
Dr. Taylan Yıldız*
Bir baba olarak en büyük endişem, çocuğumun başına bir şey geldiğinde yanında olamamaktır. Geçmişte bu korku sokaklarla sınırlıydı; şimdi ise çocuklarımızın telefonlarının içindeki sanal dünyada, gece yataklarında ve gözümüzden uzak ekranların arkasında saklı. Siber zorbalık, zararlı içerikler, dijital bağımlılık… Bunlar gerçek tehditlerdir ve hiç kimse, sorumlu bir yetişkin olarak bunları göz ardı etmemelidir. Teknoloji alanında bir uzman olarak, Google ve Silikon Vadisi’nde bu platformların nasıl tasarlandığını gözlemlediğim için biliyorum ki, çocuklarımızı dijital dünyanın karanlık yüzlerinden korumak, 21. yüzyılın en önemli ve acil görevlerinden biridir. Ancak, bu hedefe ulaşmak için seçtiğimiz yöntem yanlış olursa, çocukları değil, sadece kendi dijital ekonomimizi tehlikeye atarız. Daha da kötüsü, yasalarla çocukları koruduğumuzu düşünürken, onları kontrolsüz bir karanlık suya itmiş olabiliriz.
Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulan “Sosyal Hizmetler Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi”nin 21 ila 24. maddeleri, dijital oyun platformları ve sosyal ağ sağlayıcılarını doğrudan etkiliyor. Ancak bu yasa henüz yasalaşmadı ve bu durum oldukça önemli; çünkü hâlâ tartışma, iyileştirme ve kamuoyu oluşturma fırsatımız var.
Öncelikle vurgulamak istediğim bir nokta var: Bu kanun taslağını kaç siyasetçi, kaç kanaat önderi gerçekten okudu? Gözlemlerim, dijital haklar, çocuk güvenliği ve teknoloji politikaları hakkında görüş bildirebilecek birçok kişinin bu taslağın detaylarından haberdar bile olmadığını gösteriyor. Bir torba yasası içinde gizlenmiş dört madde, Türkiye’nin dijital geleceğini şekillendirecek kararlar içeriyor ve bu maddeler, yeterli kamusal tartışma yapılmadan yasalaşma yoluna ilerliyor. Endişem şu ki, bu kadar toplumu ilgilendiren bir düzenleme, sektörle, sivil toplumla, akademiyle ve en önemlisi gençlerin kendisiyle yeterince konuşulmadan aceleye getirilmemelidir.
Bu yazıda, iyi niyetle hazırlanmış ancak teknik ve hukuki açıdan ciddi sorunlar barındıran bu dört maddeyi, dünya örneklerinin gerçek sonuçlarıyla birlikte ele alacağım.
Madde 21: Oyun Ekosistemindeki Aktörlerin Tanımları
Bu madde, 5651 sayılı İnternet Kanunu’na “oyun”, “oyun sağlayıcı” ve “oyun dağıtıcı” tanımlarını ekliyor. Dijital oyunu üreten ile son kullanıcıya ulaştıran platform arasındaki farkın netleşmesi sağlanıyor.
Bana göre bu madde, teklifin en sorunsuz kısmıdır. “Oyun sağlayıcı” ile “oyun dağıtıcı” arasındaki ayrımın netleştirilmesi, yaş derecelendirmesi veya ebeveyn kontrolü gibi yükümlülüklerin doğru muhataba yönlendirilmesi için gereklidir. Aksi halde, Steam mi sorumlu, App Store mu yoksa oyunu yapan stüdyo mu sorusu ortaya çıkar ve bu belirsizlik, uygulamayı baştan çıkmaza sokar. Dünya genelinde PEGI, ESRB ve IARC gibi uluslararası derecelendirme sistemleri bu ayrımı zaten yapıyor. Madde 21, bu ekseni hukuki zemine kavuşturması açısından olumlu ve desteklenmesi gereken bir düzenlemedir.
Madde 22: Sosyal Ağlarda Çocuk Koruması
Bu madde, sosyal ağ sağlayıcılarına ağır yükümlülükler getirmektedir: 15 yaş altına hizmet sunma yasağı ve bunun için yaş doğrulama sistemi kurma zorunluluğu, 15 yaş üstü çocuklara yetişkinlerden “ayrıştırılmış” güvenli hizmet sunumu, ebeveyn kontrol araçları, yanıltıcı reklamları engelleme, acil durumlarda zararlı içeriklere bir saat içinde müdahale etme ve hukuka aykırı bulunan içeriklerin yapay zeka ile proaktif olarak engellenmesi gibi gereklilikler içeriyor. Ceza olarak da küresel cironun yüzde 3’üne kadar idari para cezası ve kademeli bant daraltma öngörülüyor.
Çocukları sosyal medyanın karanlık yüzünden korumak istemek… Bunu sorgulayan yok. Ancak 15 yaş altına mutlak bir erişim yasağı getirmek pratikte ne anlama geliyor? Bunun anlamını kavrayabilmek için, dünyada bunun denendiği yerlere bakmamız ve daha da önemlisi sonuçlara dürüst bir şekilde değerlendirmemiz gerekiyor.
Avustralya’dan gelen gerçekler:
Avustralya, Aralık 2025’te 16 yaş altı kullanıcılar için dünya genelinde ilk kapsamlı sosyal medya yasağını yürürlüğe koydu. İlk bir ayda platformlar 4,7 milyon hesabı devre dışı bıraktı. Başbakan Albanese bunu bir zafer olarak ilan etti ve iletişim bakanı Wells “yapılamaz diyenlerin karşısında durduk” dedi.
Ancak rakamların arkasında ne olduğunu incelememiz gerekiyor. Avustralya’da 8-15 yaş arası nüfus yaklaşık 2,5 milyon kişidir. Kapatılan hesap sayısı bunun neredeyse iki katı. Bu hesapların kaçı aktif çocuk hesabıydı, kaçı yıllardır kullanılmayan uyuyan hesap ve kaçı aslında yetişkin hesabıydı? Bu veriler henüz paylaşılmadı. Sydney Üniversitesi’nden araştırmacı Timothy Koskie’nin belirttiği gibi, bu tür verilerin toplanması çok uzun zaman alıyor ve şu an elimizdeki “başarı” ilanı, aslında doğrulanmamış bir iddiadır.
Peki sahada neler oldu? Yasağın yürürlüğe girdiği ilk haftalarda Lemon8, Yope ve Discord gibi alternatif platformlardaki indirmeler patladı. VPN kullanımı arttı. Guardian Australia’nın Şubat 2026 raporuna göre, 16 yaş altı gençlerin bir kısmı hâlâ platformlara erişebiliyor. Melbourne’lu 15 yaşındaki bir genç, yüz tanıma sistemini geçerek askıya alınan Instagram hesabını kurtardı; sistem onu “16 yaşında” olarak algıladı. Çocuklar teknolojiyi bizden daha iyi biliyor, buna şaşırmamak gerekir.
En dikkat çekici veri ise şu: Avustralya’da yapılan anketlere göre halkın yüzde 70’i yasağı destekliyor, ama sadece yüzde 25’i yasanın gerçekten işe yarayacağına inanıyor. Ebeveynlerin yüzde 53’ü çocuklarına seçici olarak bazı platformlara izin vermeyi planlıyor. Yani toplumsal irade güçlü, ama yönteme güven zayıf. Bu ayrım çok önemlidir, çünkü aynı durumun Türkiye’de de yaşanacağı öngörülmektedir.
Bir de hukuki boyut var: Reddit, Avustralya Yüksek Mahkemesi’nde yasaya karşı dava açtı ve yasanın gençlerin siyasi söyleme katılma hakkını kısıtladığını iddia ediyor. Avustralyalı iki 15 yaşında genç de davada davacı olarak yer alıyor. Yani bu yasa, sadece teknik açıdan değil, temel hak ve özgürlükler boyutuyla da sorgulanıyor.
Çin; dünyanın en sert modeli ve en büyük dersi:
Çin’in dijital düzenleme modelini yakından takip ettim. Çin hükümeti, 2019’dan beri reşit olmayanların çev
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



