Duruşma Ertelendi, Adalet Çağrısı Yükseliyor!

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Duruşma Ertelendi, Adalet Çağrısı Yükseliyor!

(İSTANBUL) – CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, İBB Davası’nın ikinci haftasında duruşmanın başlamadan sona ermesine sert tepki gösterdi. Günaydın, “Mahkeme heyetini görevini yapmaya davet ediyorum. Hakimler Savcılar Kurulu’nu İstanbul’daki 40’ıncı Ağır Ceza Mahkemesi’nin uygulamalarına dikkat etmeye çağırıyorum. Türkiye tarihinin en önemli duruşmasını, tatil yaparak bitiremezsiniz. Adalet mutlaka tecelli edecek” şeklinde konuştu.

CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 407 sanıklı İBB Davası’nın ikinci haftasında, duruşma başlamadan sona erdi. Sanıklar ve avukatların savunmalarıyla devam etmesi beklenen duruşma, aynı zamanda hukukçu olan CHP Yüksek Disiplin Kurulu Başkanı Turan Taşkın Özer ile Mahkeme Başkanı arasında yaşanan izleyici kısmına geçme tartışması nedeniyle gerçekleştirilemedi. Mahkeme heyeti, duruşmaya önce ara verdi, ardından duruşmayı bir sonraki güne erteledi.

CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın ve Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dilek Kaya İmamoğlu, Silivri’de basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Çelik, duruşma salonunda yaşananlarla ilgili şu ifadeleri kullandı:

“Silivri’deyiz, duruşmanın başladığı günden bu yana sürekli olarak mahkeme heyeti çeşitli gerekçelerle duruşmaya ara veriyor ya da duruşmayı erteliyor. Ne yazık ki sağlıklı bir duruşma süreci, geçtiğimiz haftadan bu yana burada gerçekleştirilemiyor. Normal koşullarda duruşmanın sağlıklı bir şekilde ilerlemesi için en büyük sorumluluk mahkeme heyetine aittir. Ancak, duruşmanın başlamasından önce bu mahkemenin sağlıklı yürüyebilmesi için gerekli tedbirleri aldık. Dışarıda görev yapan 30’un üzerinde arkadaşımız var. Duruşma salonuna yalnızca aileler, avukatlar ve basın görevlileri alınıyor; diğer ziyaretçileri Silivri Dayanışma Merkezi’ne yönlendiriyoruz.

“Mahkemenin sağlıklı yürümesi için bir sonuç alamıyoruz”

Salon içerisindeki ekiplerimiz, duruşmanın sağlıklı bir şekilde yürümesi adına maksimum çaba gösteriyor. Her ara verme kararında aracılar ve komutanlarla görüşmeler yapıyoruz ve onlardan gelen yanıtları bekliyoruz. Ancak, mahkemenin sağlıklı yürümesi adına bir sonuç alabilmiş değiliz.

Son bir yıl içinde pek çok duruşmaya tanıklık ettik. Uygulamalar her seferinde standarttı. Mahkeme heyetinin sağında ve solunda avukatlar, ortalarında aileler ve basın görevlileri yer alıyordu. Ancak, bu duruşmaya özel bir karar alındı. ‘Masalı olan bölümlerin tamamında avukatlar oturacak’ denildi. Ardından ‘izleyiciler ve basın tribüne geçecek’ dendi. Duruşma bu şekilde başlamıştı. Fakat, tutuksuz yargılananların avukatlarının katılmaması sonucu bazı boşluklar oluştu ve mahkeme, ‘hukukçu milletvekilleri ve basın masaların bulunduğu noktada oturabilir’ kararı aldı.

“İnsanlar tıkış tıkış aileler ve basın görevlileri tribün kısmında oturmak zorunda bırakılıyor”

Mahkeme süreçleri devam ederken, perşembe günü geçerli bir gerekçe gösterilmeksizin ‘basın görevlilerini buradan kaldırıyoruz’ denildi. Basın mensupları yeni yere geçmeyince mahkeme tatil edildi. Yarın ne ile karşılaşacağımız belirsiz. Mahkeme salonunun bir bölümünde boş masalar mevcutken, insanlar tıkış tıkış tribün kısmında oturmak zorunda kalıyor. Milletvekilleri de orada yer almak zorunda bırakılıyor. Eğer milletvekilleri kalksa, tribünde oturacak boş sandalye kalmayacak. Hem basın mensupları hem milletvekilleri not alıyorlar. Duruşma sürecine yönelik yazı yazıyorlar. Ancak tribün kısmında hakimin, savcının ve avukatların sesleri net bir şekilde duyulamıyor. Şu an karşılaştığımız durum, sürekli duruşmanın ertelenmesi için çaba gösteren bir heyetle mücadele etmek zorunda kalmamızdır.”

CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, duruşma salonunda yaşanan gelişmeleri şöyle aktardı:

“107 tutuklu sanığın ifadeleri ve sorguları Nisan ayı içinde tamamlanacağı belirtildi. Ancak şu ana kadar sadece dördüncü sanığın sorgusu tamamlanmış durumda. Yani geride 103 sanık var. Sorguların zamanında tamamlanması mahkeme başkanının sorumluluğundadır. Peki, yalnızca dört kişinin sorgusunu yapabilen mahkeme, bayram tatilini de göz önünde bulundurduğunda, nasıl bu süreci Nisan sonuna kadar tamamlamayı planlıyor?”

“Sorguları yapmana kim engel oluyor senin?”

Mahkeme, ‘sorguları tamamlamalıyım ki tahliyeler dâhil ara kararlar verebileyim’ şeklinde bir baskı kuruyor. Bunun anlamı, insanın aklıyla alay etmektir. Burada, iddianamede ismi geçen bazı tutuklu sanıklar var. Kendilerine isnat edilen suçların cezası olmayanlar da mevcut. Ceza süresini tamamlamış olanlar da var. Bu durum, iddianamenin kabulüyle birlikte neden tahliye edilmediklerini sorgulatıyor. Şimdi ‘sorguları yapmalıyım ki ara karar verebileyim’ diyorsunuz. Peki, sorguları yapmanıza kim engel oluyor?”

“Senin amacın bu mahkemeyi görmek mi yoksa görmemek mi?”

Mahkeme başkanı, gazetecilerin oturduğu alanın düzenini bozduğunu öne sürerek duruşmayı tatil edip gitmiştir. Gazetecilerin, duruşma sürecini takip etmeleri ve aktarım yapmaları hakkı vardır. Mahkeme başkanının, bir ara karar verip ne kadar süreyle ara verdiğini açıklamadan gitmesi, hukuka aykırıdır. Bu durumda, mahkeme heyetinin amacı bu duruşmayı görmek mi yoksa görmemek mi? Çok açık bir şekilde ifade ediyorum; ‘TRT’den yayımlansın’ dedik, kabul edilmedi. Çünkü burada anlatılanların kamuoyuyla paylaşılması durumunda yaratacağı etkiyi biliyorsunuz. Şimdi de mahkemeyi görmemeye çalışıyorsunuz.

Mahkeme heyetini sorumluluklarını yerine getirmeye davet ediyorum. Hakimler Savcılar Kurulu’nu İstanbul’daki 40’ıncı Ağır Ceza Mahkemesi’nin uygulamalarını dikkate almaya çağırıyorum. Türkiye tarihinin en önemli duruşmasını, duruşmaları tatil edip kaçarak sonlandıramazsınız. Tahliyesi çoktan geçmiş sanıkları derhal serbest bırakın. Bunun için sorguya bile gerek yok. Bunu tensiple gerçekleştirebilirdiniz. Sorguları da doğru bir şekilde gerçekleştirmek için gerekli önlemleri almanız gerekiyor. Biz, Cumhuriyet Halk Partisi’nin siyasetçileri ve milletvekilleri olarak bu sürecin kolaylaştırılması için elimizden gelen her şeyi yapıyoruz.

“Buranın takvimini siyasetin takvimine ayarlamaya çalışıyor olabilirsin”

Böylesi bir dava olmalı mıydı? Bu dava 40’ıncı Ağır Ceza Mahkemesi’ne düşmeli miydi? İddianamede isnat edilen suçlar gerçek mi, maddi gerçeğe uygun mu? Tüm bunları sorgulamak gerek. Çağlayan Adliyesi’nde 41 ağır ceza mahkemesi varken, hangi davaların hangi mahkemelere düştüğünü tahmin edebiliyoruz. Bu durum normal mi? Eğer değilse, o halde doğal hakim ilkesi geçerliliğini yitiriyor demektir. 40’ıncı Ağır Ceza Mahkemesi’ne paralel heyetler atanıyorsa, bu durumda hukuki bir açıklama yapmam mümkün değil. Belki de burayı erteleyerek arkadaşlarımızın zulmünü artırmak istiyorsunuz, başka davaları bekleyerek burayı birleştirmeyi planlıyorsunuz. Buranın takvimini siyasetin takvimine ayarlamaya çalışıyor ol

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın