Dışişleri’nden Vize Tartışması: Nezaket mi, Eleştiri mi?

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Dışişleri’nden Vize Tartışması: Nezaket mi, Eleştiri mi?

Dışişleri Bakanlığı’nın, Ankara’daki ABD Büyükelçiliği’ne gönderdiği bir nota ile eski bir milletvekiline vize verilmesi için kullanılan nazik ifadeler, son iki gün içinde kamuoyunun yoğun gündem maddelerinden biri haline geldi. Hâlâ Siverek ve Maraş’taki acı olayların etkisindeyken ve sınırlarımızın ötesinde savaş sesleri yükselirken, iktidarın başka eleştirilecek bir konu kalmamış gibi diplomatik yazışma kurallarına uygun bir notayı manşetlere taşıması, dışişleri bakanlığının haksız yere eleştirilmesine neden oldu. Bu durum, yıllardır süregelen hariciye düşmanlığının yeni bir örneği olarak öne çıkıyor.

Diplomatik yazışmaların temel ilkelerinden biri nezaketin ön planda tutulmasıdır. Notanın içeriğinden bağımsız olarak, “Bildirmekten şeref duyar”, “Saygılarını sunar”, “Rica eder”, “Saygılarını yeniler” gibi kalıp ifadeler, yüzyıllardır dünya genelinde kullanılmaktadır. Bu tür nezaket sözleri, asla bir yalvarma anlamına gelmez. Hem bir vefat bildirimi hem de sevindirici bir haber, aynı kalıp ifadelerle iletilebilir. Notanın kimin tarafından ve kime yazıldığının önemi yoktur. Örneğin, ABD Dışişleri Bakanlığı da, Vaşington’daki Çuraçao Büyükelçiliği’ne gönderdiği notasında benzer nezaket ifadelerini kullanmaktadır. Hiçbir Amerikalının aklından, “Koca ABD, nasıl olur da adı sanı duyulmamış Curaçao’ya bu kadar yalvarır” gibi bir eleştiri geçmez.

Medyanın görevi halkı yanıltmak değil, eğitmek olmalı

Elbette sokaktaki insanların diplomatik incelikleri bilmesi beklenemez. Ancak medyanın sorumluluğu, halkı belirli bir kesime karşı kışkırtmak yerine doğru bilgilerle bilgilendirmektir. Bir haber, özellikle manşet olacaksa, doğruluğu ilgili makamdan, bu durumda dışişleri bakanlığından, teyit edilmelidir. Eğer resmi yetkililerle iletişim kurulamazsa, en azından emekli bir diplomatla görüşülerek bilgi alınabilir. Bu tür asılsız haberlere dayanarak yapılan eleştiriler, güvenilir medya organlarının inandırıcılığını zedelemektedir.

Asıl eleştirilmesi gerekenler

Burada dikkat çekilmesi gereken, notada kullanılan dil değil; dışişlerinin resmi notasıyla iletilen diplomatik pasaport sahibi eski bir milletvekilinin vize talebinin reddedilmesidir. Dışişlerinin notası, aynı zamanda “Ben bu şahsı tanıyorum, kendisine kefilim” anlamına gelir. Herkes için nota yazılmaz. Vize talebinin “Türkiye’ye dönmeyebilir” gerekçesiyle geri çevrilmesi, diplomatik bir nezaketsizlik olarak değerlendirilmelidir. Ayrıca, diplomatik pasaport sahibi eski milletvekilinin resmi yazışmayı sosyal medyada paylaşması da hatalı bir davranıştır. Geçmişte benzer bir durumda, Yunan milletvekili özür dilemek zorunda kalmıştı. Neyse ki, bizim milletvekilimiz de hatasını fark ederek paylaşımını geri çekmiştir.

Yanlış bilinen doğrular

Halk arasında diplomatik jargonla ilgili olarak yanlış bilinenler, yalnızca yazışmalardaki nezaket ifadeleriyle sınırlı değildir. İki ülke arasındaki ilişkilerde gerginlik anlarında sıkça “Nota verildi” veya “Büyükelçi dışişlerine çağrıldı” gibi haberler duyulmaktadır. Oysa bir büyükelçinin bakanlığa çağrılması, mutlaka bir eleştiri anlamına gelmez. Dışişleri bakanlığı mensupları, yabancı büyükelçiliklere görüşme yapmak için gitmezler; bunun yerine belirli konularda görüş alışverişi yapmak veya bilgi vermek amacıyla büyükelçileri bakanlığa davet ederler.

“Nota vermek” de, sanıldığı gibi her zaman protesto anlamına gelmez. Dışişleri bakanlıkları ile yabancı büyükelçilikler arasındaki günlük işlemler, “nota” adı verilen yazışmalarla yürütülmektedir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplumsal dayanışmayı sağlamak ve iktidar yanlıları ile muhalefeti bir araya getirmek amacıyla sık sık iç cepheyi sağlam tutma çağrısı yapıyor. Ancak bu çağrının karşılık bulduğu söylenemez. Hariciye eleştirilerine gelince, yandaşı muhalifi fırsat bulduğunda hemen eleştirmeye yöneliyor.

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın