
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na dün iletilen yeni torba yasa teklifi, aynı gün Plan ve Bütçe Komisyonu’na yönlendirilerek, ülkeye döviz girişini artırmayı hedefleyen önemli vergi düzenlemelerini beraberinde getiriyor.
Bu yazıda, söz konusu vergi değişikliklerine dair kısa bir açıklama yapacak ve bu konudaki görüşlerimi sunacağım.
1. Yurt dışında elde edilen kazanç ve iratlar için vergi istisnası getiriliyor
Mevcut düzenlemelere göre, Türkiye’de ikamet eden gerçek kişiler, “tam mükellefiyet” kapsamında, hem Türkiye içindeki hem de dışındaki kazanç ve iratları üzerinden vergiye tabi tutuluyor. (Gelir Vergi Kanunu -GVK- Madde 3/1.)
Türkiye’de yerleşmiş sayılan kişiler (GVK Md.4) aşağıdaki şekilde tanımlanıyor:
* İkametgahı Türkiye’de bulunanlar,
* Bir takvim yılı içerisinde Türkiye’de kesintisiz olarak 6 aydan fazla ikamet edenler (Geçici ayrılmalar, oturma süresini etkilemez.)
Bu noktada, çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmalarının da göz önünde bulundurulması gerektiği unutulmamalıdır.
Otomatik bilgi paylaşımı kapsamında, Türkiye’de yerleşik olan kişilerin yurt dışındaki gelirleri Türkiye ile paylaşılmakta, ancak bu kişilerin yurt dışında elde ettikleri gelirlerin tam olarak vergilendirildiğini söylemek zordur.
Zira bu kişilerden bir kısmı, Türkiye’de 6 aydan az kalarak yerleşik statüsünden kaçabilmektedir.
Maliye İdaresi, vergilendiremediği gelirleri istisna ederek Türkiye’ye getirmeyi hedefliyor. Ancak öngörülen düzenleme, gelirleri değil, kişileri Türkiye’ye çekmeye yönelik olabilir. Varlıkların Türkiye’ye getirilmesi ise “varlık barışı” kapsamında mümkündür.
Teklifte, Gelir Vergisi Kanunu’na eklenmesi planlanan mükerrer 20/D maddesi ile, Türkiye’de yerleşmiş sayılan gerçek kişilerin, yerleşik olmadan önceki son 3 takvim yılında Türkiye’de ikametgah ve vergi mükellefiyeti bulunmaması şartıyla, Türkiye dışında elde ettikleri kazanç ve iratların 20 yıl boyunca (teklif metninde “boyunca” ifadesi kullanıldığı için bu ifadeyi burada da kullanmak zorundayım; ideal olarak “süre ile” ifadesinin kullanılması daha yerinde olur.) gelir vergisinden muaf tutulması öngörülüyor.
Bu istisnadan yararlanabilmek için, önceki üç yılda Türkiye’de yerleşik olmayan kişilerin, istisnadan yararlanacakları dönemde Türkiye’ye yerleşmiş olmaları gerekiyor. Yani Türkiye’de ikametgahlarının olması veya 6 aydan fazla oturmaları şart.
Yurt dışında elde edilen gelirler istisna olsa da, Türkiye’de elde edilen gelirler genel kurallara göre, belirli şartlarla vergiye tabi tutulacaktır.
Bu düzenlemenin, bazı kişileri yurt dışında elde edecekleri gelirleri 20 yıl süresince istisna kapsamına almak için üç yıllık süreyle yurt dışında yerleşmeye teşvik etmesi muhtemel.
Bu hüküm kapsamında istisnadan yararlanacak kişilerin, önceden Türkiye’de elde ettikleri gayrimenkul sermaye iradı, menkul sermaye iradı veya değer artışı kazancı nedeniyle mükellefiyetinin bulunması, istisnadan yararlanmalarına engel olmayacaktır.
İstisna kapsamındaki kazanç ve iratlar için yıllık beyanname verilmeyecek; diğer gelirler nedeniyle beyanname verilmesi durumunda ise bu gelirler beyannameye dahil edilmeyecektir.
İstisna edilen kazanç ve iratlara ilişkin gider ve maliyetler, vergiye tabi kazanç ve iratların tespitinde dikkate alınmayacaktır. (Bu hükme gerek olduğunu düşünmüyorum, zira diğer beyana tabi gelirlerden bu giderlerin indirilmesi zaten söz konusu olamaz.)
İstisna kapsamındaki kazanç ve iratlar nedeniyle yabancı ülkelerde ödenen vergiler, Türkiye’de hesaplanan gelir vergisinden mahsup edilemeyecektir.
Şartların sağlanmadığının sonradan tespit edilmesi halinde tahakkuk ettirilmeyen vergiler, ziyaa uğramış sayılacaktır. (Bu hükme de gerek olmadığını düşünüyorum, zira genel hükümler zaten bu sonucu sağlamaktadır.)
İstisna düzenlemesi, 1 Ocak 2026’dan itibaren Türkiye’ye yerleşmiş sayılanlar için yürürlüğe girecektir (Bu ifadenin de sorunlu olduğunu düşünüyorum, çünkü 2026 yılı için istisnadan yararlanabilmek adına kişinin önceki 3 takvim yılında Türkiye’de ikametgahının ve vergi mükellefiyetinin olmaması şarttır. 2026 yılı için yerleşmiş sayılma durumu, ancak yıl tamamlandıktan sonra belirlenebilir).
Teklifte ayrıca, 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu’nda yapılacak değişiklikle, Gelir Vergisi Kanununa eklenen mükerrer 20/D maddesi kapsamında istisnadan yararlananların, bu süre içerisinde veraset yoluyla mal intikallerinde verginin yüzde 1 oranında alınması öngörülüyor.
2. Nitelikli hizmet merkezi
Teklifte, 4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanununa eklenen bir madde ile, ülkemizin nitelikli hizmet ihracatını artırmaya, yatırımcı görünürlüğünü güçlendirmeye ve uluslararası firmalar için Türkiye’yi bölgesel bir merkez haline getirmeye yönelik nitelikli hizmet merkezlerinin kurulmasına olanak tanınması öngörülüyor.
Bu merkezlerin;
(a) Finansal danışmanlık, stratejik yönetim danışmanlığı, risk yönetimi, nakit ve likidite yönetimi, fonlama ve borçlanma işlemleri, yatırım ve sermaye yapısı planlaması, bütçeleme, finansal raporlama ve analiz, uluslararası muhasebe ve uyum, denetim, dijital dönüşüm ve teknoloji danışmanlığı, yatırım ve veri analizi, hukuk danışmanlığı, tanıtım, marka yönetimi, insan kaynakları ve eğitim hizmetleri ile bu hizmetlere ilişkin koordinasyon ve yönetim hizmetini,
(b) Satış, satış sonrası destek, teknik destek, araştırma ve geliştirme, dış tedarik, yeni geliştirilen ürünlerin test edilmesi, laboratuvar hizmetleri gibi faaliyetlere ilişkin koordinasyon ve yönetim hizmetini sunması öngörülüyor.
Bu kapsamda, en az 3 farklı ülkede aktif olarak faaliyet gösteren uluslararası firmalara hizmet vermek amacıyla kurulacak nitelikli hizmet merkezlerinin yıllık brüt gelirlerinin en az yüzde 80’inin yurt dışından elde edilmesi gerekecek.
Teklifte,
– GVK’nın ücret istisnalarına ilişkin 23 üncü maddesinde yapılması öngörülen değişiklikle, nitelikli hizmet merkezlerinde çalışacak nitelikli hizmet personelinin ücretlerine, tüm çalışanların yararlandığı asgari ücret istisnası ile birlikte brüt asgari ücret
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



