliz? Genelkurmay Başkanı olurken mi eşit değiliz? Vali, kaymakam, genel müdür olurken mi eşit değiliz? Başbakan ya da cumhurbaşkanı olurken mi eşit değiliz? Her alanda eşitlik var.” şeklinde konuştu.
Dervişoğlu, “Bu durumda daha fazlasını istemek eşitlik değil, imtiyaz talebi olur” diyerek, bu ilkenin ortadan kaldırılmasının Türkiye’yi bölgesel örneklere benzer bir yapıya sürükleyebileceğini vurguladı.
‘RAPORDA ‘TERÖR’ VE ‘TERÖRİST’ İFADELERİ DE YER ALMIYOR’
Yeni açılım sürecine dair görüşlerini paylaşan Dervişoğlu, “Terörsüz Türkiye ifadesine kim karşı çıkabilir? Ama konuşulan şey gerçekten Türkiye’nin güvenliği mi yoksa terör örgütlerinin meşrulaştırılması mı, buna bakmak gerekir” dedi. Komisyon raporuna yönelik sert eleştirilerde bulunan Dervişoğlu, “Komisyon raporunda İYİ Parti’nin adı geçmiyor. Türk milletinin adının geçmediği yerde İYİ Parti’nin adının geçmemesi benim için sorun değil. Ancak raporda ‘terör’ ve ‘terörist’ ifadeleri de yer almıyor” açıklamasında bulundu.</
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



