
Dijital tarih alanındaki gelişmeleri ele alan “Dijital tarih nereye gidiyor?” başlıklı on üçüncü tarih yazım çalıştayı, 15-16 Mayıs 2026 tarihlerinde İzmir Demokrasi Üniversitesi’nde gerçekleştirildi. Değerli akademisyenimiz Prof. Dr. Ahmet Şimşek’in davetiyle katıldığım bu çalıştayda, dijitalleşme, yapay zeka ve bu yeni dönemin tarih yazımı üzerindeki etkileri hakkında sunumlar yapıldı. Ayrıca, tarih başta olmak üzere sosyal bilimlerin geleceği üzerine de önemli tartışmalar gerçekleştirildi. Etik boyut ise dikkat çekici bir şekilde, felsefe perspektifinden ele alınarak derinlemesine tartışıldı.

Cemal Kafadar, “Kim var imiş biz burada yoğ iken” adlı eserinde (2017, Metis Yayıncılık) tarih anlayışına dair önemli bir saptamada bulunur: “Oysa tarih, her düzenin, her sömürü biçiminin, her kurumun, her kavramın, her hiyerarşinin, her karşı çıkış imkanının ve söyleminin, insanlar eliyle başka başka biçimlerde inşa edildiğini, usul usul da olsa tekrar tekrar dönüştürüldüğünü, yapılıp bozulduğunu gösterir” (s.25). Bu alıntıyı, E.H. Carr’ın “Tarih Nedir?” adlı çalışmasında (1980, Birikim Yayınları) yer alan bir başka önemli cümle ile devam ettirmek istiyorum: “Tarihçi ile olguları arasında kesintisiz bir karşılıklı etkileşim süreci, bugün ile geçmiş arasında bitmez bir diyalog” (s.41). Dijitalleşme, tüm alanlarda olduğu gibi akademik dünyada da köklü bir dönüşüm başlatmış durumda. Tarih yazım çalıştayında dijitalleşmenin tarih üzerindeki etkilerine dair sunumlar dinledim. Çalıştayın kapanış oturumunda ise doksan yaşına yaklaşan ve konuşmasıyla bizleri etkileyen Prof. Dr. İlhan Tekeli’nin yer alması, takdire şayan bir durumdu. İlhan hoca, bilgilerin arka planda sürekli akışta olduğunu vurgulayarak, tarihin yazılması meselesinin derinliklerine inerek dikkat çekici bir çerçeve sundu. Bilginin kıtlıktan bol bilgiye geçişin, yeni bir sorun alanı oluşturduğunu ifade etti. Tarihin anlatı kurma meselesi, yapay zekanın gelişimiyle birlikte hangi şekillere evrileceği tartışmaları, önümüzde duran önemli konular arasında yer almakta.
İlk gün sabah oturumunda Prof. Dr. Ramazan Acun, “Dijital tarihin tarihi: Nereden nereye?” başlıklı sunumunu gerçekleştirdi. Bu oturumda, dijital tarihin hem dünyada hem de Türkiye’deki tarihsel gelişimine dair önemli noktalar vurgulandı. Acun’un konuşmasında yer alan bazı öznel ifadeler ve Cahit Arf’ın 1959’daki “Makine düşünebilir mi?” konusundaki görüşleri tartışma yarattı. Sunumun sonunda, keşke kendi kitabından örnekler vermektense, o çalışmadan alıntılarla destekleseydi, daha etkili olurdu.
İkinci oturumda, Doç. Dr. Sümeyye Akça, “Büyük dil modelleri, tarihi kaynakların otomatik okunması ve sonuçları” başlıklı sunumunda, tarihi metinlerin okunmasına yönelik yeni dil modellerinden bahsetti. Küresel el yazması tanıma pazarının 2023’te 1,5 milyar dolar değerindeyken, 2032’de 3,2 milyar dolara ulaşacağı öngörülüyor. Bu programların sunduğu olanakları ise semantik ve pragmatik veri üzerinde çalışabilme yeteneği olarak tanımladı. Ancak, el yazmalarındaki varyasyon zenginliği dolayısıyla, ezberleme yönteminin yetersiz kalabileceğine dikkat çekti. Bu oturumda, kaynakların okunabilirliğinin tarih biliminin başka disiplinler tarafından da kullanılabilirliğini artıracağına dair tartışmalar yapıldı. Dijitalleşme, tarihsel verilerin diğer bilim dallarında daha kolay kullanılmasını sağlarken, tarihin metodolojisinde de köklü değişimlere yol açacak gibi görünüyor. Bu da, tarih biliminin geleceğini daha ilgi çekici bir hale getirecektir.
Birinci günün son oturumunda Dr. Öğretim Üyesi Mustafa İlder, “Dijital neşir, etiketleme ve metin analizi” başlıklı bir sunum gerçekleştirdi. İlder, metinlerin bilgisayarlar tarafından analiz edilebilecek hale dönüştürülmesi sürecini ilgi çekici bir biçimde anlattı.
İkinci günün ilk oturumunda Dr. Eyüp Süzgün, “İnsanın ve tarihçinin yeni konumu: Yapay zeka ve posthümanizm?” konusunu ele aldı. Yapay zekanın etkileri üzerine düşünürken, verilerin geleceği ve işsizlik sorunları gibi konular üzerinde durdu. Ayrıca, tarihin kimin tarafından üretildiği ve gelecekte daha görsel bir hale geleceği konularında da değerlendirmeler yapıldı. Sanayi devrimi sonrası mekanik ve dijital anlayış arasındaki farklar da dikkat çekici bir şekilde irdelendi.
Diğer bir sunumda, Prof. Dr. Hasan Aydın, “Dijital dünya için dijital etik: Sınırları tartışmak” başlıklı oturumda, etik meselelerine dair derinlemesine bir bakış sundu. Dijitalleşme ve yapay zekanın araçsal bir perspektifle tartışılamayacağını, bu konuların arkasında kapitalist mantığın yattığını vurguladı. İntihal sorunları ve eğitim sisteminin geleceği üzerine de önemli sorular ortaya koydu. Eğitimde köklü bir değişim gerekliliği, hibrit yazar ve hibrit tarihçi kavramlarının giderek daha fazla önem kazanacağı sonucunu doğuruyor.
Üçüncü oturumda, Prof. Dr. Erdem Kabadayı, “Tarihi Coğrafi bilgi sistemleri, jeomekansal analiz yöntemleri ve tarihçiliğe etkileri” konusunu ele aldı. Coğrafi Bilgi Sistemlerinin tarihsel alandaki kısıtları ve imkanları üzerinde durdu. Özellikle tarihin çevresel etkenlerle birlikte analiz edilmesinin önemine dikkat çekti ve geçmişteki projelere dair örnekler sundu.
Kapanış oturumunda moderatörlük görevini Prof. Dr. Ahmet Şimşek üstlendi. Prof. Dr. İlhan Tekeli, Prof. Dr. Ramazan Acun ve Prof. Dr. Cengiz Kırlı, çalıştayın sonuçlarını değerlendirdiler. İlhan Tekeli, bilgide bir devrim yaşandığını ve yapay zekanın bu devrimin bir aracı olduğunu vurguladı. Bilgi ile olan ilişkimizin nasıl değiştiğine dair örnekler sundu. Ayrıca, geçmişle olan bağımızın dönüşümünü ele alan önemli bir tartışma yürüttü.
<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-weight: 400; </p>Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



