Diyarbakır’da Barış İçin Bir Araya Gelindi

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Diyarbakır’da Barış İçin Bir Araya Gelindi

Diyarbakır’dayım ve bu şehir, toplumsal barış ile özgürlük arayışının merkezi haline gelmiş durumda.

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen forumda, Türkiye’nin dört bir yanından katılımcılar bir araya geliyor. Gazeteciler, uzmanlar ve diğer ilgililer, atölye çalışmaları, paneller, film gösterimleri ve hafıza turları gibi etkinliklerle zenginleştirilmiş programda yer alıyor.

Bu organizasyonun ana teması barış. Barışın kalıcılığı ve güçlenmesi için birçok insan fikirlerini paylaşıyor, sunumlar yapıyor. Tüm etkinliklere katılmak ve hepsine yetişmek oldukça zorlayıcı.

Uzun bir aradan sonra Diyarbakır’da böyle bir etkinliğe katılmak beni son derece mutlu ediyor. Barışa katkıda bulunma isteğiyle dolu insanlar arasında olmak, derdimi, endişemi paylaşanlarla bir araya gelmek, benim gibi düşünenler için büyük bir ilham kaynağı.

Batı’da barış destekçileri, özellikle gazeteciler bulmak bu kadar zorken, benzer düşüncelere sahip insanlarla geçireceğim birkaç gün, başka bir organizasyonla karşılaştırılamaz.

Buraya gelme amacım sadece bir gazeteci olarak forumu takip etmek değil, aynı zamanda ‘Barış Gazeteciliği Atölyesi’nde aktif bir rol almaktı.

Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği ve Dicle Fırat Gazeteciler Derneği’nin düzenlediği bu atölyeye katılma heyecanım büyüktü. Çoğunluğunu Kürt gazetecilerin oluşturduğu katılımcılarla barış gazeteciliği konusunu ele almak, deneyimlerimizi paylaşmak, ancak gerçekten barışa inananların anlayabileceği bir duyguydu.

Yaptığımız konuşmalar ve değerlendirmeler sonucunda ortaya çıkan durumu özetlemek gerekirse:

Kürt gazeteciler, mesleklerine barış gazetecisi olarak başlıyor ve bu anlayışı benimsiyorlar. Ancak, mevcut süreçte batılı gazetecilerin barış dilini benimsememesi ve bazı kesimlerin düşmanlık içeren bir dil kullanmaya devam etmesi, önemli bir sorun olarak öne çıkıyor.

Batı’da barış gazeteciliği alanında çalışmaya gönül verenlerin sayısının son derece az olduğu da dikkat çekici bir durum.

En çok üzüntü veren ise, batıdaki bazı gazetecilerin Kürt meslektaşlarıyla bir araya gelmekten çekinmeleri ve dışlayıcı tutumlarıydı. Bu durumun gözle görülür hale gelmesi oldukça acı verici.

Çalışmalarımız sırasında, barışı toplumsallaştırmanın en etkili yollarından birinin gazeteciler aracılığıyla olabileceğini vurguladık. Ancak, barış için emek vermek isteyen batılı gazetecilerin sayısının azlığı ve Kürt meslektaşlarla iş birliği yapma isteksizlikleri dikkat çekiyor.

Bu durumu aşmak için gazetecilerin bir araya gelmesini sağlamak, batılı ve doğulu gazeteciler arasındaki ayrımı ortadan kaldırarak Türkiye genelinde barış için ortak bir çaba oluşturmanın yollarını aradık.

Batı medyasındaki ‘dil sorunu’ da tartıştığımız önemli konulardan biriydi. Ayrıştırıcı ve düşmanlaştırıcı bir dil kullananların meslektaşları tarafından teşhir edilmesi gerektiği üzerinde durduk.

Burada mesele, yalnızca Kürt-Türk tartışması olarak değil; insan haklarını önceliklendirmek, ötekileştirici bir dil kullanmamak ve mesleğin evrensel değerlerini savunabilmek üzerine yoğunlaşmak olmalı.

Türk medyasının, bazı muhalifler de dahil olmak üzere, barışa bu kadar duyarsız kalacak bir duruma gelmesi gerçekten üzücü bir tablo.

İktidar ve ortağından bağımsız bir barış sürecine destek verememek, bu kesim için oldukça trajik bir durum.

Oysa biz gazeteciler, medyanın dilini değiştirerek toplumun barışa yaklaşımını olumlu yönde etkileyebiliriz. Bu amaçla, barış gazeteciliğini hak ettiği saygınlığa ulaştırmak için ortak çalışmalar yapmalıyız. Barışı destekleyen meslektaşlarımızın aramızda yer almasına ihtiyacımız var.

Şu anda yalnız ve sayıca azız; bu alanda çalışacak cesur gazetecilere ihtiyaç duyuluyor. Bu noktada, Türk gazetecilerin Kürt meslektaşlarını dışlama nedenlerini sorgulayarak başlayabiliriz.

Belki de bu bir iç sorgulama, gelişimin ilk adımı olacaktır.

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın