Dini Değerler, Z Kuşağının Sanal Espasında

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Dini Değerler, Z Kuşağının Sanal Espasında

“Modern Amerika’da kamusal alandan dini tamamen devre dışı bırakmak zorunda değiliz; bu, bizim büyük bir hatamızdır.”

– J.D. Vance, Beyaz Saray Twitter hesabı

“Tehlikeli bir şekilde artan siyasileşmiş dini propagandanın merkezi TikTok olmuştur.”

– Nicolas Masuez, Dinler tarihçisi

Demokrasi ve eşitlik karşıtı olan Yeni Reaksiyoner Hareketi (NRx) teorisyeni Nick Land’ın kavramı olan “Kara Aydınlanma”, yeni reaksiyoner düşüncenin stratejik yönünü tanımlıyor. Bu düşüncenin arkasında, tekno-logos üzerinden gelişen güçler yatmakta. Yapay Zeka’yı kontrol eden bir grup patron, bu planın merkezinde yer alıyor. Teknoloji devleri, son dönem kapitalizminin içinde aktif bir rol alarak tekno-sermayeyi ön plana çıkarmakla kalmıyor, aynı zamanda siyasi alanı denetleme ihtiyacı da hissediyorlar.

Son otuz-otuz beş yıl içinde, Wi-Fi dönemi ile birlikte sadece iletişim ağları değil, bloglar ve troller gibi yeni kavramlarla da tanıştık. Bu yeni mecralar, entelektüel olarak güçlü olmasa bile pratikte Z kuşağına (1997-2010 arası doğanlar) ulaşan bir dönemde varlık gösteriyor. Yapay Zeka (AI) teknolojisi, bu gençlerin yalnızlığını gidermekte önemli bir rol oynamakta.

Yeni nesil, Wi-Fi ile birlikte bilgi ve tüketim dengesini sağlamaya çalışırken, makinelerle daha fazla bağımlı hale geliyor. TikTok üzerinden İncil, Talmud ve Kuran gibi dini metinler hakkında sorular sorulmakta. Bazı bilim insanlarına göre, bu genç nesil, modern dönemin başlangıcından bu yana, önceki nesillere kıyasla daha mantıklı, daha akıllı ama aynı zamanda sentez yapmaktan uzak bir yaşam sürüyor. Matematik, tarih, coğrafya veya bilim gibi konularda derinlemesine bilgiye sahip olmadan, her şeyi Yapay Zeka ile etkileşimde bulunarak bulmaya çalışan bir gençlik ile karşı karşıyayız.

En basit psikolojik sorunlardan, dini değerlerin öğretisine kadar bilgi edinmeye çalışan bu bireylerin, yalnızca Wi-Fi toplulukları ile iletişim kuran bir nesil olması, sentez yapma yeteneklerini ciddi şekilde kısıtlıyor. Argümanları yan yana koyma yeteneğinden yoksun, az kelime ile konuşan ve hızlı bir şekilde birden fazla şeyi bir arada düşünebilen ancak akılda tutulacak bilgiye sahip olmayan bir gençlik söz konusu.

Fransa’da 20’li yaşlardaki gençlerin dini eğitimlerinin mevcut olduğu, Le Monde gazetesinin Laure Coromines ve Victoire Radenne tarafından bildirildiği üzere, bu gençler mevcut dini bağlantılardan yararlanmaktadır. Katolik, Protestan, Müslüman veya Yahudi olan gençlerin, Kilise, Cami veya Sinagoglar yerine “Yapay Zeka espası” ile etkileşimde bulundukları görülüyor. Sanal alan sayesinde bazı din değiştirmelere de rastlanmakta. Bu durum, manipülasyona oldukça açık bir ortam yaratıyor ve linkleri etkili bir şekilde kullananlar, kendi alanlarını oluşturuyor. TikTok, Yentl Campion Gueglio, Oliver Zeytooun, Le Catho de service, Leana Daily gibi platformları takip edenler, siyasi olarak da yönlendirilmektedir. Fransa’da La Croix gazetesi, bu gençlerin yüzde kırkının aşırı sağ partilerine oy verdiğini belirtiyor.

Birçok genç, utandıkları özel hayata ve cinselliğe dair soruları Yapay Zeka veya bu konularda bilgi sunan blog sahiplerine sormakta. Özellikle cinsel konular hakkında daha rahat bir şekilde makinelerden danışmanlık almakta. Örneğin, Magisterium adlı Yapay Zeka, mastürbasyonun büyük bir günah olduğunu belirtmektedir. Gençlerin varoluşa dair sorunlarına yanıt verecek olan artık insanlar değil, makineler haline gelmiştir. Bazı Katolik papazları, gençlerin sorunlarına yanıt verirken “gidip bir psikologla görüşün” demekte, bu da Foucault’nun psikanaliz ve Katolik papazların itiraf mekanizması arasındaki bağlantıyı akla getirmektedir. Ekonomik kriz ve tekno-ağlar arasındaki güven ise buradan kaynaklanmaktadır.

Bu süreç, tekno-sosyolojik bir dönem olarak adlandırılabilir. Sosyologlar ve gazeteciler tarafından sorulan sorularla genişleyen bu alan, araştırmalara yön vermekte. Bugünkü Z nesli gençliğinin durumuna göre, dini değerlerin öğrenildiği yerin artık sanal alan olduğu görülmektedir. Bu gençler, kriz halindeki toplumda bu yöne doğru kaymakta ve ailelerinin daha kolay tüketim mallarına erişebildiğini düşünmektedir. Önceki nesillerin daha kolay ev sahibi olabildiklerine dair inançları, mevcut neslin şansının kalmadığına dair bir algı yaratmaktadır.

Dini değerlerin yanı sıra, siyasi görüşlerin ve ideallerin de bu linkler ve platformlarda mevcut olduğu gözlemlenmektedir. İnsanların yalnızca takip edebildiği ve Yapay Zekaların aralarında tartıştığı siteler, içinde bulunduğumuz durumun yarı gerçek yarı sanal bir biçimde şekillendiğini göstermektedir. Gerçek dünyanın hakikatinin ötesine geçildiği bu durumda, Platon’dan itibaren gelen felsefi soruların yeniden sorgulanması kaçınılmaz hale gelmektedir.

Arkadaşlıkların bile sanal ortamdan geçtiği, siyasi trollerin egemen olduğu bir ortamda sağlıklı bir akıl yürütme nasıl mümkün olabilir? Bu yeni duruma uyum sağlamak giderek zorlaşmakta. Bu durumu anlamak için pek çok soru peş peşe sıralanmakta. Belki de post-modern dünyada antik dönemle karşılaştırıldığında, bilimsel araştırmaların teknolojik altyapı üzerinden yapıldığı gerçeği ortaya çıkıyor. Oysa antik dönemde araştırmalar, insan ruhunun arılaştırılması ve yükseltilmesi üzerinden gelişmekteydi. Bugünkü dünyasal kapitalizm ise insan ruhunu bir kenara bırakıp, insan emeğinin yerini alan robotlaşan bir teknolojiyi öne çıkarmaktadır.

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın