Doğan: Yeni Rapor, Türkiye İçin Tarihi Fırsat!

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Doğan: Yeni Rapor, Türkiye İçin Tarihi Fırsat!

DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, güncel gelişmelere dair Genel Merkezde bir basın toplantısı gerçekleştirdi.

Doğan, TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun son toplantısına ve ortak raporuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu. “Meclis’in ortaya koyduğu irade, bunun çoğulcu bir şekilde gerçekleşmiş olması, siyasetin bu konuda mümkün mertebe en geniş uzlaşıyla en geniş mutabakatla bugüne ulaşması bizim için önemli. Bu süreçte emek veren, çaba gösteren ve masada kalma konusundaki kararlılığını sürdüren tüm siyasi partilere DEM Parti olarak teşekkür ediyoruz” dedi.

Milyonlar adına düşünerek aynı ciddiyetle yaklaştıklarını ifade eden Doğan, şunları belirtti:

“Önceden tespit ettiğimiz kırılgan noktalar, raporda yer buldu. Ancak bazı uyarıların görmezden gelindiğini de belirtmeliyim. Bu aşamaya gelene kadar çok sayıda insan dinlendi; bu nedenle onlara da teşekkür borçluyuz. Komisyon raporunun eksikliklerine rağmen, demokratikleşmeye dair öneriler için dinlemelerin katkısı büyük. Bu nedenle, bu süreçte yer alan tüm katkı sağlayanlara DEM Parti adına teşekkür ediyoruz.”

Terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan’ın DEM Parti İmralı Heyeti ile yaptığı son görüşmenin ardından açıklanan sözlere dikkat çeken Doğan, “Yazılı olarak duyurulduğu gibi ilk aşama resmi olarak tamamlandı. Yeni bir aşamaya geçildi. Bu raporu, ikinci aşamanın başlangıcı olarak kabul edebiliriz. Türkiye’nin yeni bir takvime ihtiyacı var. Bu takvimin nasıl işleyeceği Komisyon raporunda detaylı bir şekilde ifade ediliyor. Ancak bu başlıkların içeriği nasıl doldurulacak, nasıl uygulanacak? Kamuoyunun merak ettiği en önemli sorular arasında bunlar yer alıyor” dedi.

“BİZ İSTERDİK Kİ O RAPORUN ALTINDA TÜM ELEŞTİRİLERİNE RAĞMEN TİP VE EMEP’İN DE İMZASI OLSUN”

İkinci aşamayı “hayati” olarak nitelendiren Doğan, “Ortak raporun bu hayati aşama için ön açıcı olması gerektiğini” vurguladı. “Komisyon’un raporda yer verdiği tespit ve tavsiyelerin zaman kaybetmeden hayata geçirilmesi için bir an önce yasal düzenlemelere geçilmelidir. Meclis, bu meselenin çözümüne dair gereklilikleri artık yerine getirmelidir. Şu ana kadar Komisyon’un iradesi bekleniyordu. Nihai rapor tamamlandı; tartışmalara rağmen ortaya çıktı. Gönül isterdi ki 51 üyenin tamamının ‘evet’ oyu verebileceği bir rapor olsun. Ancak bu gerçekleşmedi. Uyarılar ve dikkat çekilen başlıklar dikkate alınmalı, ama isterdik ki TİP ve EMEP’in de imzası bulunsun” ifadelerini kullandı.

“‘TERÖRSÜZ TÜRKİYE’ SÜRECİ GİBİ TANIMLANDIRMALAR GERÇEKÇİ KAVRAMLAR DEĞİL”

Doğan, hukuki ve yasal düzenlemelerin birincil gündem olması gerektiğini belirtti. “Sayın Öcalan, ‘Koşullar oluşursa bu süreci çatışma ve şiddet zemininden hukuki ve siyasi zemine çekebilirim’ demişti. Şimdi hukuki zemini oluşturacak zaman dilimindeyiz. Memnuniyet verici bir rapor çıktı. Eskinin diliyle yeniyi inşa etmek imkansız. Bu yüzden eski dilin terk edilmesi gerekiyor. Türkiye’nin acı deneyimlerinden ders çıkarılmalı” dedi.

Bölgenin değiştiğini ve meselenin çok boyutlu olduğunu vurgulayan Doğan, “İnkar siyasetinin yarattığı sonuçları gerçekçi bir şekilde ele almak zorundayız. Aksi takdirde değişen bölge dinamiklerini değerlendirmeden bu süreci yürütmek zor olabilir. ‘Terörsüz Türkiye’ tanımlamaları gerçekçi değil. Kürt meselesi bu yaklaşımla çözülemedi. Yeni bir yaklaşıma ve dile ihtiyacımız var” şeklinde konuştu.

“İLLA BİR İSİM BULUNACAKSA BU RAPORA KOMİSYON’UN İSMİNDEN İLHAM ALABİLİRDİ”

Doğan, sürecin adı konusunda bir mutabakat olmadığını hatırlatarak, “Eğer bir isim bulunacaksa, rapora Komisyon’un isminden ilham alınabilirdi. Örneğin, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu ismi toplumun daha geniş kesimlerinden destek bulabilirdi” eleştirisini yaptı.

Kürtçe’nin kamusal alanda özgür bir şekilde yaşatılmasına dair hukuki düzenlemelerin düşünülmesi gerektiğini belirten Doğan, “Bu komisyonun gündemi değildi, çünkü bu bir anayasa meselesi. Ancak ortak raporda ana dili hakkının açık bir biçimde ifade edilmemiş olmasını eleştiriyoruz” dedi.

Ortak rapordaki başlıkların somut bir karşılık bulmasının sürecin gerçek sınavı olacağını ifade eden Doğan, “Tüm siyasi partiler bu raporun altında imzası olan ve olmayan herkesin takibini sağlamalıdır. Raporun tavsiyelerinin Meclis gündemine alınması ve bu konuda çalışmalar yapılması yalnızca siyasi partilerin değil, bu sürece katkı sağlamak isteyen herkesin ortak sorumluluğudur” diye ekledi.

DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, ortak rapordaki tavsiye ve önerilerin TBMM tarafından dikkate alınıp alınmayacağına ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. “Bu rapor, dar siyasi çıkarların ötesinde bir yaklaşımla takip edilmelidir. Rapor, siyaset kurumuna ve topluma yeni sorumluluklar yüklüyor; sadece tavsiyelerde bulunan bir belge değildir, bağlayıcıdır” dedi.

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın